GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  
Milas'ın   geleneksel   düğünleri   eskiden   3   gün   3   gece   sürerdi.   Düğünler   ön   düğün   ve   ters düğün   olmak   üzere   haftada   değişik   günlerde   başlardı.   Yaşam   koşullarının   ağırlaşması   üzerine bu   geleneksel   düğünler   terk   edildi   ve   şimdi   hem   kız   hem   oğlan   düğünü   bir   günde   yapılır   oldu. Düğün   öncesinde   kız   isteme   ve   nişan   törenleri   olur.   Düğünler   Salı   ve   Cuma   günleri   başlar.   Salı günü başlayan düğünlere “ön düğün”, cuma günü başlayan düğünlere “ters düğün” denir. Biz    yine    de    geleneksel    düğün    törenlerimizin    öyküsünü    burada    anlatalım    ve    geçmiş toplumsal yaşantımızı bir kez daha anımsayalım... Kız   İsteme:    Evlenecek   iki   kişi   birbiriyle   anlaşmışsa,   oğlan   tarafı   kızı   istemek   için   kız   evine gider   veya   evlenilecek   kız   uzaktan   beğenilmişse,   buna   görücü   usulü   deniyor,   yine   oğlan   tarafı kız   evine   giderek   kızı   anne-babasından   ister.   Kız   evine   giden   “dünürcüler”,   kızı,   “Allahın   emri, peygamberin   kavli”   ile   isterler.   Kız   evi   karar   vermek   ve   düşünmek   için   bir-kaç   gün   süre   ister. Önceden   anlaşılmışsa,   kızı   verme   işi,   “Eh,   iki   genç   birbirlerini   beğenmişler,   evlenmeye   karar vermişler, bize de vermek düşer” diyerek kızı verdiklerini söylerler. Söz   Kesme:    Nişandan   önce   iki   gencin   evliliklerine   karar   verildiğinin   bir   ifadesi   olarak gençlere   söz   yüzüğü   takılır.   Söz   yüzüğü   bir   bakıma,   “her   iki   tarafın   ailesi   olarak   bizler   bu   iki gencin evlenmesine karar verdik” anlamında takılır ve bu şekilde evlilik süreci başlatılmış olur. Nişan:   Nişan   için   gerekli   hazırlıklar   yapıldıktan   sonra   kararlaştırılan   günde,   çalgılı   veya çalgısız   hısım-akraba   ile   nişan   vermeye   gidilir.   Mevlit   okutularak   da   nişan   verilir.   Kıza   nişan yüzüğü    ile    altın    ve    bilezikler    takılır.    Kızın    akrabalarına    hediyeler    verilir.    Bu    arada    çeşitli eğlenceler   düzenlenir.   Konuklara;   şerbet,   pasta,   lokum   ve   kolonya   ikram   edilir.   Bir   hafta   sonra kız evi oğlan evine yüzük takmaya gider. Oğlanın yakın akrabalarından biri oğlana yüzüğü takar. İlk    önceleri    böyle    ayrı    ayrı    yapılan    nişan    törenleri    daha    sonraki    yıllarda    tek    seferde yapılmaya   başlanıldı.   Nişan   genelde   iki   aile   arasında   yapılır.   Bunu,   bazen   balo   şeklinde   yapanlar da   olurdu.   Nişan   törenleri   kız   evinde   olurdu.   Oğlana   ve   kıza   nişan   yüzükleri   bir   aile   büyüğü   veya orada   bulunan   hatırı   sayılır   bir   kişi   tarafından   takılırdı.   Nişanda   bulunanlar,   durumlarına   göre takı takarlar. Misafirlere ikramda bulunulur. Nişanlılık   devresi   kısa   sürdüğü   gibi,   bir-kaç   yıl   veya   daha   fazla   sürdüğü   de   olurdu.   Bu arada oğlan evi, bayramlarda kız evine çeşitli hediyeler gönderir. Alışveriş:    Düğünden    15-20    gün    önce    pusat(giyim-kuşam    eşyaları)    almak    üzere    gelin adayıyla   birlikte   çarşıya   inerler.   Kız   evinin   ve   oğlan   evinin   ihtiyaçları   alınır.   Alınan   eşyaların parası   oğlan   evi   tarafından   ödenir.   Bu   arada   kızın   akrabalarına   çeşitli   hediyeler   alınır.   Evlenmek için gerekli resmi işlemler tamamlanır. Okuntu    Dağıtılması:    Düğünden    bir    hafta    önce,    “okuntu”    dağıtılır.    “Okuntu”    bir    çeşit davetiye    yerine    geçer.    