GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

MİLAS İLE İLGİLİ RÖPORTAJLAR - 2

Fuat GÜREL

Bize özgeçmişinizden söz eder misiniz? 

   

1949   

yılında   

Milas'ta   

doğdum.   

Sırasıyla   

Sakarya   

İlkokulu,   

Milas   

Orta   

Okulu,

İstanbul   

Kabataş   

Lisesi,   

İstanbul   

Üniversitesi   

iktisat   

Fakültesini   

bitirdim.   

İstanbul

Üniversitesi   

İşletme   

Fakültesi   

İşletme   

İktisadı   

Enstitüsünde   

master   

yaptım.   

Ayrıca

İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde okudum.

Milas'ta  

çeşitli  

okullarda  

öğretmenlik  

ve  

bir  

süre  

Milas  

Milli  

Eğitim  

Müdürlüğü

yapan  

Necmettin  

Saylam  

ile  

Seza  

Saylam'ın  

oğluyum.  

Kabataş  

Lisesi'nde  

yatılı  

okudum.

Rahmetli   

Adnan   

Kahveci   

sınıf   

arkadaşımdı.   

Kabataş   

sosyal   

faaliyetlerin   

çok   

yoğun

olduğu  

bir  

okul  

idi.  

Bu  

yönden  

bana  

çok  

katkısı  

oldu.  

65-66  

döneminde  

lise  

öğrenci

birliğinin   

genel   

sekreterliğine   

seçildim.   

68'li   

yıllarda   

Üniversitede   

okurken   

birkaç

dönem  

İstanbul’daki  

Muğlalılar  

Derneği  

yönetim  

kurulu  

üyeliğinde  

bulundum.  

Yine

aynı    

yıllarda    

Üniversitede    

öğrenci    

derneklerinde    

çalıştım.    

Zorlu    

yazılı    

ve    

sözlü

sınavlardan  

sonra,  

1971  

yılının  

son  

günü  

Maliye  

Bakanlığı  

Gelirler  

Kontrolörü  

stajyeri

olarak   

çalışmaya   

başladım.   

Maliye   

Bakanlığı   

Merkezi   

Denetim   

Kurulu   

olan   

Gelirler

Kontrolörlüğü  

mesleğinden  

1997  

yılında  

Gelirler  

Başkontrolörü  

olarak  

emekli  

oldum.

Gelirler Kontrolörlüğü mesleğinde tayin yoktu.

Meslek'te  

özgüveni  

geliştirmek,  

tarafsızlık  

ve  

bağımsızlığı  

koruyabilmek  

için,  

teftiş

ve  

inceleme  

Bakanlık  

adına  

yapıldığından  

ve  

vergi  

hassas  

bir  

konu  

olduğu  

için  

tayin

baskısının  

olmaması  

çok  

olumlu  

bir  

düşünce  

idi.  

Ankara,  

İstanbul  

ve  

İzmir'den  

birisi

tercih  

ediliyordu  

ve  

ben  

Milas'a  

yakın  

diye  

düşünmeden  

İzmir’i  

tercih  

ettim.  

Hâlbuki

Ankara'da   

kalmak   

bürokraside   

çok   

önemlidir.   

Bu   

kararımdan   

bugüne   

kadar   

hiç

pişmanlık  

duymadım.  

Başlangıçta  

zorunlu  

olarak  

Ankara'da  

bakanlıkta  

bulunduktan

sonra   

1972   

yılının   

ortalarında   

İzmir'e   

yerleştim.   

İzmir'de   

geçici   

görevle   

bulundum

merkezimiz  

Ankara'da  

Bakanlıktı.  

Bir  

süre  

görevli  

olarak  

Berlin'de  

kaldım.  

Almanya  

ve

Türkiye Maliye Bakanlıklarının ortak çalışma ve seminerlerine katıldım.

1982  

Yılında  

tesadüf  

Muğla'ya  

kendi  

memleketime  

teftişe  

geldim.  

İyi  

de  

oldu.

Ben  

Muğla'da  

iken,  

bana  

özel  

bir  

görev  

verildi.  

Bu  

yıllarda  

hizmet  

binası  

ile  

lojman

konusunda  

Bakanlıkta  

hummalı  

bir  

çalışma  

vardı.  

Muğla  

ve  

tüm  

ilçelerinde  

hizmet

binası  

ve  

lojman  

konusundaki  

tam  

yetkili  

özel  

görev  

bana  

verildi.  

Kimi  

yerde  

lojman,

kimi  

yerde  

hizmet  

binası  

konusunda  

çok  

ciddi  

önerilerim  

oldu.  

Bazıları  

gerçekleşti.

Ama  

en  

sevindirici  

olanı  

Türkiye'nin  

en  

güzel  

vergi  

dairesi,  

adeta  

küçük  

bir  

saray  

olan

binanın  

Milas'a  

kazandırılmasıdır.  

Milas  

Kaymakamlığı  

olduğu  

yılları  

çok  

iyi  

bildiğim  

o

binanın   

atıl   

bir   

şekilde   

mezbelelik   

olarak   

kalması   

çok   

üzücü   

idi.   

