GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

MİLAS İLE İLGİLİ RÖPORTAJLAR - 1

İlgin SAYLAM 

2013  

Ağustos  

ayında  

Milas’a  

atandınız.  

Bir  

Mülki  

İdare  

Amiri  

olarak,  

sahip

olduğu  

potansiyelleri  

bakımından  

Milas’ı  

nasıl  

değerlendiriyorsunuz?  

Milas,  

size

göre nasıl bir ilçe?

Tabi  

öncelikle  

gittiğimiz  

il  

ve  

ilçelerin  

potansiyeline  

bakarız.  

Nesi  

var,  

nesi  

yok,  

ne

yapabiliriz  

diye.  

Madem  

bu  

ilçeye  

geldik,  

görevlendirildik;  

görevlendirildiğimiz  

ilçede,

neler  

yapabileceğimizle  

ilgili  

bir  

potansiyel  

araştırması  

yaparız  

önce.  

Kendi  

açımdan

yaptığım   

araştırmalarda,   

Milas’ın   

potansiyeli   

yüksek   

bir   

ilçe   

olduğunu   

tespit   

ettim.

Daha  

önce  

Kavaklıdere’de  

çalışmış  

olmamdan  

dolayı  

da  

bu  

bölgeyi  

zaten  

biliyordum.

Milas’ın  

zeytincilik  

konusunda  

çok  

ileri  

düzeyde  

olduğunu  

açıkçası  

fark  

edememiştim.

Şimdi Milas’ın içinde olmak, Milas’ı daha ayrıntılı tanımam için bir fırsat oldu.

Bodrum,   

bizim   

için   

bir   

değer.   

Böyle   

bir   

değerin   

yanıbaşında   

Milas’ın   

olması,   

çok

önemli.   

Bu   

durumun   

avantajlarından   

yararlanabilecek   

bir   

ilçe   

olmalı   

Milas.   

Diğer

taraftan  

uluslararası  

bir  

havalimanı  

var.  

Bu  

da  

çok  

önemli  

bir  

değer.  

Güllük’te  

bir

ihracat  

limanımız  

var.  

Bunun  

yanında  

iki  

termik  

santral  

var  

ilçemizde.  

Milas  

halısını

hepimiz   

duyduk,   

biliyoruz.   

Feldspat   

madenini   

bu   

arada   

öğrenmiş   

olduk.   

Milas

mermerinin  

çok  

önemli  

olduğunu  

önceden  

duymuştum.  

Ama  

Milas  

insanının  

büyük

çoğunluğunun   

tarımla   

uğraştığını,   

bu   

tarımın   

da   

özellikle,   

zeytin   

tarımı   

olduğunu,

buraya   

geldikten   

sonra   

öğrendim.   

Milas’ın   

197,5   

km’lik   

bir   

kıyı   

şeridi   

olduğunu

öğrendim.  

Bu  

da  

turizm  

açısından  

çok  

önemli  

bir  

rakam.  

Onun  

ötesinde  

onlarca  

ören

yerimiz  

mevcut.  

Kazı  

çalışması  

yapılan  

çok  

önemli  

merkezlerimiz  

var.  

İşte  

son  

yüzyılın

buluntusu  

denilen  

Uzunyuva/Hekatomnos  

anıtı  

mesela.  

Buraya  

her  

gidişimde  

büyük

bir  

haz  

alıyorum.  

Burada  

kazılar  

devam  

ediyor.  

Bu  

da  

çok  

önemli  

bir  

faaliyet.  

Beçin

Kalesi.  

Menteşe  

Beyliğine  

başkentlik  

yapmış  

beldenin  

hemen  

yanı  

başımızda  

olması…

Labranda,   

Euromos,   

İasos,   

Herakleia   

gibi   

tarihi   

yerlerin   

varlığı…   

Bunları   

çoğaltmak

mümkün.  

Bu  

kadar  

güzelliğe,  

bu  

kadar  

değere  

sahip  

bir  

yerde  

çalışıyor  

olmak,  

insanı

heyecanlandırıyor   

doğrusu;   

çok   

güzel   

şeyler   

yapabilirim   

gibi.   

Söylemeyi   

unuttum.

Kültür   

balıkçılığı   

ilçemizde   

çok   

yaygın   

yapılıyor.   

Tarla   

balıkçılığının   

Türkiye’de   

ve

Dünyada belki başka bir örneği yok. Bu da çok önemli bir ekonomik değer.

Bu   

kadar   

değerin   

içinde   

tabi   

sorunların   

da   

olduğunu   

görüyorsunuz.   

Milas   

zeytin

potansiyeli   

bakımından,   

Türkiye’de   

çok   

önemli   

bir   

yere   

sahip.   

Fakat   

Milas   

zeytin

ekonomisinde  

bu  

kadar  

üne  

sahip  

mi,  

verimli  

bir  

ağaç  

potansiyeli  

var  

mı?  

Yok…  

Geçen

gün  

Karacahisar’dan  

Gökçeler’e  

kadar  

bir  

doğa  

yürüyüşü  

yaptık;  

o  

kadar  

mesafe  

içinde

zeytin ağaçlarının tepesinde maalesef zeytin yoktu. Böyle de bir gerçeğimiz var.

Milas’taki    

insanların    

çoğunluğu    

zeytin    

tarımıyla    

uğraştığı    

için    

bunun    

üzerinde

durulması  

gerektiğine  

kanaat  

getirdik.  

Ticaret  

ve  

Sanayi  

Odası,  

Ziraat  

Odası,  

Belediye

başkanlarımız, bu işlere kafa yoran kişilerle bir araya geldik ve bu işe yoğunlaştık.

Bugüne kadar birçok yerde görev yaptınız. Milas’ın o yerlere göre farkı ne?

Ben  

aynı  

zamanda  

Mardin  

ve  

Rize’de  

vali  

yardımcılığı  

da  

yaptım.  

Tabiî  

ki  

ilin

kendine  

özgü  

farklılıkları,  

kendine  

özgü  

bazı  

avantajları  

var.  

Milas  

bu  

avantajlardan

yoksun.  

Ama  

Milas’ı  

şu  

anda  

il  

yapın,  

aynı  

avantajlara  

sahip  

olacaktır.  

Milas  

öyle  

bir  

yer.

Milas  

aslında  

bölgenin  

de  

merkezi.  

Muğla’da  

iki  

merkez  

var;  

birisi  

Fethiye  

diğeri  

Milas.

Turizm   

açısından   

Bodrum,   

Marmaris,   

Datça   

ve   

Fethiye   

önemli   

merkezlerimiz   

ama

geçmiş  

tarihiyle  

birlikte  

bakıldığında,  

Milas’ın  

Muğla’nın  

en  

önemli  

şehirlerinden,  

en

önemli   

cazibe   

merkezlerinden   

biri   

olduğu   

ortaya   

çıkıyor.   

Dediğim   

gibi   

bu   

bölgede

Milas,   

Sakar   

altında   

da   

Fethiye…   

Aslında   

Milaslıların   

silkinmesi   

lazım.   

Bodrum’un

gölgesinde  

kaldık  

gibi  

bir  

duyguya  

sahipler.  

Bunu  

üzerlerinden  

atmaları  

gerekir.  

Evet

Bodrum  

bizim  

için  

önemli  

bir  

marka,  

önemli  

bir  

turizm  

merkezi…  

Onu  

küçümsemek

mümkün   

değil.   

Onu   

yüceltmek   

gerekir.   

Çünkü   

biz   

ondan   

da   

faydalanıyoruz   

aynı

zamanda.  

Ama  

onun  

ötesinde  

Milas,  

burada  

yaşayan  

uygarlıklara  

başkentlik  

yapmış,

çeşitli   

topluluklara   

yurt   

olmuş   

bir   

şehir.   

   

Turizm   

bazı   

dönemler   

gelir   

değerini

kaybedebilir   

ama   

Milas   

üzerinde   

barındırdığı   

mevcut   

değerlerinden   

dolayı   

hiçbir

zaman değerini kaybetmeyecektir.

Milas’ta turizm gelişecekse bunu Bodrum’la birlikte mi ele almak gerekir?

Kesinlikle.  

Bodrum’u  

bir  

kenara  

  

bırakarak,  

bizim  

turizmde  

gelişeceğiz  

dememiz

mümkün  

değil.  

Bodrum  

önemli  

bir  

merkez.  

Ülkemiz  

adına  

bir  

değerdir.  

Bodrum’dan

yararlanacağız  

ama  

Milas’ın  

da  

kendine  

has  

özellikleri  

olduğunu  

da  

unutmayacağız.

Daha  

önce  

saydığım  

Uzunyuva,  

diğer  

tarihi  

yerlerimizi  

canlandırdığımız  

zaman;  

Milas,

197   

km’lik   

kıyı   

şeridiyle,   

kitle   

turizmine   

açık   

bir   

yerleşim   

yeri,   

diğer   

yandan   

da

üzerindeki  

ören  

yerleriyle  

de  

bir  

kültür  

merkezi.  

Bodrum’da  

bu  

özellikler  

var  

ama  

Milas

kadar   

değil.   

Milas’ın   

bu   

özellikleri   

öne   

çıkarılarak,   

üstünde   

durularak,   

önümüzdeki

süreçte  

Milas’ı,  

bu  

kapsamda  

ileriye  

doğru,  

itici  

güç  

olarak  

bunları  

kullanıp,  

Milasımız’ın

önünü açmamız lazım. Milas birçok şeyi hak ediyor.

Uzunyuva ne zaman ziyarete açılacak, şu anda orada bir çalışma var mı?

Uzunyuva  

belki  

de  

kendi  

alanında  

en  

hızlı  

kazı  

yapılan  

bir  

yer  

oldu.  

Kültür  

ve

Turizm   

Bakanlığı   

burada   

kazı   

yaptı.   

Burada   

harcanılan   

kaynağın   

büyük   

bir   

kısmı

Türkiye  

Kömür  

İşletmeleri  

tarafından  

sağlandı.  

TKİ’nin  

17  

milyonluk  

bir  

kaynağı  

ile

burada   

çok   

hızlı   

bir   

kazı   

çalışması   

gerçekleştirildi.   

Bu   

kazı   

bizim   

hocalarımızın

koordinatörlüğünde  

oldu.  

Kazı  

alanı  

çevresinde  

bulunan  

8  

tescilli  

bina  

restore  

ettirildi.

Ufak-tefek   

eksiklerimiz   

var.   

2016   

yılında   

bu   

binalardan   

bazılarının   

işlevsel   

olarak

hizmete   

girmesini   

amaçlıyoruz.   

Bunlardan   

Halı   

ve   

Etnografya   

Müzesinin   

açılmasını

bekliyoruz.  

Halılar  

toplandı.  

Müze  

Müdürlüğünün  

kendi  

çapında  

çalışmaları  

var.  

Halı

Müzesi,    

Milas    

için    

büyük    

bir    

değer    

olacak.    

Etnografik    

malzemelerin    

toplanma

çalışmaları  

da  

devam  

ediyor.  

Bu  

iki  

müzeyi  

2016  

turizm  

sezonuna  

yetiştirmek  

istiyoruz.

Şu   

anda   

orada   

yapılması   

gereken   

çevre   

düzenleme   

çalışması   

var.   

O   

çok   

önemli.

Buraları  

ziyarete  

açılacak  

ama  

diğer  

yandan  

da  

kazı  

çalışması  

devam  

edecek.  

Diğer

binaların   

tefrişi   

olacak.   

2016’da   

yavaş   

yavaş   

insanlar   

artık   

Uzunyuva’ya   

girmeye

başlayacak.

Fakat  

şunu  

da  

söylemek  

lazım.  