Düğün    sahipleri;    “okuntu”    olarak;    kumaş,    mendil,    havlu,    su    bardağı, fincan   gibi   hediyeler   dağıtırlar.      Bunun   yanında   adam   da   kayırma   da   olur.   Akraba   olursa   kimine gömlek, kimine ayakkabı alınır. “Okuntu”lar, düğüne davet anlamına gelir. Düğün:   Salı   günü   başlar,   cuma   günü   sona   erer.   Buna   “ön   düğün”   denir.   Cuma   günü başlayıp pazartesi biten düğüne de “ters düğün” denir. a)   Birinci   Gün:    Birinci   gün   oğlan   evine   bayrak   dikilir.   Oğlan   çalgıları(davul-zurna)   gelir. Gece boyunca çeşitli eğlenceler düzenlenir. b)   İkinci   Gün:   Oğlan   evi   kız   evine   davullarla   kına   götürür.   Bundan   dolayı   bugüne   “kına verme”   ya   da   “yük   verme”   denir.   Keşkeklik   buğday   hazırlanır.   Oğlan   evi   tarafından,   kız   evine, kına   yakma   töreni   sırasındaki   eğlencede   kullanılacak   olan   malzemeler(çıra,   un,   sadeyağ,   tuz, keşkek, bulgur, kuzu...) gönderilir. Kız   çalgıları,   kadın   havalarını   çalar.   İnce   sazlar   dediğimiz   kız   çalgıları;   cümbüş,   keman, klarnet    ve    darbukadan    oluşur.    Kadın    oyunlarında;    genellikle    Sürmelim,    Karyolamın    Demiri, Deniz   üstü   köpürür,   Eyyüb’üm,   Keklik,   Muğla   zeybeği   ve   Kerimoğlu   zeybeği   oynanır.   Gelin   gelir ve   ortadaki   bir   sandalyeye   oturtulur.   Başının   üstüne   bir   tepsi(sini)   tutulur.   Sini   üstünde   şeker paralanır.   Buna   “şeker   paralama”   denir.   Gelinin   kına   yakılan   elinin   avucunun   içine   metal   para konur.   Gelinin   eline   kına   yakılırken   kına   havası   söylenir.   Oyuncular,   düğün   ve   kına   gecelerinde, düğünü   idare   eden   yenge   veya   gelinin   en   yakın   akrabaları   tarafından   kolundan   tutularak   oyuna kaldırılır.   Oyuna   kaldırılırken   nazlananlar   olur   ama   yenge   onu   zorla   oyuna   kaldırır,   kolundan tutar meydanın içine doğru asılır... Yengelere karşı gelmek, olmaz... “Kına Havası”nın sözleri (dizeleri) şu şekildedir: Getirin, geline kına yakalım Yetmezse azca katalım Gelinin sözünü tutalım A gelin, a gardeş, kınan kutlu olsun Vardığın yerde dilin datlı olsun * Ben balı, pekmez sanırdım Çanaktan akmaz sanırdım Anadan babadan ayrılan kızı El yüzüne bakmaz sanırdım A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Güveyin yanında sözün tatlı olsun * Al ata binesi gelmiş Yorulmuş inesi gelmiş Yavuklusunu göresi gelmiş Gelinim, gadınım, kınan kutlu olsun Vardığın yerde sözün datlı olsun * Yengeler yakar kınayı Halalar verir parayı Aşk olsun, veren anaya Gelinim güzelim kınan kutlu olsun Vardığın yerde sözün datlı olsun * Çam budağı eğip gelir Kız oğlana dönüp gelir Al duvağı sürükledikçe Güveyi atla koşup gelir A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Güveyin yanında sözün datlı olsun * Hani bunun kaynanası Kireç ocağında yanıp galası Kutlu olsun gelinin gınası A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Vardığın yerde dilin datlı olsun c)   Üçüncü   Gün:   Gelin   alma   günüdür.   Gelin   alayı,   davul   ve   zurnalarla   gelin   almaya   gider. Kız   hazırlanıncaya   kadar,   çeyiz   oğlan   evine   götürülür.   Sonra   gelin   ata   veya   taksiye   bindirilir. Kıbleye   dönülerek   dua   edilir.   Oğlan   evine   gelindiğinde,   davul   zurnalar   susar.   Gelin   ata   binerken ve   inerken   başına   şeker,   para   vs.   atılır.   Gelin   kapıdan   girerken   eşiğine   yağ   sürülür.      Sonra   da dini nikâh yapılır. d)   Gerdek:    Damat   akşam   namazını   kıldıktan   sonra,   “sadıçları”yla   eve   gelir,   geline   bir hediye vererek duvağını açar. e)   Duvak:   Gerdek   ertesi   güne   duvak   denir.   