Yazdığım   

raporda

buranın  

vergi  

dairesi  

olarak  

tahsis  

edilmesi  

ve  

gerekli  

tadilatın  

yapılması  

gerektiğini

kesin  

ifadelerle  

istedim.  

O  

yıl  

benim  

yerime  

bir  

başkası  

Muğla'da  

teftişte  

olsaydı  

bu

binayı fark etmeyebilirdi.

1997   

yılında   

emekli   

olduktan   

sonra   

İzmir'de   

Yeminli   

Mali   

Müşavir   

olarak

çalışmaya  

başladım.  

Yeminli  

Mali  

Müşavirlik  

dışında  

İzmir  

Ticaret  

Odası'nın  

7  

yıl  

mali

danışmanlığını  

yaptım.  

Şu  

anda  

Yeminli  

Mali  

Müşavirliğe  

Alsancak'taki  

ofisimde  

devam

ediyorum.  

İki  

oğlum  

var.  

Her  

ikisi  

de  

avukatlık  

yapıyor.  

  

Bu  

arada,  

İstanbul  

Üniversitesi

İktisat  

Fakültesi  

Mezunlar  

Cemiyeti  

İzmir  

Şube  

Başkanlığı  

ile  

İzmir  

Milaslılar  

Derneği

Başkanlığı’nı yapıyorum. Eşim Cahide Saylam da iktisatçı olup, kendisi Bafalıdır.

 

Milas’ta   

okuduğunuz   

okullar   

hangileri,   

arkadaşlarınız,   

öğretmenleriniz

kimlerdi?      

Biraz   

önce   

de   

ifade   

ettiğim   

gibi   

Sakarya   

İlkokulu   

ile   

Merkez   

Ortaokulunda

okudum.  

İlkokulda  

Abdullah  

İyi  

ve  

Nail  

Beşok  

öğretmenlerim  

oldu.  

Her  

ikisi  

de  

çok  

iyi

hocalardı.  

Yeri  

gelmişken  

her  

ikisine  

de  

rahmet  

diliyorum.  

Ortaokulda  

İsmail  

Öztürk,

Hilmi  

Kandemir,  

Şerefnur  

Seren,  

Perihan  

Kandemir,  

Bayram  

Dönmez,  

Mösyö  

Nazmi

Bey,  

İzzet  

Kınacı  

ve  

Zeki  

Boran  

öğretmenlerim  

oldu.  

Adeta  

milli  

takım  

gibi.  

Hepsine

rahmet  

diliyorum.  

Bizim  

dönem  

arkadaşlarım;  

Fahri  

Öner,  

Mustafa  

Tireli,  

Tanfer  

Gün,

Ali  

Özen,  

Ali  

Sungur,  

M.Ali  

Keskin,  

Onur  

Onay,  

Faik  

Akay,  

Ahmet  

Artun,  

Bülent  

Alptekin,

Sacit  

Saygın,  

Ali  

Faik  

Sünnetçioğlu,  

Dr.  

İsmail  

Hakkı  

Onat,  

Onur  

Bilgin,  

Durmuş  

Saralp,

Mehmet  

Bencik,  

Abdullah  

Çağ,  

Firuzpaşa-Gazipaşa  

Mahallesi  

Muhtarı  

Recep  

Panay,

Manisa   

Vali   

Yardımcısı   

Mehmet   

Zeki   

Özkan,   

Güllüklü   

Balıkçı   

Utku,   

Güllüklü   

Balıkçı

Yalçın  

ve  

diğer  

arkadaşlarımız.  

Ayrıca  

Ahmet  

Çavuş  

Mahallesinde  

doğup  

büyüdüğüm

için, mahalleden Bilgi ve Halil ile Vahit Velioğlu öğretmenler çocukluk arkadaşlarımdı.

Musevilerle   

çok   

iyi   

arkadaşlığımız   

ve   

dostluğumuz   

vardı.   

Salomon,   

Moreno,

David,  

Rafael,  

Rita,  

Eczacı  

Sami  

Şen,  

Ersel  

Siyman.  

Bazıları  

ile  

ilkokul  

ve  

ortaokulda

beraber  

okuduk.  

Jak  

Ürek,  

Rahmi  

Siyman  

ve  

Züccaciyeci  

Sami  

Şen  

benden  

3-5  

yaş

büyük  

olmasına  

rağmen  

İzmir'de  

sık  

sık  

görüşürdük.  

Sami  

Şen  

ve  

Jak  

Ürek  

maalesef

erken   

yaşta   

hayata   

veda   

ettiler.   

Onlara   

da   

rahmet   

diliyorum.   

Jak   

Ürek   

ile   

birlikte

Göztepe  

Kulübünde  

Altyapıyı  

Güçlendirme  

Komitesi'nde  

bir  

süre  

birlikte  

çalıştık.  