Uzunyuva’nın  

tek  

başına  

Milas’ı  

kalkındırması

mümkün  

değil.  

Geçen  

gün  

belediye  

başkanımızla  

da  

görüştük.  

Bir  

kere  

buraya  

gelen

insanlar,    

tur    

kapsamında    

otobüslerle    

gelecek,    

ilçemizin    

belirli    

yerlerinde,    

bu

otobüslerin   

park   

yerlerinin   

ayrılması   

gerekiyor.   

Belli   

bir   

güzergâhta   

bu   

insanlar

gezdirilmeli.  

Belediye  

başkanının  

bu  

kapsamda  

projeleri  

var.  

Baltalıkapı  

meydanı  

ve

çevre  

düzenlemesi  

projesi,  

Hacı  

İlyas  

Meydanı  

projesi  

var.  

Bunlar  

gerçekleştiğinde,  

bir

tur   

hattı   

oluşacak.   

İnsanlar   

bu   

tur   

güzergâhını   

gezerek   

ondan   

sonra   

ilçemizden

ayrılacak.  

Buraya  

gelen  

insanların  

bir  

şeyler  

de  

satın  

almaları  

gerekiyor.  

Bunun  

için  

bir

altyapı  

hazırlanması  

gerekiyor.  

Bu  

projelerin  

içinde  

bunlar  

da  

var.  

Arasta’nın  

1.  

Etap

restorasyonu   

tamamlandı.   

Oralarda   

satış   

yerleri   

oluşturulup,   

misafirlere   

bir   

şeyler

satabilmemiz    

lazım.    

Diğer    

taraftan    

ve    

en    

önemlisi,    

ilçemize    

gelen    

turistlerin,

konaklattırılması   

gerekir.   

Asıl   

yapılması   

gereken   

iş   

bu.   

Bu   

anlamda,   

sivil   

toplum

kuruluşlarının,  

Odaların,  

ekonomik  

olarak  

güçlü  

insanların  

Milas’ta  

yatırım  

yapmaları

gerekir,  

bunu  

sağlamak  

lazım.  

Butik  

otellere  

ihtiyacımız  

var;  

eski  

Milas  

dediğimiz  

yerde,

çevrede.  

Çünkü  

Milas’a  

gelen  

insanlar  

o  

havayı  

teneffüs  

etmek  

isteyeceklerdir.  

Örneğin

Çeşme’de  

Alaçatı  

diye  

bir  

bölge  

var.  

Taş  

binalar  

yapılmış.  

Gittiğinizde  

bakıyorsunuz,

burada  

kalınır  

mı?  

Kalıyor  

insanlar.  

Orayı  

teneffüs  

ediyorlar.  

Oda  

fiyatları  

çok  

yüksek

fiyatlara  

satılabiliyor  

ve  

insanlar  

gidip  

kalıyorlar.  

Milas’a  

turist  

gelsin,  

gezip  

gitsinler

dediğimiz   

zaman,   

aslında,   

kaybederiz.   

Turisti   

Milas’ta   

konaklattırmamız   

gerekiyor.

Günübirlik  

turizm  

Milas’a  

çok  

bir  

şey  

kazandırmayacaktır.  

  

Uzunyuva  

hareket  

noktası

olmak   

üzere,   

Gümüşkesen   

de   

dahil   

belli   

bir   

güzergahta   

turisti   

gezdirip,   

Milas’ta

konaklattırmamız lazım. Bu şart!

Milas’ın  

sahip  

olduğu  

değerlere  

göre  

nasıl  

bir  

vizyon  

belirlenmeli,  

nasıl  

bir

gelecek planlaması yapılmalı?

Sohbetimizde   

ortaya   

çıkan   

şu   

diye   

düşünüyorum.   

Milas   

bir   

kültür   

şehri   

ve

bölgemizin   

en   

önemli   

kültür   

merkezi.   

Bir   

kere   

Milas’ın   

kültürünü   

öne   

çıkarmak

gerekiyor.   

Sadece   

bina   

kültürünü   

kastetmiyorum.   

Milas’ın   

geçmişinden   

kaynaklı,

burada   

yaşayan   

insanların   

hoşgörüsüyle   

beraber,   

bir   

kültürel   

altyapı   

da   

var.   

Bu

bölgede    

geçmişte    

Yahudiler,    

Rumlar    

yaşamış    

ama    

barış    

içinde,    

huzur    

içinde

yaşamışlar.   

Milasımızın   

böyle   

bir   

geçmişi   

var.   

Bu   

nedenle   

kültürel   

altyapımızın   

ön

plana  

çıkarılması  

gerektiğini  

düşünüyorum.  

Sadece  

bununla  

yetinmek  

mi  

gerekiyor?

Hayır.  

Milas’ın  

tarımı  

da  

çok  

önemli.  

Milas’ın  

tüm  

değerlerinin  

harmanlanarak  

devam

ettirilmesi   

gerekir.   

Herkesi   

turizme   

yönlendirdiğiniz   

zaman   

bu   

da   

yeterli   

olmuyor.

Köylerde  

yaşayan  

insanlarımız  

var.  

Nüfusun  

büyük  

bir  

çoğunluğu  

köylerde…  

Bunlar

turizmle  

uğraşmıyor,  

başka  

işlerle  

uğraşıyor.  

Mihenk  

taşımız  

turizm  

ama  

tarıma  

da

ağırlık  

vereceğiz,  

balık  

yetiştiriciliğine,  

madene  

de  

ağırlık  

vereceğiz.  

Ama  

bunları  

uyum

içinde   

götürmemiz   

gerekir.   

Örneğin   

kültür   

balıkçılığı   

yapıyoruz   

ama   

diğer   

yanda

insanlar  

denizden  

turizm  

olarak  

yararlanıyorlar.  

Bunlar  

birbirine  

zarar  

vermeden,  

bir

çevre  

kirliliği  

yaratmadan  

bu  

işlerin  

götürülmesinde  

yarar  

var.  

Balıkçılık  

yapanlar  

denizi

doğayı  

kirletmeyecek;  

başkaları  

da  

balıkçılığa  

zarar  

vermeyecek.  

Karşılıklı  

anlayış  

içinde

bunları götürebilmeliyiz.

Kültür  

turizmi  

derken  

bunun  

içinde  

kırsal  

turizmi  

veya  

gastro  

turizmi  

de

katabilir miyiz?

Kültür  

turizmi  

deyince  

aslında  

bunlar  

kastettim.  

Burası,  

kültürü  

çok  

derinlere

giden  

bir  

bölge.  

Bunun  

kendine  

özgü  

gelenekleri,  

güzel  

giyinişleri,  

güzel  

yemekleri  

var.

Çomakdağı’na  

giden  

insan  

sadece  

yemek  

için  

gitmiyor,  

Çomakdağı’ndaki  

o  

kadınların

giyiniş   

tarzı,   

düğünleri   

vb.   

bir   

bütün   

olarak   

insanların   

ilgisini   

çekiyor.   

Bu   

bölgede

özellikle  

ot  

yemekleri  

çok  

önemli.  

Pazarlamak  

için  

çok  

ideal  

yemekler  

yöre  

yemekleri.

Örneğin   

Alaçatı’da   

ot   

yemekleriyle   

ilgili   

festival   

yapıyorlar.   

Bunun   

da   

buralarda

yapılması  

ve  

aynı  

zamanda  

pazarlanması  

gerekir.  

Kültür  

turizmi  

içinde  

alternatif  

turizm

değerleri  

de  

var.  

Örneğin  

bir  

mağara  

ile  

ilgileniyoruz  

şimdi.  

Gökçeler’de  

Uyku  

Vadisi

denilen  

bölgede,  

bir  

İncirli  

Mağara  

var,  

harika  

bir  

şey.  

Gökçeler  

kanyonu.  

Orası  

çok

güzel  

bir  

kanyon  

aslında.  

O  

kanyon  

içinde  

çok  

sayıda  

mağara  

var  

ama  

en  

iyisini,  

en

büyüğünü  

turizme  

kazandırdık.  

2016  

yılı  

içinde  

inşallah  

burası  

da  

faaliyete  

geçecek.

Kitle  

turizmi,  

deniz-kum-güneş  

önemli  

ama  

bunun  

yanında  

başka  

şeylere  

de  

merak

salacak  

insanlar.  

Buraya  

gelen  

insanlar  

farklı  

etkinlikler  

içinde  

yer  

alabilmeli.  

Bölgemize

gelen   

insan   

denizine   

girsin,   

güneşlesin   

ama   

bölgemizin   

diğer   

aktivitelerinden   

de

yararlanabilsin;  

bu  

sağlanmalı.  

Buraya  

gelen  

turist  

iki  

gün  

butik  

otelde  

konaklayacak,

daha  

sonra  

köye  

gidecek,  

organik  

tarımı  

görecek,  

köylüyle  

birlikte  

hasadını  

yapacak,

salçasını  

yapacak,  

sonra  

da  

uyku  

vadisine  

gidip  

bu  

mağarayı  

gezecek…  

Dibekdere’de

örneğin  

zurnacılarımız  

var,  

onlar  

da  

bizim  

için  

büyük  

bir  

değer.  

Davul-zurnacılarımızın

da  

kültür  

turizmi  

kapsamında  

değerlendirilmeleri  

gerekir  

diye  

düşünüyorum.  

Bunların

hepsi  

bir  

bütün.  

Kültür  

deyince,  

sadece  

tarihi  

eserlerimizi  

anlamamak  

gerekir.  

Deniz-

kum-güneş  

turizmi  

dışında,  

alternatif  

turizm  

kapsamındaki  

değerlerin  

hepsi  

Milas’ta

mevcut.

Şimdi      

asıl      

söyleşi      

konumuza      

gelelim.      

Milas      

zeytinciliğini      

nasıl

değerlendiriyorsunuz?

Aslında   

Allah   

vermiş.   

Bu   

yönden   

Milaslılar   

çok   

şanslı.   

Yani   

denizi   

dedik,

madenleri,  

havalimanı,  

santral  

dedik…  

Ama  

bunların  

yanında  

800-900  

yıldır,  

belki  

daha

eskilerde    

insanlar    

zeytincilikle    

uğraşmışlar,    

geçimlerini    

sağlamışlar.    

Zeytin    

aynı

zamanda  

barış  

dilidir,  

barışın  

sembolüdür.  

Böyle  

bir  

yerde,  

güzel  

bir  

ürünle  

haşır-neşir

olmuş   

insanlar.   

Evet   

bölgemiz   

memecik   

zeytinine   

sahip   

ve   

ülkemizde   

%   

10   

ağaç

potansiyeline  

sahip.  

Bu  

yüzden  

Milas  

önemli  

bir  

orana  

sahip  

bulunmakta.  

  

Milas’ta

zeytin  

ağacının  

olmadığı  

yer  

yok.  

Böyle  

bir  

yerde  

zeytinin  

ve  

yağının  

çok  

kaliteli  

olması

gerekir.  

Milas’a  

geldikten  

sonraki  

gözlemlerim  

bu  

manada  

değil.  

Zeytinle  

ilgili  

bir  

kısım

arkadaşlarımız,  

zeytinle  

ilgili  

bu  

işe  

öncülük  

eden  

insanların  

çok  

büyük  

emekleri  

var.

İşte   

Ali   

Osman   

Menteşe   

gibi   

isimler   

çok   

güzel   

yağ   

üretmişler,   

Milas   

zeytinyağının

uluslararası   

kataloglarda   

yer   

almasını,   

uluslararası   

yarışmalarda   

derece   

almasını

sağlamışlar.  

Böyle  

üreticilerimize  

teşekkür  

ediyorum.  

Sonra  

Zeynep-Cem  

Çelikoğlu’nun

markaları  

da  

Osman  

Bey  

gibi  

uluslararası  

katalogda  

yer  

almış.  