Gelin   süslenerek   yanında   bir   kız   arkadaşıyla gelenleri   karşılar   ve   ellerini   öper.   Gelenler,   bu   arada   eğlenir   ve   gelinin   çeyizine   bakarlar.   Duvak töreninde    gelinin    başına    kırmızı    bir    ipek    örtülür,    elti    ya    da    oğlanın    yengeleri    iki    oklava    ile örtünün    iki    ucunu    sararak    toparlar,    davetli    kızların    başlarının    üzerinden    geçirirler.    Bunun anlamı, kısmetlerinin çıkması ve bakire olarak evlenmenin de onlara nasip/kısmet olmasıdır. f)   Gelin   Gezmesi:   Gelin,   yakınlarınca   alınıp   eşe   dosta   ziyarete   götürülür.   Buna   “gelin gezmesi”   denir.   Bu   arada,   sadıca   ve   akrabalara,   içinde   çeşitli   hediyeler   bulunan   bohçalar   verilir ve böylece düğün sona ermiş olur. g)   Düğün   Yemekleri:    Düğünlerde,   misafirlere   yöresel   yemekler   verilir.   Bu   yemek   çeşitleri genelde   her   düğün   için   aynıdır.   Bazı   düğünlerde,   düğün   sahibinin   varsıllığına   göre   bu   çeşitlerde artma   olabilir.   Standart   düğün   yemekleri   şunlardır:   Keşkek,   kuru   fasulye,   ekşili   köfte,   etli   pilav, et yahni, et kavurma, salata, helva veya tulumba tatlısı. Oğlan düğünlerinde, içki de verilir. Gelenek / Görenek ve İnanışlar Efsaneleri,    mitolojileri,    günleri,    inançları,    yatırları    çok    ve    çeşitli    olan    Muğla’da    halk genellikle   gelenek   ve   göreneklerini   sürdürmektedir.   Muğla   ilinin   genelinde   geçerli   olan   gelenek ve görenekler; Milas için de geçerlidir. Dini    bayramlarda,    kandil    ve    vb.    kutsal    günlerde    mezarlıklar    ziyaret    edilir,    mezarlara eskiden   mersin   dikilirdi(kuruyunca   kirlilik   yarattığı   için   şimdi   bu   adetten   vazgeçildi).   Kandillerde ve   ölümlerde   mevlit   okutulmakta;   ölenlerin   yedinci   ve   elli   ikinci   günlerinde   mevlit   okutulmakta ve    lokma    dağıtılmaktadır.        Muharrem    ayında    aşure    pişirilmekte,    Kurban    Bayramlarında, kurbanlar   kesilmektedir.   Düğünlerde,   misafirlere   düğün   yemekleri   ikram   edilmektedir.   Regaip, miraç ve Berat günlerinde; lokma, aşure yapılarak, yoksullara ve komşulara dağıtılır. Ülkemizin   birçok   yerinde   yapılan   yağmur   duası   Milas   için   de   geçerlidir.   Kurak   geçen   bir mevsimin   sonunda,   yağmura   en   çok   ihtiyaç   bulunduğu   bir   zamanda;   o   yörenin   yaşlıları   ve imamı,   yağmurun   yağması   için   tanrıya   dua   etmek   gerektiğine   inanırlar.   Bunun   için   bir   gün belirlenir.   O   gün   herkes   oraya   toplanır.   Bu   gelenek   ve   inanış,   daha   çok   köylerde   uygulanır.   O gün    için    yemekler    pişirilir,    yenilir,    dualar    edilir,    kurban    kesilir.    Kırkbir    boğumlu    asma    dalı okunur,   çakıl   taşı   toplanır   ve   bunlar,   en   yakın   akarsuya   götürülerek   gömülür.   Suyun   olmadığı yerde   uygun   olan   bir   yerde(bu   tepe   bir   nokta   olabilir),   akarsuyun   olduğu   yerde,   dere   kenarında durulur ve eller aşağı doğru tutularak, yağmur yağmasının taklidi yapılır. Daha   eskiden   Milas’ta   yağmur   yağmadığı   zaman   veya   yağma   ihtiyacı   duyulduğu   zaman; Milas’ın   doğusunda   Musalla   mevkiinde   üç   gün   dua   edilir,   yağmazsa   Beçin’e   gidilerek   kurbanlar kesilir   ve   gene   yağmayacak   olursa   kasabanın   doğusunda   ve   bir   saat   uzaklıkta   bir   tepe   üzerinde bulunan   “Buga   Dede”ye   gidilerek,   bir   boğa   kesilirdi.   Boğanın   kanı   yere   düşünce   hemen   yağmur yağacağına inanılırdı. Kaynak: Muğla İl Yıllıkları