Sağolsunlar.  

Ama  

bu

örnek    

üreticilerimizin    

sayısı    

çok    

az.    

Bunun    

herkes    

tarafından    

benimsenmesi,

uygulanması  

lazım.  

Zeytinin  

üretiminden-yetirştirilmesinden-hasadından-sıkılmasında-

saklanmasına   

ve   

pazarlanmasına   

kadar   

bu   

zeytin   

ve   

yağının   

iyi   

bir   

şekilde   

ortaya

konulması   

gerekir.   

Herkesin   

de   

bunu   

benimsemesi   

gerekir.   

Bununla   

ilgili   

güzel

çalışmalar  

ortaya  

konulmuş  

ama  

yeterli  

değil.  

Yaptığımız  

toplantılarda  

bununla  

ilgili

daha   

fazla   

çalışmalar   

yapılmasına   

kanaat   

getirdik.   

Bu   

nedenle   

Milas’ın,   

zeytin   

ve

zeytinyağı  

üretimi  

konusunda  

yapacağı  

çok  

iş  

olduğunu  

düşünüyorum.  

Her  

şeyden

önce   

bir   

Körfez   

bölgesi   

gibi   

değiliz.   

Bunu   

biliyoruz.   

Milas   

zeytinciliği   

konusunda

gidecek daha çok yolumuz var ve ev ödevimiz çok fazla…

Siz  

Iğdır  

doğumlusunuz.  

Doğu’nun  

yemek  

kültürüne  

alışkın  

bir  

insansınız.

Zeytinyağı   

ile   

ne   

zaman   

tanıştınız,   

evinizde   

şu   

anda   

zeytinyağlı   

yemekler

yapılıyor mu, Milas yemek kültürüne alışabildiniz mi?

Evet  

benim  

doğum  

yerim  

Iğdır,  

Doğu’nun  

en  

ücra  

köşesi…  

Haritayı  

şöyle  

bir

katlasan   

Muğla   

ile   

Iğdır   

birbirine   

çakışır.   

Böyle   

bir   

yerden   

geldim   

ama   

yıllardır

Türkiye’yi   

geziyoruz.   

Ortaokulu   

Kars’ta   

okuduktan   

sonra   

Ankara,   

Ankara’dan   

sonra

Türkiye’nin   

değişik   

yerlerini   

dolaştım.   

Kaymakam   

olarak   

ilk   

görev   

yerim   

Muğla-

Kavaklıdere.   

Yıl,   

1997.   

Zeytinle   

şöyle   

tanışıklığımız   

var.   

Babam   

bakkaldı.   

Bakkalda

teneke  

kutularda  

zeytin  

satılırdı.  

Eve  

misafir  

geldiğinde,  

ancak  

zeytin  

yerdik.  

Kahvaltıda

onlara  

ikram  

ederdik.  

Zeytinle  

tanışıklığımız  

bu  

şekilde  

oldu.  

Bunun  

dışında  

zeytin

yemezdik.   

Zeytinyağı   

ile   

hiç   

tanışmamıştık.   

Vita   

yağı   

dediğimiz   

margarin   

yağları

kullanırdık.  

Yıllar  

geçtikçe  

zeytin  

ve  

zeytinyağı  

ile  

ilgili  

bir  

kültür  

oluşmaya  

başladı  

ama

yine  

insanda  

oturmuyor  

bu.  

Aileden  

gelmesi,  

damak  

tadınızın  

bu  

şekilde  

oluşması

lazım.  

Tabi  

evde  

yemeği  

yapan  

kimse,  

kadının  

bu  

işe  

yönelmesi,  

eğilim  

göstermesi

gerekiyor.   

Sizi   

alıştıran   

nihayetinde   

onlar.   

Uzun   

yıllar,   

zeytini   

kahvaltıda   

yenen,

zeytinyağını  

salataya  

dökülen  

bir  

şey  

olarak  

tanıdık,  

bunun  

dışında  

zeytin  

ve  

zeytinyağı

ile   

ilgili   

bir   

kültürümüz   

oluşmadı.   

Sonraki   

yıllarda,   

zaman   

içinde   

evde   

zeytinyağı

kullanılmaya  

başlanıldı.  

Şimdi  

bir  

kısım  

yemeklerimizde  

zeytinyağı  

kullanıyoruz  

ama  

bu

anlamda   

daha   

katedilecek,   

gidilecek   

çok   

yolumuz   

olduğunu   

düşünüyorum.   

Bütün

yemeklerde zeytinyağı kullanmıyoruz. Bunu üzülerek söylüyorum.

Milas’ın  

yemeklik  

otları  

meşhurdur.  

Örneğin  

ebegümeci  

kavurması,  

turp

otu ekşilemesi gibi. Bunlar yapılıyor mu evde?

Halâ  

ona  

da  

alışamadık.  

Biz  

et  

kültüründen  

gelen  

insanlarız.  

Çocukluktan  

bazı

şeylerin  

insana  

yerleşmesi  

lazım.  

Etli  

yemeklerle  

ilgili  

bir  

geçmişimiz  

var.  

Etsiz  

yemek

mesela,  

bize  

yemek  

gibi  

gelmiyor.  

Bir  

yemek  

yapılıyorsa,  

içinde  

mutlaka  

et  

olmalıdır…

Yıllar   

önce   

Kavaklıdere’de   

çalışırken,   

öğrenciler   

için   

etli   

yemek(kuru   

fasulye   

veya

nohutlu)  

ihalesi  

yapmıştık.  

Bir  

gün  

gittim  

baktım,  

yemeklerde  

et  

yok.  

Dedim,  

neden

böyle?  

Bana,  

“bu  

bölgede  

çocuklar,  

yemeği  

etli  

yemez”  

dediler.  

Şaşırdım.  

  

Ben,  

bir

yemekte   

et   

yoksa   

o   

yemeğin   

bir   

manası   

yok   

diye   

düşünürüm.   

Sonra   

çocuklarla

konuştum,  

dediler  

ki,  

“biz  

onu  

yiyemeyiz…”  

Sonra  

başka  

bir  

gün  

gittim.  

Yemek  

etli.

Çocuklar   

etleri   

bir   

köşeye   

ayırmışlar,   

yemeğin   

kuru   

fasulyesini   

yemişler.   

Bizim

kültürümüzde   

de   

o   

yemekler   

etli   

olur   

ve   

etleri   

yeriz.   

Otlu   

yemek   

kültürünün   

ve

zeytinyağının  

çok  

sağlıklı  

olduğu  

artık  

hepimiz  

tarafından  

biliniyor.  

Damak  

tadımızı  

da

yavaş  

yavaş  

buna  

yönlendirmeye  

çalışıyoruz.  

Bu  

bir  

süreç...  

Hemen  

olmuyor.  

Eskiye

göre bizim evimizde zeytinyağı çok daha fazla kullanılıyor.

Çocuklarınız alışabildi mi?

Çocuklarımız  

da  

alışıyor.  

  

Onlar  

ne  

görürse  

onu  

yiyecekler.  

Bizim  

gibi  

değiller.

Çocuklarımız buna alışık… Bunda bir sıkıntı yok.

Milas’ta  

Zeytin  

Hasat  

Şenliği  

ilk  

defa  

Kaymakamlığın  

kurumsal  

önderliği  

ile

gerçekleşti.   

Geçen   

yılki   

hasat   

şenliğini   

nasıl   

değerlendiriyorsunuz,   

bu   

seneki

şenlik nasıl olacak?

Geçen   

yılki   

hasat   

şenliği   

arkadaşlarımızın   

bu   

işin   

yapılmasıyla   

ilgili   

önerileri

doğrultusunda,  

sizlerin  

de  

katıldığı,  

ön  

toplantılar  

vardı.  

Bu  

toplantılar  

sonrasında  

bir

şeyler  

yapılması  

gerektiğine  

kanaat  

getirdik.  

Sadece  

toplanıp  

konuşmakla  

olmaz  

bu

işler.   

Bu   

iş   

sadece   

Tarım   

İlçe   

Müdürlüğünün   

çalışmasıyla   

da   

olmuyor.   

Ali   

Osman

Menteşe,  

bu  

anlamda,  

büyük  

bir  

üstat;  

O’nun  

ferdi  

çalışmalarıyla  

olacak  

şey  

değil.  

Bu

hasat  

şenlikleri  

başka  

il  

ve  

ilçelerde  

yapılıyor.  

Daha  

fazla  

kitleye  

ulaşıp,  

daha  

iyi  

zeytin

nasıl  

yetiştirilir,  

daha  

kaliteli  

zeytinyağı  

nasıl  

üretilir,  

nasıl  

saklanır,  

nasıl  

pazarlanır;

bunun  

alt  

yapısını  

oluşturmak  

için  

bir  

bilinç  

oluşturmaktı  

amacımız.  

Geçen  

sene  

bu

şenliği   

düzenledik.   

   

Geçen   

seneki   

şenlikte   

çok   

başarılı   

olduğumuzu   

düşünüyorum.

Şenliği;   

Belediye,   

MİTSO,   

Ziraat   

Odası,   

Şoförler   

Odası,   

Tariş   

Zeytin   

ve   

Zeytinyağı

Kooperatifi,  

İlçe  

Tarım  

Müdürlüğü  

bu  

oluşumun  

içinde  

yer  

aldı.  

Milas  

Meslek  

Yüksek

Okulu,  

birçok  

sivil  

toplum  

örgütü,  

üreticiler;  

birçok  

kurum  

ve  

kişinin  

desteğiyle  

çok

güzel  

bir  

etkinlik  

yaptığımızı  

düşünüyorum.  

En  

azından  

kendi  

aramızda  

çok  

güzel  

bir

ahenk  

içindeydik.  

Çok  

geniş  

katılımlı  

bir  

yelpazeyle  

yapınca,  

ortaya  

çok  

güzel  

sonuçlar

çıktı.

Şimdi  

ikincisini  

yapıyoruz.  

Bu  

sene  

daha  

iyisini  

yapacağımızı  

ümit  

ediyorum.  

Son

zamanlarda  

ülkemizde  

yaşanan,  

hepimizi  

üzüntüye  

boğan  

olayların  

meydana  

gelmesi,

şehitlerimizin    

olması,    

Ankara’daki    

o    

olayda    

çok    

sayıda    

vatandaşımızın    

hayatını

kaybetmesi  

nedeniyle;  

şenliğin  

eğlence  

kısmını  

iptal  

ettik,  

kapsamını  

daralttık.  

Şenliğin

bilinçlendirmeye   

yönelik   

etkinlikleri   

devam   

edecek.   

Organik   

zeytin   

ve   

zeytinyağı

üretimi  

ve  

pazarlama  

stratejileri  

konulu  

bir  

panel  

düzenlenecek.  

Tanıtım  

amaçlı  

olarak

ülke   

çapında   

ün   

yapmış   

gazetecileri   

davet   

edeceğiz.   

Yemek   

şeflerinin-gurmelerin,

yemek  

yarışmalarında  

bizlere  

desteği  

olacak.  

Şenköy’de  

hasat  

etkinliği  

yapılacak.  

Bu

sene     

orayı     

seçtik.     

Değişik     

değişik     

aktivitelerimiz     

olacak.     

Amacımız     

üretici

bilinçlenmesini  

gerçekleştirmek  

ve  

herkesin  

bilinçli  

bir  

şekilde  

zeytin  

üretimi  

yapmasını

sağlamak.

Milas’ta  

bu  

sene  

Gıda-Tarım  

ve  

Hayvancılık  

Fuarının  

yedincisi  

olacak.  

Bir  

de

zeytin    

hasat    

şenliği    

düzenleniyor.    

Bu    

etkinliklerin,    

sizin    

gözünüzle,    

Milas

açısından önemi nedir?

Bu  

tip  

etkinlikler  

üreticinin  

ufkunu  

açıyor.  

Zeytin  

hasat  

şenliğinde  

makineli  

hasat

ön  

plana  

çıkmıştı.  

Fuarda  

da  

şunu  

gördük;  

ağaca  

çok  

fazla  

zarar  

vermeden  

yapılan

makineli  

hasadın  

çok  

önemli  

olduğu,  

çeşitli  

görsellerle  

insanlara  

anlatıldı  

ve  

bu  

konuda

bir  

bilinç  

oluştu.  

Fuarda  

o  

makinelerin  

çok  

satıldığını  

gördük.  

Aynı  

zamanda  

fuarın

böyle  

bir  

özelliği  

de  

var.  

Fuar  

ilçemizin  

tanıtımı  

adına  

da  

çok  

önemli.  

Zeytin  

hasat

şenliği  

de  

önemli  

ama  

bu  

etkinlik  

dar  

kapsamlı  

ve  

bir  

ürüne  

endeksli  

yani  

ürün  

bazlıdır.

Milas  

Fuarı  

ise,  

bölgemizin  

en  

önemli  

fuarlarından  

bir  

tanesi  

ve  

bu  

sene  

7.’si  

yapılıyor.

Yedi  

yıldır  

bu  

fuar  

ziyaretçi  

ve  

katılımcı  

sayısı  

artarak  

devam  

ediyor  

ve  

çok  

büyük  

ilgi

görmeye  

başladı.  

Belki  

ileride  

güzel  

bir  

fuar  

alanı  

yapabilirsek,  

Milas  

adına  

çok  

büyük

bir kazanım olacaktır.

Burada  

şunu  

sormak  

istiyorum.  

Milas’ta,  

fuar  

olgusu  

tuttu.  

Milas’a  

sabit  

bir

fuar  

alanı  

gerekiyor;  

yıl  

12  

ay  

fuar  

etkinlikleri  

düzenleyebilmek  

için…  

Bu  

konuda

Kaymakamlık   

öncülüğünde   

Milas’a   

sabit   

bir   

fuar   

alanı   

kazandırmak   

için   

bir

çalışma, bir girişim başlatılabilir mi?

Şimdiye  

kadar  

böyle  

bir  

çalışma  

yapabildik  

mi?  

Hayır  

ama  

bunun  

görüşmelerini

yapıyoruz.  

Kim  

yapabilir,  

nasıl  

olabilir,  

nerede  

yapabiliriz?  

Her  

şeyden  

önce  

bunun  

için

bir   

alan,   

bir   

arazi   

lazım.   

Bir   

de   

bunu   

kim   

yapabilir,   

hangi   

kuruluş   

buna   

öncülük

edebilir?   

Bizim   

gibi   

kamu   

kuruluşlarında   

kaynak   

yok.   

Kimler   

yapabilir?   

Belediyeler

yapabilir.  

Ticaret  

ve  

Sanayi  

Odasıyapabilir,  

Ziraat  

Odası  

yapabilir  

ya  

da  

bunların  

tümü

yapabilir.  

Bir  

şirket  

kurulur,  

belli  

ortaklıklar  

olur.  

Bunların  

öncülüğünde  

burada  

bir  

fuar

ve   

kongre   

merkezi   

oluşturulabilir…   

Kongre   

turizmini   

de   

buna   

eklemek   

gerekir.

İlçemizde  

kış  

turizmi  

yok  

diyoruz.  

Neden  

yok?  

İşte  

bunun  

gibi  

bir  

merkez  

olmadığı  

için

yok.  

Bölgemizdeki  

faaliyetleri  

artırma  

anlamında  

bu  

şekilde  

bir  

çalışmanın  

içine  

girmek

gerekir  

diye  

düşünüyorum.  

Milas’ın  

sabit  

bir  

fuar  

alanına  

ihtiyacı  

olduğu  

ortaya  

çıktı,

artık.  

Bunu  

belki  

Büyükşehir’le  

birlikte  

yapabiliriz,  

Belki  

Milas  

Belediyesi  

yapabilir  

veya

bir bütün olarak şirket bünyesinde biraraya gelinerek bu çalışma yapılabilir.

Kurumsal olarak bu konuda sizin önderliğinize ihtiyaç olabilir…

Ben   

her   

konuda   

Milas’ın   

önünün   

açılması   

gerektiğini   

savunuyorum.   

Benim

üzerime  

düşen  

ne  

görev  

olursa  

ben  

bunu  

yaparım.  

Burada  

bir  

sorun  

yok.  

Şunu  

da

söyleyeyim;  

Milas’ta  

kurumlar  

arasında  

ahenk  

var.  

Bu  

sadece  

bize  

bağlı  

resmi  

kurumlar

arasında   

değil,   

sivil   

toplum   

örgütleri,   

yerel   

yönetimler,   

Odalar;   

bütün   

kurumlar

arasında  

güzel  

bir  

uyum  

var.  

Milas  

için  

ne  

yapılması  

gerekiyorsa,  

diğer  

arkadaşlarla

görüşüp, planlamak, bizim boynumuzun borcu… İnşallah hep beraber bunları yaparız.

Yaptıkları  

çalışmalarla  

Milas’ta  

iz  

bırakan  

Kaymakamlar  

var.  

Dönemizde

yapılacak  

iyi  

çalışmalarla,  

sizin  

de  

iz  

bırakan  

Kaymakamlar  

listesine  

yer  

almanızı

istiyoruz… Bu anlamda iz bırakan çalışmaların yapılması bizim için önemli!

Bütün  

geçmiş  

Kaymakamlarımıza  

teşekkür  

ediyorum.  

Her  

gelen  

Kaymakamımız,

her  

gelen  

yöneticimiz  

mutlaka  

iyi  

şeyler,  

kalıcı  

hizmetler  

yapmak  

ister.  

Kaymakam  

aynı

zamanda  

bir  

orkestra  

şefidir.  

Bu  

bölgede  

yapılması  

gereken  

işlerin  

organizesi,  

hayata

geçirilmesiyle  

ilgili  

bir  

şeyler  

yapılabilir.  

Önümüzdeki  

süreçte  

bazı  

ilklerin  

yapılması

konusunda   

bazı   

şeylere   

öncülük   

etmiş   

olacağız.   

Ama   

bu   

sadece   

bir   

Kaymakamla

olacak  

iş  

değil;  

bu  

bir  

birliktelikle  

olur.  

Herkesin  

çalışmasıyla  

olur.  

Ben  

şunu  

isterim

tabi.  

Buradan  

gittikten  

sonra,  

10  

sene,  

20  

sene  

sonra  

ismimiz  

anılsın.  

Şimdi  

nasıl  

bazı

Kaymakamlarımızın  

ismi  

saygı-şükran  

ve  

minnetle  

anılıyorsa,  

bizim  

de  

ismimiz  

anılsın.

Bu  

beni  

mutlu  

eder.  

Bir  

yönetici  

için  

en  

güzel  

şey  

budur.  

Belki  

bizim  

için  

dua  

yerine  

de

geçer.  

Gelecekte  

Milas’ın  

kaderinde  

rol  

oynayacak,  

Milas’ın  

önünü  

açacak  

bir  

kısım

projelerde  

benim  

de  

adım  

geçer,  

ben  

de  

burada  

güzel  

şeylerin  

yapımıyla  

ilgili  

bir  

şeyler

yapmış   

olurum.   

Kendi   

çapımızda   

ufak-tefek   

çalışmalar   

yapıyoruz   

ama   

asıl   

şunu

görebilirsem  

çok  

mutlu  

olacağım.  

Milas’ta  

sokaklarda,  

caddelerde  

turistlerin  

gezdiğini,

alışveriş  

yaptıklarını  

görebilirsem  

bu  

beni  

çok  

mutlu  

eder.  

Milas’a  

turist  

geliyor  

ama

çok  

yetersiz.  

Bir-iki  

arabayla  

olmaz.  

Milas  

öyle  

bir  

yer  

ki,  

Milas  

turist  

kaynamalı.  

Bazı

yerlere  

gidiyoruz  

örneğin,  

turistten  

geçilmiyor.  

Her  

türlü  

imkanına  

rağmen  

Milas  

niye

böyle  

olmasın?  

Diyebilirim  

ki  

Milas  

bu  

konuda  

çok  

geç  

kalmış…  

Ama  

hiçbir  

şey  

için  

geç

değildir.  

Elele  

verip  

bazı  

şeyleri  

yapmamız  

gerekiyor.  

Örneğin  

geçen  

sene  

Labranda’yı

1500  

kişi  

ziyaret  

etmiş.  

Bu  

az  

bir  

sayı.  

Daha  

fazla  

olması  

lazım.  

Bizim  

gibi  

potansiyeli

yüksek   

bir   

yerin,   

1500-2000   

turistle   

yetinmesi   

mümkün   

değil.   

O   

nedenle   

Milas’ın

kaderini değiştirecek bir takım atılımlara katkımın olmasını isterim…

Zeytinyağında   

tağşiş   

olayı   

var   

yani   

zeytinyağına   

kanolayağı-çiçekyağı-

pamukyağı   

karıştırılması   

durumu…   

Tağşişe   

karşı   

mücadele   

etmek,   

denetim

yapmak gerekiyor. Kaymakamlık olarak bu konuda bir çalışmanız var mı?

Bu   

tür   

şikâyetleri   

alıyoruz   

zaman   

zaman.   

Özellikle   

Salı   

pazarında   

bir   

kısım

satıcılarımız   

tarafından   

bunun   

yapıldığı   

söyleniyor.   

İlçe   

Tarım   

Müdürlüğümüzün

denetim  

yetkisi  

var.  

Denetimlerin  

yapılması  

ve  

bu  

şekilde  

yapanlar  

için  

tahkikatın,

gerekli  

işlemlerin  

yapılması  

gerekiyor.  

Bu  

denetim  

görevi  

bazı  

zamanlar  

oldu.  

Tabi  

biz

insanların   

denetlenerek,   

ceza   

verilerek   

hizaya   

gelmesi   

arzusunda   

değiliz.   

Aslında

insanlarımızın   

bilinçli   

olması   

gerekir.   

Üç-beş   

kuruş   

para   

kazanacağız   

diye   

Milas’ın,

Milas  

zeytinyağının  

ismiyle  

oynanmasının  

bir  

anlamı  

yok,  

Milas’a  

zarar  

veriyoruz.  

Milas’ı

seven    

her    

insanın,    

bunun    

bilincinde    

olması    

gerekir.    

Bununla    

ilgili    

olarak    

ta

vatandaşlarımızın  

aslında  

fahri  

müfettiş  

gibi  

çalışması  

gerekir.  

Kamunun  

her  

işyerini  

24

saat  

denetlemesi  

mümkün  

değil  

ama  

her  

alıcı  

aynı  

zamanda  

iyi  

bir  

denetleyicidir.  

Evet

bizim  

bu  

konuda  

denetleyici  

birimlerimiz  

var,  

belli  

zamanlarda,  

Milas  

pazaryerinde,

başka  

satış  

yerlerinde  

denetim  

görevini  

yapıyorlar…  

Her  

satıcının  

bir  

Milas  

milliyetçisi

olması   

gerekir.   

Yani   

Milas’ın   

adının   

kötüye   

çıkmaması,   

Milas’ın   

değerlerinin   

kötü

şekilde   

anılmaması   

adına   

herkesin   

duyarlı   

olması   

gerektiğine   

inanıyorum.   