Milas Efe Ekibi

Davul - Zurna Kültürü

Milas Arastası

Efsaneleri

Geleneksel Sporlar

Milas’ta Yaşam Sürenler

Milas’ın Kültürü

Türküler, Maniler, Deyimler

ve Atasözleri
DÜĞÜNLER

Geleneksel Halk Giysileri

Düğünler

Halk Oyunları

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017

Milas’ın Kültürü

www.milas.org.tr    
Facebook sayfamız yayına başladı.

Davul - Zurna Kültürü

Milas Arastası

Efsaneleri

Geleneksel Sporlar

Milas’ta Yaşam Sürenler

Türküler, maniler, Deyimler ve Atasözleri

Milas'ın   geleneksel   düğünleri   eskiden   3   gün   3   gece   sürerdi. Düğünler   ön   düğün   ve   ters   düğün   olmak   üzere   haftada   değişik günlerde    başlardı.    Yaşam    koşullarının    ağırlaşması    üzerine    bu geleneksel    düğünler    terk    edildi    ve    şimdi    hem    kız    hem    oğlan düğünü   bir   günde   yapılır   oldu.   Düğün   öncesinde   kız   isteme   ve nişan   törenleri   olur.   Düğünler   Salı   ve   Cuma   günleri   başlar.   Salı günü    başlayan    düğünlere    “ön    düğün”,    cuma    günü    başlayan düğünlere “ters düğün” denir. Biz    yine    de    geleneksel    düğün    törenlerimizin    öyküsünü burada   anlatalım   ve   geçmiş   toplumsal   yaşantımızı   bir   kez   daha anımsayalım... Kız   İsteme:    Evlenecek   iki   kişi   birbiriyle   anlaşmışsa,   oğlan tarafı   kızı   istemek   için   kız   evine   gider   veya   evlenilecek   kız   uzaktan beğenilmişse,    buna    görücü    usulü    deniyor,    yine    oğlan    tarafı    kız evine     giderek     kızı     anne-babasından     ister.     Kız     evine     giden “dünürcüler”,   kızı,   “Allahın   emri,   peygamberin   kavli”   ile   isterler.   Kız evi    karar    vermek    ve    düşünmek    için    bir-kaç    gün    süre    ister. Önceden    anlaşılmışsa,    kızı    verme    işi,    “Eh,    iki    genç    birbirlerini beğenmişler,   evlenmeye   karar   vermişler,   bize   de   vermek   düşer” diyerek kızı verdiklerini söylerler. Söz    Kesme:     Nişandan    önce    iki    gencin    evliliklerine    karar verildiğinin    bir    ifadesi    olarak    gençlere    söz    yüzüğü    takılır.    Söz yüzüğü   bir   bakıma,   “her   iki   tarafın   ailesi   olarak   bizler   bu   iki   gencin evlenmesine   karar   verdik”   anlamında   takılır   ve   bu   şekilde   evlilik süreci başlatılmış olur. Nişan:     Nişan     için     gerekli     hazırlıklar     yapıldıktan     sonra kararlaştırılan   günde,   çalgılı   veya   çalgısız   hısım-akraba   ile   nişan vermeye    gidilir.    Mevlit    okutularak    da    nişan    verilir.    Kıza    nişan yüzüğü   ile   altın   ve   bilezikler   takılır.   Kızın   akrabalarına   hediyeler verilir.   Bu   arada   çeşitli   eğlenceler   düzenlenir.   Konuklara;   şerbet, pasta,   lokum   ve   kolonya   ikram   edilir.   Bir   hafta   sonra   kız   evi   oğlan evine    yüzük    takmaya    gider.    Oğlanın    yakın    akrabalarından    biri oğlana yüzüğü takar. İlk    önceleri    böyle    ayrı    ayrı    yapılan    nişan    törenleri    daha sonraki   yıllarda   tek   seferde   yapılmaya   başlanıldı.   