Milas

zeytinyağının   

kötü   

kaderi   

aslında   

burada   

yatıyor;   

bunun   

önüne   

geçtiğimiz   

zaman,

Milas’ta  

ne  

kadar  

güzel  

ve  

kaliteli  

yağ  

olduğunu  

insanlar  

görecekler…  

Belki  

onlara  

ürün

yetiştiremeyeceğiz.    

Önümüzdeki    

süreçte    

bilinçlendirme    

çalışmalarını    

yaparken,

denetim  

faaliyetlerini  

de  

artıracağız  

ki  

insanlar  

gerçekten  

Milas’ta  

damak  

tadı  

yüksek  

o

güzel  

yağın  

satıldığını  

görecekler  

ve  

zeytinyağımız  

da  

bu  

şekilde  

hak  

ettiği  

yere  

ulaşmış

olacaktır diye düşünüyorum.

Milas’ta  

çok  

güzel  

ambalajlı,  

kaliteli  

markalı  

ürünler  

var  

ama  

bu  

ürünlerin

pazarlama    

sıkıntısı    

var.    

Milas    

ürünlerinin    

markalaşması    

ve    

pazarlama

sorunlarının aşılması için neler yapılabilir?

Pazarlama  

işi,  

teknik  

bir  

iş.  

Pazarlama  

farklı,  

profesyonel  

bir  

iş.  

Benim  

senin  

veya

başkasının  

üstesinden  

gelebileceği  

bir  

iş  

değil.  

Örneğin  

sizin  

de,  

Milas  

yöresi  

ürünlerin

internet   

üzerinden   

pazarlamasıyla   

ilgili   

bir   

e-ticaret   

girişiminiz   

olduğunu   

biliyoruz,

alvegari.com   

isminde.   

Aslında   

çok   

güzel   

bir   

çalışma,   

tebrik   

ediyorum.   

Yani   

bu   

bir

çalışmadır,   

başarılı   

bir   

faaliyettir.   

Bu   

anlamda   

ilçemizde   

bu   

işi(pazarlama)   

yapan

insanların    

profesyonel    

destek    

almaları    

lazım.    

Bu    

şart.    

Kaliteli    

zeytinyağının

pazarlamasının  

yapılması  

gerekir.  

Kalite  

çok  

önemli…  

Kalitesiz  

bir  

malı  

belki  

bir  

sefer

satarsınız   

ama   

bir   

daha   

satamazsınız.   

Markalaşma   

yolunda   

uygun   

adımlarla,   

belli

stratejilerle  

hareket  

edilmeli,  

önce  

iç  

pazara  

sonra  

Dünya  

pazarına  

girmek  

önemlidir.

Pazarlama    

konusu,    

profesyonel    

destek    

alınması    

gereken    

bir    

alan.    

Bu    

konuda

çalışmalar    

yapılmalı.    

Yapacağımız    

şenliklerde    

bununla    

ilgili    

bilgiler    

verilecek,

üreticilerimizin ufku açılacaktır…

Milas’ta     

yakın     

zamanda     

Muğla     

Üniversitesi     

tarafından     

“Zeytincilik

Uygulama  

ve  

Araştırma  

Merkezi”  

kuruldu.  

Bu  

merkezin  

Milas  

açısından  

önemi

nedir, yer sorununun çözümü konusunda çalışmalar var mı?

Muğla   

Üniversitesi   

bünyesinde   

zeytinle   

ilgili   

bir   

bölüm   

yok.   

Ziraat   

Fakültesi

Fethiye’de  

kurulacak.  

Bizde  

de  

Veterinerlik  

Fakültesi  

kurulacak.  

Ziraat  

Fakültesi  

bizde

kurulmadı  

ama  

zeytinle  

ilgili  

bir  

enstitü  

kuralım  

dedik.  

Bu  

yönde  

bir  

teklifimiz  

vardı.

Rektörümüz,   

enstitü   

kurmanın   

biraz   

zor   

olması   

nedeniyle,   

müdürlük   

kurulmasının

daha  

kolay  

olduğunu  

söyledi.  

Bu  

nedenle  

Zeytincilik  

Uygulama  

ve  

Araştırma  

Merkezi

Müdürlüğü  

kuruldu.  

Müdürümüz  

de  

atandı.  

Bundan  

sonraki  

süreçte  

bir  

yer  

tahsisi

yapılacak…  

Yer  

tahsisinden  

sonra  

da  

artık  

faaliyete  

geçip,  

önümüzdeki  

süreç  

için  

de

yapılacakların  

planlanılması  

gerekiyor.  

Milas’ta  

aynı  

amaç  

için  

Tarım  

Bakanlığına  

ait  

bir

kuruluşumuza  

bağlı  

olarak  

çalışan  

bir  

alan  

vardı,  

şu  

anda  

bir  

işadamımızın  

uhdesinde

kirada…  

Onun  

da  

iki  

seneden  

az  

bir  

kira  

süresi  

kaldı.  

İki  

sene  

sonra  

kiralama  

süresi

dolacak.  

Süresi  

dolduktan  

sonra  

orası  

devralınacak.  

Ama  

onun  

ötesinde  

geçmişte  

aynı

kapsamda   

kullanılan,   

30-40   

dönüme   

yakın   

bir   

yerimiz   

var.   

İlk   

etapta   

orayı   

tahsis

edeceğiz.  

Bu  

yer  

de,  

bahsedilen  

bu  

yere  

yakın;  

iki  

parça  

bir  

yer.  

Bu  

parçaların  

birisinde

zeytinler   

var.   

Burada   

önemli   

olan   

zeytin   

çeşitlerinin   

de   

geliştirilmesi.   

Bu   

bölgenin

zeytini  

memecik  

zeytini  

ama  

belki  

bazı  

çalışmalarla  

memecik  

zeytini  

de  

geliştirilebilir.

Zeytin  

ve  

zeytinyağı  

ile  

ne  

kadar  

sorun  

varsa,  

onların  

ele  

alınacağı,  

araştırılacağı,  

yeni

önerilerin  

geliştirileceği  

bir  

yer  

olacak  

orası.  

Bu  

merkez,  

sadece  

Milas’a  

değil,  

il  

geneline

ve  

gerektiğinde  

il  

dışına,  

bölgeye  

de  

hizmet  

verecek…  

Bu  

bölgenin  

tamamına  

hizmet

verecek  

bir  

merkez  

burası.  

Yakında,  

o  

dediğim  

yerler  

tahsis  

edilecek,  

ondan  

sonraki

süreçte  

de  

işadamımızın  

kira  

süresi  

dolduğunda,  

bu  

yeri  

bize  

teslim  

etmesiyle  

beraber

bu  

yerinde  

merkeze  

tahsisi  

sağlanacak.  

Orada  

hem  

zeytin  

var  

hem  

bağ  

var.  

İhtiyacı

kadar  

yerin,  

merkeze  

verilmesi  

gerekiyor.  

Hazine  

elinde  

de  

yeterince  

arazimiz  

var.

İşadamının  

kirası  

altındaki  

yer  

için  

avantajımız;  

orada  

binalar  

var,  

zeytinler  

var…  

Burası

olursa,  

merkezin  

çalışmaları  

bakımından  

kısa  

sürede  

çok  

hızlı  

yol  

alınması  

mümkün

olur.

Son olarak söylemek ve eklemek istediklerini nedir?

Size   

teşekkür   

ediyorum.   

Bir   

saattir   

neredeyse,   

Milas’la   

ilgili   

konuşma   

fırsatı

verdiniz.  

Şunu  

söylemek  

isterim.  

Milas,  

potansiyeli  

çok  

yüksek  

bir  

ilçe…  

Bu  

şehrin

insanlarının,  

Milas’ın  

gelişim,  

Milas’ın  

hak  

ettiği  

yere  

gelmesiyle  

ilgili  

çok  

büyük  

çaba

sarf  

etmeleri  

gerekir.  

Milas’taki  

yaşayan  

insanlarımız,  

belki  

bölgenin  

de  

özelliklerinden

kaynaklı  

olarak  

rahat  

davranıyorlar,  

rahatlarına  

ağırlık  

veriyorlar.  

Milas’ın  

gelişimi  

çok

önemli.  

Bu  

bölgede,  

binlerce  

yıldır  

yaşanıyor,  

belki  

binlerce  

yıl  

daha  

yaşanılacak.  

O

zaman  

çocuklarımıza  

daha  

iyi  

bir  

Milas  

bırakmak  

adına,  

ne  

gerekiyorsa,  

hep  

birlikte

yapmamız,    

elele    

vermemiz    

gerekiyor.    

Bizim    

bir    

Bodrum’dan,    

bir    

Marmaris    

ve

Fethiye’den  

hiçbir  

eksiğimiz  

yok.  

Fazlamız  

olduğunu  

söyleyebilirim.  

O  

zaman,  

Milas’ın

hak  

ettiği  

yere  

ulaşmasını  

sağlamak  

ta  

bizim  

görevimiz!..  

Milas’ta,  

un  

var,  

su  

var,  

şeker

var; hep birlikte helvayı yapacağız…

(Bu söyleşi 2015 yılında, ikinci zeytin hasat şenliği öncesinde yapıldı)

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN 

Ali Osman MENTEŞE 

Uğur TERZİOĞLU

Konuk: Fuat GÜREL (Milas Eski Kaymakamı)

Röportaj: Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ

Muhammet TOKAT

DİĞER RÖPORTAJLAR

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017

MİLAS İLE İLGİLİ RÖPORTAJLAR - 1

İlgin SAYLAM 

2013  

Ağustos  

ayında  

Milas’a  

atandınız.  

Bir  

Mülki

İdare     

Amiri     

olarak,     

sahip     

olduğu     

potansiyelleri

bakımından   

Milas’ı   

nasıl   

değerlendiriyorsunuz?   

Milas,

size göre nasıl bir ilçe?

Tabi   

öncelikle   

gittiğimiz   

il   

ve   

ilçelerin   

potansiyeline

bakarız.  

Nesi  

var,  

nesi  

yok,  

ne  

yapabiliriz  

diye.  

Madem  

bu

ilçeye   

geldik,   

görevlendirildik;   

görevlendirildiğimiz   

ilçede,

neler    

yapabileceğimizle    

ilgili    

bir    

potansiyel    

araştırması

yaparız    

önce.    

Kendi    

açımdan    

yaptığım    

araştırmalarda,

Milas’ın  

potansiyeli  

yüksek  

bir  

ilçe  

olduğunu  

tespit  

ettim.

Daha  

önce  

Kavaklıdere’de  

çalışmış  

olmamdan  

dolayı  

da  

bu

bölgeyi  

zaten  

biliyordum.  

Milas’ın  

zeytincilik  

konusunda  

çok

ileri  

düzeyde  

olduğunu  

açıkçası  

fark  

edememiştim.  

Şimdi

Milas’ın  

içinde  

olmak,  

Milas’ı  

daha  

ayrıntılı  

tanımam  

için  

bir

fırsat oldu.

Bodrum,  

bizim  

için  

bir  

değer.  

Böyle  

bir  

değerin  

yanıbaşında

Milas’ın  

olması,  

çok  

önemli.  

Bu  

durumun  

avantajlarından

yararlanabilecek    

bir    

ilçe    

olmalı    

Milas.    

Diğer    

taraftan

uluslararası  

bir  

havalimanı  

var.  

Bu  

da  

çok  

önemli  

bir  

değer.

Güllük’te  

bir  

ihracat  

limanımız  

var.  

Bunun  

yanında  

iki  

termik

santral    

var    

ilçemizde.    

Milas    

halısını    

hepimiz    

duyduk,

biliyoruz.   

Feldspat   

madenini   

bu   

arada   

öğrenmiş   

olduk.

Milas      

mermerinin      

çok      

önemli      

olduğunu      

önceden

duymuştum.   

Ama   

Milas   

insanının   

büyük   

çoğunluğunun

tarımla   

uğraştığını,   

bu   

tarımın   

da   

özellikle,   

zeytin   

tarımı

olduğunu,  

buraya  

geldikten  

sonra  

öğrendim.  

Milas’ın  

197,5

km’lik   

bir   

kıyı   

şeridi   

olduğunu   

öğrendim.   

Bu   

da   

turizm

açısından   

çok   

önemli   

bir   

rakam.   

Onun   

ötesinde   

onlarca

ören   

yerimiz   

mevcut.   

Kazı   

çalışması   

yapılan   

çok   

önemli

merkezlerimiz   

var.   

İşte   

son   

yüzyılın   

buluntusu   

denilen

Uzunyuva/Hekatomnos  

anıtı  

mesela.  

Buraya  

her  

gidişimde

büyük  

bir  

haz  

alıyorum.  

Burada  

kazılar  

devam  

ediyor.  

Bu  

da

çok   

önemli   

bir   

faaliyet.   

Beçin   

Kalesi.   

Menteşe   

Beyliğine

başkentlik  

yapmış  

beldenin  

hemen  

yanı  

başımızda  

olması…

Labranda,   

Euromos,   

İasos,   

Herakleia   

gibi   

tarihi   

yerlerin

varlığı…  

Bunları  

çoğaltmak  

mümkün.  

Bu  

kadar  

güzelliğe,  

bu

kadar    

değere    

sahip    

bir    

yerde    

çalışıyor    

olmak,    

insanı

heyecanlandırıyor   

doğrusu;   

çok   

güzel   

şeyler   

yapabilirim

gibi.   

Söylemeyi   

unuttum.   

Kültür   

balıkçılığı   

ilçemizde   

çok

yaygın  

yapılıyor.  

Tarla  

balıkçılığının  

Türkiye’de  

ve  

Dünyada

belki  

başka  

bir  

örneği  

yok.  

Bu  

da  

çok  

önemli  

bir  

ekonomik

değer.

Bu   

kadar   

değerin   

içinde   

tabi   

sorunların   

da   

olduğunu

görüyorsunuz.     

Milas     

zeytin     

potansiyeli     

bakımından,

Türkiye’de   

çok   

önemli   

bir   

yere   

sahip.   

Fakat   

Milas   

zeytin

ekonomisinde   

bu   

kadar   

üne   

sahip   

mi,   

verimli   

bir   

ağaç

potansiyeli    

var    

mı?    

Yok…    

Geçen    

gün    

Karacahisar’dan

Gökçeler’e  

kadar  

bir  

doğa  

yürüyüşü  

yaptık;  

o  

kadar  

mesafe

içinde  

zeytin  

ağaçlarının  

tepesinde  

maalesef  

zeytin  

yoktu.

Böyle de bir gerçeğimiz var.

Milas’taki  

insanların  

çoğunluğu  

zeytin  

tarımıyla  

uğraştığı  

için

bunun    

üzerinde    

durulması    

gerektiğine    

kanaat    

getirdik.

Ticaret      

ve      

Sanayi      

Odası,      

Ziraat      

Odası,      

Belediye

başkanlarımız,  

bu  

işlere  

kafa  

yoran  

kişilerle  

bir  

araya  

geldik

ve bu işe yoğunlaştık.

Bugüne  

kadar  

birçok  

yerde  

görev  

yaptınız.  

Milas’ın

o yerlere göre farkı ne?

Ben  

aynı  

zamanda  

Mardin  

ve  

Rize’de  

vali  

yardımcılığı

da   

yaptım.   

Tabiî   

ki   

ilin   

kendine   

özgü   

farklılıkları,   

kendine

özgü  

bazı  

avantajları  

var.  

Milas  

bu  

avantajlardan  

yoksun.

Ama    

Milas’ı    

şu    

anda    

il    

yapın,    

aynı    

avantajlara    

sahip

olacaktır.   

Milas   

öyle   

bir   

yer.   

Milas   

aslında   

bölgenin   

de

merkezi.  

Muğla’da  

iki  

merkez  

var;  

birisi  

Fethiye  

diğeri  

Milas.

Turizm   

açısından   

Bodrum,   

Marmaris,   

Datça   

ve   

Fethiye

önemli     

merkezlerimiz     

ama     

geçmiş     

tarihiyle     

birlikte

bakıldığında,  

Milas’ın  

Muğla’nın  

en  

önemli  

şehirlerinden,  

en

önemli   

cazibe   

merkezlerinden   

biri   

olduğu   

ortaya   

çıkıyor.

Dediğim  

gibi  

bu  

bölgede  

Milas,  

Sakar  

altında  

da  

Fethiye…

Aslında  

Milaslıların  

silkinmesi  

lazım.  

Bodrum’un  

gölgesinde

kaldık  

gibi  

bir  

duyguya  

sahipler.  

Bunu  

üzerlerinden  

atmaları

gerekir.  

Evet  

Bodrum  

bizim  

için  

önemli  

bir  

marka,  

önemli

bir  

turizm  

merkezi…  

Onu  

küçümsemek  

mümkün  

değil.  

Onu

yüceltmek  

gerekir.  

Çünkü  

biz  

ondan  

da  

faydalanıyoruz  

aynı

zamanda.    

Ama    

onun    

ötesinde    

Milas,    

burada    

yaşayan

uygarlıklara    

başkentlik    

yapmış,    

çeşitli    

topluluklara    

yurt

olmuş   

bir   

şehir.   

   

Turizm   

bazı   

dönemler   

gelir   

değerini

kaybedebilir    

ama    

Milas    

üzerinde    

barındırdığı    

mevcut

değerlerinden         

dolayı         

hiçbir         

zaman         

değerini

kaybetmeyecektir.

Milas’ta     

turizm     

gelişecekse     

bunu     

Bodrum’la

birlikte mi ele almak gerekir?

Kesinlikle.   

Bodrum’u   

bir   

kenara   

   

bırakarak,   

bizim

turizmde   

gelişeceğiz   

dememiz   

mümkün   

değil.   

Bodrum

önemli  

bir  

merkez.  

Ülkemiz  

adına  

bir  

değerdir.  

Bodrum’dan

yararlanacağız    

ama    

Milas’ın    

da    

kendine    

has    

özellikleri

olduğunu     

da     

unutmayacağız.     

Daha     

önce     

saydığım

Uzunyuva,  

diğer  

tarihi  

yerlerimizi  

canlandırdığımız  

zaman;

Milas,   

197   

km’lik   

kıyı   

şeridiyle,   

kitle   

turizmine   

açık   

bir

yerleşim  

yeri,  

diğer  

yandan  

da  

üzerindeki  

ören  

yerleriyle  

de

bir  

kültür  

merkezi.  

Bodrum’da  

bu  

özellikler  

var  

ama  

Milas

kadar  

değil.  

Milas’ın  

bu  

özellikleri  

öne  

çıkarılarak,  

üstünde

durularak,  

önümüzdeki  

süreçte  

Milas’ı,  

bu  

kapsamda  

ileriye

doğru,  

itici  

güç  

olarak  

bunları  

kullanıp,  

Milasımız’ın  

önünü

açmamız lazım. Milas birçok şeyi hak ediyor.

Uzunyuva   

ne   

zaman   

ziyarete   

açılacak,   

şu   

anda

orada bir çalışma var mı?

Uzunyuva  

belki  

de  

kendi  

alanında  

en  

hızlı  

kazı  

yapılan

bir  

yer  

oldu.  

Kültür  

ve  

Turizm  

Bakanlığı  

burada  

kazı  

yaptı.

Burada  

harcanılan  

kaynağın  

büyük  

bir  

kısmı  

Türkiye  

Kömür

İşletmeleri   

tarafından   

sağlandı.   

TKİ’nin   

17   

milyonluk   

bir

kaynağı  

ile  

burada  

çok  

hızlı  

bir  

kazı  

çalışması  

gerçekleştirildi.

Bu  

kazı  

bizim  

hocalarımızın  

koordinatörlüğünde  

oldu.  

Kazı

alanı   

çevresinde   

bulunan   

8   

tescilli   

bina   

restore   

ettirildi.

Ufak-tefek   

eksiklerimiz   

var.   

2016   

yılında   

bu   

binalardan

bazılarının   

işlevsel   

olarak   

hizmete   

girmesini   

amaçlıyoruz.

Bunlardan     

Halı     

ve     

Etnografya     

Müzesinin     

açılmasını

bekliyoruz.   

Halılar   

toplandı.   

Müze   

Müdürlüğünün   

kendi

çapında  

çalışmaları  

var.  

Halı  

Müzesi,  

Milas  

için  

büyük  

bir

değer  

olacak.  

Etnografik  

malzemelerin  

toplanma  

çalışmaları

da   

devam   

ediyor.   

Bu   

iki   

müzeyi   

2016   

turizm   

sezonuna

yetiştirmek   

istiyoruz.   

Şu   

anda   

orada   

yapılması   

gereken

çevre   

düzenleme   

çalışması   

var.   

O   

çok   

önemli.   

Buraları

ziyarete  

açılacak  

ama  

diğer  

yandan  

da  

kazı  

çalışması  

devam

edecek.  

Diğer  

binaların  

tefrişi  

olacak.  

2016’da  

yavaş  

yavaş

insanlar artık Uzunyuva’ya girmeye başlayacak.

Fakat   

şunu   

da   

söylemek   

lazım.   

Uzunyuva’nın   

tek

başına   

Milas’ı   

kalkındırması   

mümkün   

değil.   

Geçen   

gün

belediye  

başkanımızla  

da  

görüştük.  

Bir  

kere  

buraya  

gelen

insanlar,   

tur   

kapsamında   

otobüslerle   

gelecek,   

ilçemizin

belirli  

yerlerinde,  

bu  

otobüslerin  

park  

yerlerinin  

ayrılması

gerekiyor.   

Belli   

bir   

güzergâhta   

bu   

insanlar   

gezdirilmeli.

Belediye  

başkanının  

bu  

kapsamda  

projeleri  

var.  

Baltalıkapı

meydanı  

ve  

çevre  

düzenlemesi  

projesi,  

Hacı  

İlyas  

Meydanı

projesi  

var.  

Bunlar  

gerçekleştiğinde,  

bir  

tur  

hattı  

oluşacak.

İnsanlar  

bu  

tur  

güzergâhını  

gezerek  

ondan  

sonra  

ilçemizden

ayrılacak.    

Buraya    

gelen    

insanların    

bir    

şeyler    

de    

satın

almaları   

gerekiyor.   

Bunun   

için   

bir   

altyapı   

hazırlanması

gerekiyor.  

Bu  

projelerin  

içinde  

bunlar  

da  

var.  

Arasta’nın  

1.

Etap    

restorasyonu    

tamamlandı.    

Oralarda    

satış    

yerleri

oluşturulup,  

misafirlere  

bir  

şeyler  

satabilmemiz  

lazım.  

Diğer

taraftan     

ve     

en     

önemlisi,     

ilçemize     

gelen     

turistlerin,

konaklattırılması  

gerekir.  

Asıl  

yapılması  

gereken  

iş  

bu.  

Bu

anlamda,   

sivil   

toplum   

kuruluşlarının,   

Odaların,   

ekonomik

olarak  

güçlü  

insanların  

Milas’ta  

yatırım  

yapmaları  

gerekir,

bunu   

sağlamak   

lazım.   

Butik   

otellere   

ihtiyacımız   

var;   

eski

Milas    

dediğimiz    

yerde,    

çevrede.    

Çünkü    

Milas’a    

gelen

insanlar  

o  

havayı  

teneffüs  

etmek  

isteyeceklerdir.  

Örneğin

Çeşme’de  

Alaçatı  

diye  

bir  

bölge  

var.  