Nişan   genelde   iki aile    arasında    yapılır.    Bunu,    bazen    balo    şeklinde    yapanlar    da olurdu.   Nişan   törenleri   kız   evinde   olurdu.   Oğlana   ve   kıza   nişan yüzükleri   bir   aile   büyüğü   veya   orada   bulunan   hatırı   sayılır   bir   kişi tarafından    takılırdı.    Nişanda    bulunanlar,    durumlarına    göre    takı takarlar. Misafirlere ikramda bulunulur. Nişanlılık   devresi   kısa   sürdüğü   gibi,   bir-kaç   yıl   veya   daha fazla    sürdüğü    de    olurdu.    Bu    arada    oğlan    evi,    bayramlarda    kız evine çeşitli hediyeler gönderir. Alışveriş:    Düğünden    15-20    gün    önce    pusat(giyim-kuşam eşyaları)    almak    üzere    gelin    adayıyla    birlikte    çarşıya    inerler.    Kız evinin    ve    oğlan    evinin    ihtiyaçları    alınır.    Alınan    eşyaların    parası oğlan    evi    tarafından    ödenir.    Bu    arada    kızın    akrabalarına    çeşitli hediyeler alınır. Evlenmek için gerekli resmi işlemler tamamlanır. Okuntu   Dağıtılması:   Düğünden   bir   hafta   önce,   “okuntu” dağıtılır.   “Okuntu”   bir   çeşit   davetiye   yerine   geçer.   Düğün   sahipleri; “okuntu”    olarak;    kumaş,    mendil,    havlu,    su    bardağı,    fincan    gibi hediyeler   dağıtırlar.      Bunun   yanında   adam   da   kayırma   da   olur. Akraba   olursa   kimine   gömlek,   kimine   ayakkabı   alınır.   “Okuntu”lar, düğüne davet anlamına gelir. Düğün:   Salı   günü   başlar,   cuma   günü   sona   erer.   Buna   “ön düğün”    denir.    Cuma    günü    başlayıp    pazartesi    biten    düğüne    de “ters düğün” denir. a)   Birinci   Gün:    Birinci   gün   oğlan   evine   bayrak   dikilir.   Oğlan çalgıları(davul-zurna)     gelir.     Gece     boyunca     çeşitli     eğlenceler düzenlenir. b)   İkinci   Gün:   Oğlan   evi   kız   evine   davullarla   kına   götürür. Bundan    dolayı    bugüne    “kına    verme”    ya    da    “yük    verme”    denir. Keşkeklik   buğday   hazırlanır.   Oğlan   evi   tarafından,   kız   evine,   kına yakma       töreni       sırasındaki       eğlencede       kullanılacak       olan malzemeler(çıra,     un,     sadeyağ,     tuz,     keşkek,     bulgur,     kuzu...) gönderilir. Kız   çalgıları,   kadın   havalarını   çalar.   İnce   sazlar   dediğimiz   kız çalgıları;    cümbüş,    keman,    klarnet    ve    darbukadan    oluşur.    Kadın oyunlarında;   genellikle   Sürmelim,   Karyolamın   Demiri,   Deniz   üstü köpürür,   Eyyüb’üm,   Keklik,   Muğla   zeybeği   ve   Kerimoğlu   zeybeği oynanır.   Gelin   gelir   ve   ortadaki   bir   sandalyeye   oturtulur.   Başının üstüne   bir   tepsi(sini)   tutulur.   Sini   üstünde   şeker   paralanır.   Buna “şeker   paralama”   denir.   Gelinin   kına   yakılan   elinin   avucunun   içine metal    para    konur.    Gelinin    eline    kına    yakılırken    kına    havası söylenir.    