Taş  

binalar  

yapılmış.

Gittiğinizde    

bakıyorsunuz,    

burada    

kalınır    

mı?    

Kalıyor

insanlar.  

Orayı  

teneffüs  

ediyorlar.  

Oda  

fiyatları  

çok  

yüksek

fiyatlara   

satılabiliyor   

ve   

insanlar   

gidip   

kalıyorlar.   

Milas’a

turist    

gelsin,    

gezip    

gitsinler    

dediğimiz    

zaman,    

aslında,

kaybederiz.    

Turisti    

Milas’ta    

konaklattırmamız    

gerekiyor.

Günübirlik  

turizm  

Milas’a  

çok  

bir  

şey  

kazandırmayacaktır.  

 

Uzunyuva   

hareket   

noktası   

olmak   

üzere,   

Gümüşkesen   

de

dahil     

belli     

bir     

güzergahta     

turisti     

gezdirip,     

Milas’ta

konaklattırmamız lazım. Bu şart!

Milas’ın   

sahip   

olduğu   

değerlere   

göre   

nasıl   

bir

vizyon     

belirlenmeli,     

nasıl     

bir     

gelecek     

planlaması

yapılmalı?

Sohbetimizde   

ortaya   

çıkan   

şu   

diye   

düşünüyorum.

Milas   

bir   

kültür   

şehri   

ve   

bölgemizin   

en   

önemli   

kültür

merkezi.  

Bir  

kere  

Milas’ın  

kültürünü  

öne  

çıkarmak  

gerekiyor.

Sadece       

bina       

kültürünü       

kastetmiyorum.       

Milas’ın

geçmişinden      

kaynaklı,      

burada      

yaşayan      

insanların

hoşgörüsüyle    

beraber,    

bir    

kültürel    

altyapı    

da    

var.    

Bu

bölgede   

geçmişte   

Yahudiler,   

Rumlar   

yaşamış   

ama   

barış

içinde,    

huzur    

içinde    

yaşamışlar.    

Milasımızın    

böyle    

bir

geçmişi   

var.   

Bu   

nedenle   

kültürel   

altyapımızın   

ön   

plana

çıkarılması    

gerektiğini    

düşünüyorum.    

Sadece    

bununla

yetinmek  

mi  

gerekiyor?  

Hayır.  

Milas’ın  

tarımı  

da  

çok  

önemli.

Milas’ın  

tüm  

değerlerinin  

harmanlanarak  

devam  

ettirilmesi

gerekir.   

Herkesi   

turizme   

yönlendirdiğiniz   

zaman   

bu   

da

yeterli     

olmuyor.     

Köylerde     

yaşayan     

insanlarımız     

var.

Nüfusun  

büyük  

bir  

çoğunluğu  

köylerde…  

Bunlar  

turizmle

uğraşmıyor,  

başka  

işlerle  

uğraşıyor.  

Mihenk  

taşımız  

turizm

ama    

tarıma    

da    

ağırlık    

vereceğiz,    

balık    

yetiştiriciliğine,

madene   

de   

ağırlık   

vereceğiz.   

Ama   

bunları   

uyum   

içinde

götürmemiz   

gerekir.   

Örneğin   

kültür   

balıkçılığı   

yapıyoruz

ama     

diğer     

yanda     

insanlar     

denizden     

turizm     

olarak

yararlanıyorlar.  

Bunlar  

birbirine  

zarar  

vermeden,  

bir  

çevre

kirliliği   

yaratmadan   

bu   

işlerin   

götürülmesinde   

yarar   

var.

Balıkçılık  

yapanlar  

denizi  

doğayı  

kirletmeyecek;  

başkaları  

da

balıkçılığa  

zarar  

vermeyecek.  

Karşılıklı  

anlayış  

içinde  

bunları

götürebilmeliyiz.

Kültür  

turizmi  

derken  

bunun  

içinde  

kırsal  

turizmi

veya gastro turizmi de katabilir miyiz?

Kültür    

turizmi    

deyince    

aslında    

bunlar    

kastettim.

Burası,    

kültürü    

çok    

derinlere    

giden    

bir    

bölge.    

Bunun

kendine  

özgü  

gelenekleri,  

güzel  

giyinişleri,  

güzel  

yemekleri

var.  

Çomakdağı’na  

giden  

insan  

sadece  

yemek  

için  

gitmiyor,

Çomakdağı’ndaki  

o  

kadınların  

giyiniş  

tarzı,  

düğünleri  

vb.  

bir

bütün  

olarak  

insanların  

ilgisini  

çekiyor.  

Bu  

bölgede  

özellikle

ot  

yemekleri  

çok  

önemli.  

Pazarlamak  

için  

çok  

ideal  

yemekler

yöre   

yemekleri.   

Örneğin   

Alaçatı’da   

ot   

yemekleriyle   

ilgili

festival  

yapıyorlar.  

Bunun  

da  

buralarda  

yapılması  

ve  

aynı

zamanda    

pazarlanması    

gerekir.    

Kültür    

turizmi    

içinde

alternatif  

turizm  

değerleri  

de  

var.  

Örneğin  

bir  

mağara  

ile

ilgileniyoruz     

şimdi.     

Gökçeler’de     

Uyku     

Vadisi     

denilen

bölgede,   

bir   

İncirli   

Mağara   

var,   

harika   

bir   

şey.   

Gökçeler

kanyonu.   

Orası   

çok   

güzel   

bir   

kanyon   

aslında.   

O   

kanyon

içinde  

çok  

sayıda  

mağara  

var  

ama  

en  

iyisini,  

en  

büyüğünü

turizme   

kazandırdık.   

2016   

yılı   

içinde   

inşallah   

burası   

da

faaliyete   

geçecek.   

Kitle   

turizmi,   

deniz-kum-güneş   

önemli

ama    

bunun    

yanında    

başka    

şeylere    

de    

merak    

salacak

insanlar.  

Buraya  

gelen  

insanlar  

farklı  

etkinlikler  

içinde  

yer

alabilmeli.      

Bölgemize      

gelen      

insan      

denizine      

girsin,

güneşlesin    

ama    

bölgemizin    

diğer    

aktivitelerinden    

de

yararlanabilsin;  

bu  

sağlanmalı.  

Buraya  

gelen  

turist  

iki  

gün

butik    

otelde    

konaklayacak,    

daha    

sonra    

köye    

gidecek,

organik  

tarımı  

görecek,  

köylüyle  

birlikte  

hasadını  

yapacak,

salçasını  

yapacak,  

sonra  

da  

uyku  

vadisine  

gidip  

bu  

mağarayı

gezecek…  

Dibekdere’de  

örneğin  

zurnacılarımız  

var,  

onlar  

da

bizim  

için  

büyük  

bir  

değer.  

Davul-zurnacılarımızın  

da  

kültür

turizmi     

kapsamında     

değerlendirilmeleri     

gerekir     

diye

düşünüyorum.   

Bunların   

hepsi   

bir   

bütün.   

Kültür   

deyince,

sadece  

tarihi  

eserlerimizi  

anlamamak  

gerekir.  

Deniz-kum-

güneş    

turizmi    

dışında,    

alternatif    

turizm    

kapsamındaki

değerlerin hepsi Milas’ta mevcut.

Şimdi     

asıl     

söyleşi     

konumuza     

gelelim.     

Milas

zeytinciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında  

Allah  

vermiş.  

Bu  

yönden  

Milaslılar  

çok  

şanslı.

Yani   

denizi   

dedik,   

madenleri,   

havalimanı,   

santral   

dedik…

Ama  

bunların  

yanında  

800-900  

yıldır,  

belki  

daha  

eskilerde

insanlar   

zeytincilikle   

uğraşmışlar,   

geçimlerini   

sağlamışlar.

Zeytin  

aynı  

zamanda  

barış  

dilidir,  

barışın  

sembolüdür.  

Böyle

bir  

yerde,  

güzel  

bir  

ürünle  

haşır-neşir  

olmuş  

insanlar.  

Evet

bölgemiz  

memecik  

zeytinine  

sahip  

ve  

ülkemizde  

%  

10  

ağaç

potansiyeline   

sahip.   

Bu   

yüzden   

Milas   

önemli   

bir   

orana

sahip   

bulunmakta.   

   

Milas’ta   

zeytin   

ağacının   

olmadığı   

yer

yok.  

Böyle  

bir  

yerde  

zeytinin  

ve  

yağının  

çok  

kaliteli  

olması

gerekir.  

Milas’a  

geldikten  

sonraki  

gözlemlerim  

bu  

manada

değil.  

Zeytinle  

ilgili  

bir  

kısım  

arkadaşlarımız,  

zeytinle  

ilgili  

bu

işe  

öncülük  

eden  

insanların  

çok  

büyük  

emekleri  

var.  

İşte  

Ali

Osman  

Menteşe  

gibi  

isimler  

çok  

güzel  

yağ  

üretmişler,  

Milas

zeytinyağının     

uluslararası     

kataloglarda     

yer     

almasını,

uluslararası    

yarışmalarda    

derece    

almasını    

sağlamışlar.

Böyle  

üreticilerimize  

teşekkür  

ediyorum.  

Sonra  

Zeynep-Cem

Çelikoğlu’nun   

markaları   

da   

Osman   

Bey   

gibi   

uluslararası

katalogda     

yer     

almış.     

Sağolsunlar.     

Ama     

bu     

örnek

üreticilerimizin   

sayısı   

çok   

az.   

Bunun   

herkes   

tarafından

benimsenmesi,   

uygulanması   

lazım.   

Zeytinin   

üretiminden-

ş 

ı 

ı 

ı 

ı 

ı 

 

ve  

pazarlanmasına  

kadar  

bu  

zeytin  

ve  

yağının  

iyi  

bir  

şekilde

ortaya  

konulması  

gerekir.  

Herkesin  

de  

bunu  

benimsemesi

gerekir.  

Bununla  

ilgili  

güzel  

çalışmalar  

ortaya  

konulmuş  

ama

yeterli   

değil.   

Yaptığımız   

toplantılarda   

bununla   

ilgili   

daha

fazla   

çalışmalar   

yapılmasına   

kanaat   

getirdik.   

Bu   

nedenle

Milas’ın,   

zeytin   

ve   

zeytinyağı   

üretimi   

konusunda   

yapacağı

çok  

iş  

olduğunu  

düşünüyorum.  

Her  

şeyden  

önce  

bir  

Körfez

bölgesi    

gibi    

değiliz.    

Bunu    

biliyoruz.    

Milas    

zeytinciliği

konusunda  

gidecek  

daha  

çok  

yolumuz  

var  

ve  

ev  

ödevimiz

çok fazla…

Siz      

Iğdır      

doğumlusunuz.      

Doğu’nun      

yemek

kültürüne  

alışkın  

bir  

insansınız.  

Zeytinyağı  

ile  

ne  

zaman

tanıştınız,    

evinizde    

şu    

anda    

zeytinyağlı    

yemekler

yapılıyor mu, Milas yemek kültürüne alışabildiniz mi?

Evet   

benim   

doğum   

yerim   

Iğdır,   

Doğu’nun   

en   

ücra

köşesi…  

Haritayı  

şöyle  

bir  

katlasan  

Muğla  

ile  

Iğdır  

birbirine

çakışır.   

Böyle   

bir   

yerden   

geldim   

ama   

yıllardır   

Türkiye’yi

geziyoruz.    

Ortaokulu    

Kars’ta    

okuduktan    

sonra    

Ankara,

Ankara’dan   

sonra   

Türkiye’nin   

değişik   

yerlerini   

dolaştım.

Kaymakam   

olarak   

ilk   

görev   

yerim   

Muğla-Kavaklıdere.   

Yıl,

1997.   