Oyuncular,    düğün    ve    kına    gecelerinde,    düğünü    idare eden   yenge   veya   gelinin   en   yakın   akrabaları   tarafından   kolundan tutularak    oyuna    kaldırılır.    Oyuna    kaldırılırken    nazlananlar    olur ama   yenge   onu   zorla   oyuna   kaldırır,   kolundan   tutar   meydanın içine doğru asılır... Yengelere karşı gelmek, olmaz... “Kına Havası”nın sözleri (dizeleri) şu şekildedir: Getirin, geline kına yakalım Yetmezse azca katalım Gelinin sözünü tutalım A gelin, a gardeş, kınan kutlu olsun Vardığın yerde dilin datlı olsun * Ben balı, pekmez sanırdım Çanaktan akmaz sanırdım Anadan babadan ayrılan kızı El yüzüne bakmaz sanırdım A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Güveyin yanında sözün tatlı olsun * Al ata binesi gelmiş Yorulmuş inesi gelmiş Yavuklusunu göresi gelmiş Gelinim, gadınım, kınan kutlu olsun Vardığın yerde sözün datlı olsun * Yengeler yakar kınayı Halalar verir parayı Aşk olsun, veren anaya Gelinim güzelim kınan kutlu olsun Vardığın yerde sözün datlı olsun * Çam budağı eğip gelir Kız oğlana dönüp gelir Al duvağı sürükledikçe Güveyi atla koşup gelir A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Güveyin yanında sözün datlı olsun * Hani bunun kaynanası Kireç ocağında yanıp galası Kutlu olsun gelinin gınası A gelin, a güzel, kınan kutlu olsun Vardığın yerde dilin datlı olsun c)   Üçüncü   Gün:   Gelin   alma   günüdür.   Gelin   alayı,   davul   ve zurnalarla   gelin   almaya   gider.   Kız   hazırlanıncaya   kadar,   çeyiz   oğlan evine    götürülür.    Sonra    gelin    ata    veya    taksiye    bindirilir.    Kıbleye dönülerek    dua    edilir.    Oğlan    evine    gelindiğinde,    davul    zurnalar susar.   Gelin   ata   binerken   ve   inerken   başına   şeker,   para   vs.   atılır. Gelin   kapıdan   girerken   eşiğine   yağ   sürülür.      Sonra   da   dini   nikâh yapılır. d)     Gerdek:      Damat     akşam     namazını     kıldıktan     sonra, “sadıçları”yla eve gelir, geline bir hediye vererek duvağını açar. e)   Duvak:   Gerdek   ertesi   güne   duvak   denir.   Gelin   süslenerek yanında    bir    kız    arkadaşıyla    gelenleri    karşılar    ve    ellerini    öper. Gelenler,    bu    arada    eğlenir    ve    gelinin    çeyizine    bakarlar.    Duvak töreninde   gelinin   başına   kırmızı   bir   ipek   örtülür,   elti   ya   da   oğlanın yengeleri   iki   oklava   ile   örtünün   iki   ucunu   sararak   toparlar,   davetli kızların       başlarının       üzerinden       geçirirler.       Bunun       anlamı, kısmetlerinin    çıkması    ve    bakire    olarak    evlenmenin    de    onlara nasip/kısmet olmasıdır. f)    Gelin    Gezmesi:    Gelin,    yakınlarınca    alınıp    eşe    dosta ziyarete   götürülür.   Buna   “gelin   gezmesi”   denir.   Bu   arada,   sadıca   ve akrabalara,    içinde    çeşitli    hediyeler    bulunan    bohçalar    verilir    ve böylece düğün sona ermiş olur. g)     Düğün     Yemekleri:      Düğünlerde,     misafirlere     yöresel yemekler    verilir.    