Zeytinle   

şöyle   

tanışıklığımız   

var.   

Babam   

bakkaldı.

Bakkalda    

teneke    

kutularda    

zeytin    

satılırdı.    

Eve    

misafir

geldiğinde,   

ancak   

zeytin   

yerdik.   

Kahvaltıda   

onlara   

ikram

ederdik.   

Zeytinle   

tanışıklığımız   

bu   

şekilde   

oldu.   

Bunun

dışında   

zeytin   

yemezdik.   

Zeytinyağı   

ile   

hiç   

tanışmamıştık.

Vita    

yağı    

dediğimiz    

margarin    

yağları    

kullanırdık.    

Yıllar

geçtikçe   

zeytin   

ve   

zeytinyağı   

ile   

ilgili   

bir   

kültür   

oluşmaya

başladı  

ama  

yine  

insanda  

oturmuyor  

bu.  

Aileden  

gelmesi,

damak   

tadınızın   

bu   

şekilde   

oluşması   

lazım.   

Tabi   

evde

yemeği   

yapan   

kimse,   

kadının   

bu   

işe   

yönelmesi,   

eğilim

göstermesi  

gerekiyor.  

Sizi  

alıştıran  

nihayetinde  

onlar.  

Uzun

yıllar,     

zeytini     

kahvaltıda     

yenen,     

zeytinyağını     

salataya

dökülen   

bir   

şey   

olarak   

tanıdık,   

bunun   

dışında   

zeytin   

ve

zeytinyağı  

ile  

ilgili  

bir  

kültürümüz  

oluşmadı.  

Sonraki  

yıllarda,

zaman  

içinde  

evde  

zeytinyağı  

kullanılmaya  

başlanıldı.  

Şimdi

bir   

kısım   

yemeklerimizde   

zeytinyağı   

kullanıyoruz   

ama   

bu

anlamda  

daha  

katedilecek,  

gidilecek  

çok  

yolumuz  

olduğunu

düşünüyorum.  

Bütün  

yemeklerde  

zeytinyağı  

kullanmıyoruz.

Bunu üzülerek söylüyorum.

Milas’ın    

yemeklik    

otları    

meşhurdur.    

Örneğin

ebegümeci  

kavurması,  

turp  

otu  

ekşilemesi  

gibi.  

Bunlar

yapılıyor mu evde?

Halâ   

ona   

da   

alışamadık.   

Biz   

et   

kültüründen   

gelen

insanlarız.   

Çocukluktan   

bazı   

şeylerin   

insana   

yerleşmesi

lazım.  

Etli  

yemeklerle  

ilgili  

bir  

geçmişimiz  

var.  

Etsiz  

yemek

mesela,   

bize   

yemek   

gibi   

gelmiyor.   

Bir   

yemek   

yapılıyorsa,

içinde   

mutlaka   

et   

olmalıdır…   

Yıllar   

önce   

Kavaklıdere’de

çalışırken,   

öğrenciler   

için   

etli   

yemek(kuru   

fasulye   

veya

nohutlu)     

ihalesi     

yapmıştık.     

Bir     

gün     

gittim     

baktım,

yemeklerde  

et  

yok.  

Dedim,  

neden  

böyle?  

Bana,  

“bu  

bölgede

çocuklar,   

yemeği   

etli   

yemez”   

dediler.   

Şaşırdım.   

   

Ben,   

bir

yemekte    

et    

yoksa    

o    

yemeğin    

bir    

manası    

yok    

diye

düşünürüm.  

Sonra  

çocuklarla  

konuştum,  

dediler  

ki,  

“biz  

onu

yiyemeyiz…”    

Sonra    

başka    

bir    

gün    

gittim.    

Yemek    

etli.

Çocuklar    

etleri    

bir    

köşeye    

ayırmışlar,    

yemeğin    

kuru

fasulyesini  

yemişler.  

Bizim  

kültürümüzde  

de  

o  

yemekler  

etli

olur  

ve  

etleri  

yeriz.  

Otlu  

yemek  

kültürünün  

ve  

zeytinyağının

çok  

sağlıklı  

olduğu  

artık  

hepimiz  

tarafından  

biliniyor.  

Damak

tadımızı  

da  

yavaş  

yavaş  

buna  

yönlendirmeye  

çalışıyoruz.  

Bu

bir   

süreç...   

Hemen   

olmuyor.   

Eskiye   

göre   

bizim   

evimizde

zeytinyağı çok daha fazla kullanılıyor.

Çocuklarınız alışabildi mi?

Çocuklarımız   

da   

alışıyor.   

   

Onlar   

ne   

görürse   

onu

yiyecekler.   

Bizim   

gibi   

değiller.   

Çocuklarımız   

buna   

alışık…

Bunda bir sıkıntı yok.

Milas’ta       

Zeytin       

Hasat       

Şenliği       

ilk       

defa

Kaymakamlığın    

kurumsal    

önderliği    

ile    

gerçekleşti.

Geçen  

yılki  

hasat  

şenliğini  

nasıl  

değerlendiriyorsunuz,

bu seneki şenlik nasıl olacak?

Geçen   

yılki   

hasat   

şenliği   

arkadaşlarımızın   

bu   

işin

yapılmasıyla    

ilgili    

önerileri    

doğrultusunda,    

sizlerin    

de

katıldığı,  

ön  

toplantılar  

vardı.  

Bu  

toplantılar  

sonrasında  

bir

şeyler     

yapılması     

gerektiğine     

kanaat     

getirdik.     

Sadece

toplanıp  

konuşmakla  

olmaz  

bu  

işler.  

Bu  

iş  

sadece  

Tarım  

İlçe

Müdürlüğünün     

çalışmasıyla     

da     

olmuyor.     

Ali     

Osman

Menteşe,    

bu    

anlamda,    

büyük    

bir    

üstat;    

O’nun    

ferdi

çalışmalarıyla  

olacak  

şey  

değil.  

Bu  

hasat  

şenlikleri  

başka  

il

ve   

ilçelerde   

yapılıyor.   

Daha   

fazla   

kitleye   

ulaşıp,   

daha   

iyi

zeytin  

nasıl  

yetiştirilir,  

daha  

kaliteli  

zeytinyağı  

nasıl  

üretilir,

nasıl     

saklanır,     

nasıl     

pazarlanır;     

bunun     

alt     

yapısını

oluşturmak   

için   

bir   

bilinç   

oluşturmaktı   

amacımız.   

Geçen

sene   

bu   

şenliği   

düzenledik.   

   

Geçen   

seneki   

şenlikte   

çok

başarılı     

olduğumuzu     

düşünüyorum.     

Şenliği;     

Belediye,

MİTSO,    

Ziraat    

Odası,    

Şoförler    

Odası,    

Tariş    

Zeytin    

ve

Zeytinyağı  

Kooperatifi,  

İlçe  

Tarım  

Müdürlüğü  

bu  

oluşumun

içinde   

yer   

aldı.   

Milas   

Meslek   

Yüksek   

Okulu,   

birçok   

sivil

toplum  

örgütü,  

üreticiler;  

birçok  

kurum  

ve  

kişinin  

desteğiyle

çok  

güzel  

bir  

etkinlik  

yaptığımızı  

düşünüyorum.  

En  

azından

kendi  

aramızda  

çok  

güzel  

bir  

ahenk  

içindeydik.  

Çok  

geniş

katılımlı  

bir  

yelpazeyle  

yapınca,  

ortaya  

çok  

güzel  

sonuçlar

çıktı.

Şimdi    

ikincisini    

yapıyoruz.    

Bu    

sene    

daha    

iyisini

yapacağımızı   

ümit   

ediyorum.   

Son   

zamanlarda   

ülkemizde

yaşanan,    

hepimizi    

üzüntüye    

boğan    

olayların    

meydana

gelmesi,   

şehitlerimizin   

olması,   

Ankara’daki   

o   

olayda   

çok

sayıda    

vatandaşımızın    

hayatını    

kaybetmesi    

nedeniyle;

şenliğin   

eğlence   

kısmını   

iptal   

ettik,   

kapsamını   

daralttık.

Şenliğin  

bilinçlendirmeye  

yönelik  

etkinlikleri  

devam  

edecek.

Organik  

zeytin  

ve  

zeytinyağı  

üretimi  

ve  

pazarlama  

stratejileri

konulu  

bir  

panel  

düzenlenecek.  

Tanıtım  

amaçlı  

olarak  

ülke

çapında   

ün   

yapmış   

gazetecileri   

davet   

edeceğiz.   

Yemek

şeflerinin-gurmelerin,  

yemek  

yarışmalarında  

bizlere  

desteği

olacak.  

Şenköy’de  

hasat  

etkinliği  

yapılacak.  

Bu  

sene  

orayı

seçtik.    

Değişik    

değişik    

aktivitelerimiz    

olacak.    

Amacımız

üretici  

bilinçlenmesini  

gerçekleştirmek  

ve  

herkesin  

bilinçli

bir şekilde zeytin üretimi yapmasını sağlamak.

Milas’ta     

bu     

sene     

Gıda-Tarım     

ve     

Hayvancılık

Fuarının   

yedincisi   

olacak.   

Bir   

de   

zeytin   

hasat   

şenliği

düzenleniyor.   

Bu   

etkinliklerin,   

sizin   

gözünüzle,   

Milas

açısından önemi nedir?

Bu  

tip  

etkinlikler  

üreticinin  

ufkunu  

açıyor.  

Zeytin  

hasat

şenliğinde  

makineli  

hasat  

ön  

plana  

çıkmıştı.  

Fuarda  

da  

şunu

gördük;  

ağaca  

çok  

fazla  

zarar  

vermeden  

yapılan  

makineli

hasadın   

çok   

önemli   

olduğu,   

çeşitli   

görsellerle   

insanlara

anlatıldı    

ve    

bu    

konuda    

bir    

bilinç    

oluştu.    

Fuarda    

o

makinelerin   

çok   

satıldığını   

gördük.   

Aynı   

zamanda   

fuarın

böyle  

bir  

özelliği  

de  

var.  

Fuar  

ilçemizin  

tanıtımı  

adına  

da  

çok

önemli.  

Zeytin  

hasat  

şenliği  

de  

önemli  

ama  

bu  

etkinlik  

dar

kapsamlı   

ve   

bir   

ürüne   

endeksli   

yani   

ürün   

bazlıdır.   

Milas

Fuarı  

ise,  

bölgemizin  

en  

önemli  

fuarlarından  

bir  

tanesi  

ve

bu   

sene   

7.’si   

yapılıyor.   

Yedi   

yıldır   

bu   

fuar   

ziyaretçi   

ve

katılımcı   

sayısı   

artarak   

devam   

ediyor   

ve   

çok   

büyük   

ilgi

görmeye    

başladı.    

Belki    

ileride    

güzel    

bir    

fuar    

alanı

yapabilirsek, Milas adına çok büyük bir kazanım olacaktır.

Burada    

şunu    

sormak    

istiyorum.    

Milas’ta,    

fuar

olgusu  

tuttu.  

Milas’a  

sabit  

bir  

fuar  

alanı  

gerekiyor;  

yıl  

12

ay  

fuar  

etkinlikleri  

düzenleyebilmek  

için…  

Bu  

konuda

Kaymakamlık  

öncülüğünde  

Milas’a  

sabit  

bir  

fuar  

alanı

kazandırmak  

için  

bir  

çalışma,  

bir  

girişim  

başlatılabilir

mi?

Şimdiye  

kadar  

böyle  

bir  

çalışma  

yapabildik  

mi?  

Hayır

ama   

bunun   

görüşmelerini   

yapıyoruz.   

Kim   

yapabilir,   

nasıl

olabilir,  

nerede  

yapabiliriz?  

Her  

şeyden  

önce