Bu    yemek    çeşitleri    genelde    her    düğün    için aynıdır.    Bazı    düğünlerde,    düğün    sahibinin    varsıllığına    göre    bu çeşitlerde    artma    olabilir.    Standart    düğün    yemekleri    şunlardır: Keşkek,   kuru   fasulye,   ekşili   köfte,   etli   pilav,   et   yahni,   et   kavurma, salata,    helva    veya    tulumba    tatlısı.    Oğlan    düğünlerinde,    içki    de verilir. Gelenek / Görenek ve İnanışlar Efsaneleri,    mitolojileri,    günleri,    inançları,    yatırları    çok    ve çeşitli    olan    Muğla’da    halk    genellikle    gelenek    ve    göreneklerini sürdürmektedir.    Muğla    ilinin    genelinde    geçerli    olan    gelenek    ve görenekler; Milas için de geçerlidir. Dini   bayramlarda,   kandil   ve   vb.   kutsal   günlerde   mezarlıklar ziyaret   edilir,   mezarlara   eskiden   mersin   dikilirdi(kuruyunca   kirlilik yarattığı     için     şimdi     bu     adetten     vazgeçildi).     Kandillerde     ve ölümlerde    mevlit    okutulmakta;    ölenlerin    yedinci    ve    elli    ikinci günlerinde      mevlit      okutulmakta      ve      lokma      dağıtılmaktadır.        Muharrem     ayında     aşure     pişirilmekte,     Kurban     Bayramlarında, kurbanlar   kesilmektedir.   Düğünlerde,   misafirlere   düğün   yemekleri ikram    edilmektedir.    Regaip,    miraç    ve    Berat    günlerinde;    lokma, aşure yapılarak, yoksullara ve komşulara dağıtılır. Ülkemizin   birçok   yerinde   yapılan   yağmur   duası   Milas   için   de geçerlidir.   Kurak   geçen   bir   mevsimin   sonunda,   yağmura   en   çok ihtiyaç    bulunduğu    bir    zamanda;    o    yörenin    yaşlıları    ve    imamı, yağmurun   yağması   için   tanrıya   dua   etmek   gerektiğine   inanırlar. Bunun   için   bir   gün   belirlenir.   O   gün   herkes   oraya   toplanır.   Bu gelenek    ve    inanış,    daha    çok    köylerde    uygulanır.    O    gün    için yemekler    pişirilir,    yenilir,    dualar    edilir,    kurban    kesilir.    Kırkbir boğumlu   asma   dalı   okunur,   çakıl   taşı   toplanır   ve   bunlar,   en   yakın akarsuya   götürülerek   gömülür.   Suyun   olmadığı   yerde   uygun   olan bir   yerde(bu   tepe   bir   nokta   olabilir),   akarsuyun   olduğu   yerde,   dere kenarında     durulur     ve     eller     aşağı     doğru     tutularak,     yağmur yağmasının taklidi yapılır. Daha     eskiden     Milas’ta     yağmur     yağmadığı     zaman     veya yağma    ihtiyacı    duyulduğu    zaman;    Milas’ın    doğusunda    Musalla mevkiinde   üç   gün   dua   edilir,   yağmazsa   Beçin’e   gidilerek   kurbanlar kesilir   ve   gene   yağmayacak   olursa   kasabanın   doğusunda   ve   bir saat   uzaklıkta   bir   tepe   üzerinde   bulunan   “Buga   Dede”ye   gidilerek, bir    boğa    kesilirdi.    Boğanın    kanı    yere    düşünce    hemen    yağmur yağacağına inanılırdı. Kaynak: Muğla İl Yıllıkları
DÜĞÜNLER

Geleneksel Halk Giysileri

Düğünler

Halk Oyunları

Diğer sayfalar için tıklayınız Diğer sayfalar için tıklayınız