Jak

Ürek  

60'lı  

yıllarda  

Milas  

Gençlik  

Spor'un  

tutulmaz  

sağ  

açığıydı.  

Musevilerin  

Milas  

sevgisi

çok fazladır.

Çocukluğunuzun Milas’ı nasıldı? 

   

Çocukluk  

yıllarımdaki  

Milas’ı  

bugün  

bile  

katıldığım  

birçok  

toplantıda  

anlatırım.

1957  

yılından  

sonrasını  

hatırlıyorum.  

Milas  

olağanüstü  

modern  

ve  

sosyal  

bir  

şehirdi.

Gece  

12'ye  

1’e  

kadar  

şose  

dediğimiz  

Atatürk  

Bulvarı'nda  

aileler,  

gençler  

tur  

atıp  

parkta

ve    

çay    

bahçelerinde    

oturup    

sohbet    

ederlerdi.    

Tüm    

Cumhuriyet    

Bayramlarında

Cumhuriyet  

Baloları  

yapılırdı.  

1960  

öncesi  

park  

içinde  

bir  

binada  

faaliyet  

gösteren

Şehir   

Kulübünün   

Lokantasını   

Musevi   

hemşerimiz   

Bohor   

çalıştırırdı.   

O   

bina   

şimdi

yerinde  

yok.  

Milas  

akşamları  

o  

yıllarda  

çok  

canlıydı.  

Daha  

sonraları  

yazlık  

sinemalar

revaçta  

oldu.  

Çocukluk  

yıllarımda  

Belediye  

Başkanları  

olarak  

Adnan  

Akarca,  

Bekir  

Sami

Ercan'ı hatırlıyorum. Gazi Menteşe gençlik yıllarımızda Belediye Başkanlığı yaptı. 

 

Milaslı olmak sizin için ne anlam ifade eder?

Milas  

öteden  

beri  

orta  

sınıfın  

ağırlığını  

hissettirdiği  

bir  

şehir  

olmuştur.  

Bu  

özellik

Milas'a  

zaman  

içinde  

büyük  

avantajlar  

sağlamıştır.  

Krizlerin  

yaşandığı  

dönemde  

dahi

Milas'ın  

dik  

durduğu  

görülmüştür.  

Bu  

durum,  

dışarıya  

fazla  

göçün  

olmasını  

önlemiş  

ve

Milaslılık  

ruhunu  

daima  

egemen  

kılmıştır.  

Bunun  

sonucunda  

Milas'ın  

parası  

dışarıya

pek  

kaçmamıştır.  

Diğer  

bir  

ifade  

ile  

paranın  

yönü  

Milas  

için  

pozitiftir.  

Müthiş  

kültür  

ve

uygarlık  

mayasına  

bu  

ekonomik  

faktörde  

eklenince  

Milas'ın  

son  

30  

yılda  

Ege’de  

birçok

ilçeyi  

geride  

bırakmasının  

nedeni  

ortaya  

çıkar.  

Bana  

göre  

nüfusu  

bir  

kenara  

bırakırsak

Milas  

Ege  

Bölgesinde  

ilk  

6,7  

ilçe  

arasındadır.  

Milas  

dışarıdan  

bakılınca,  

tarihi  

turistik  

ve

kültürel  

özellikleri  

de  

göz  

önünde  

bulundurulduğunda  

herkesin  

çok  

beğendiği  

bir  

ilçe

olarak  

anılıyor.  

Bana  

sürekli  

bu  

konu  

ile  

ilgili  

sorular  

soruluyor.  

Birçok  

yer  

biliniyor.  

Bir

tanıdığım  

özel  

olarak  

Geyik  

Baraj  

gölündeki  

fıstık  

çamlarının  

muhteşem  

görüntülerinin

fotoğraflarını   

çekmeye   

geldi.   

Belki   

birçok   

Milaslı   

bu   

ağaçları   

görmemiştir.   

Dışarıda

Milas’a  

karşı  

ilgi  

ve  

merak  

çok  

fazla  

ama  

bu  

çok  

doğal.  

Bakir  

deniz  

kıyıları,  

dağları,

ovaları  

gölleri  

ve  

ormanları  

ile  

Milas  

gerçekten  

çok  

cazip  

bir  

yer.  

Hele  

bahar  

aylarında

Milas'ın güzelliğine doyum olmuyor.

Dışarıdan Milas nasıl görünüyor, değerlendiriliyor?  

  

Evet,  

sorduğunuz  

soru  

işinde  

açıkladığınız  

gibi  

yer  

altı  

ve  

yer  

üstü  

zenginlikleri

Milas'ta  

çok  

fazla.  

Sanıyorum  

zeytin  

ağacı  

sayısı  

bakımından  

Türkiye'de  

birinci  

sırada.

Ancak  

son  

yıllarda  

Akhisar  

da  

bu  

konuda  

çok  

başarılı.  

Eski  

tütün  

tarlalarının  

çoğu

zeytinlik  

oldu.  

Üstelik  

Akhisar  

yağ  

üretiminden  

çok  

daha  

karlı  

olan  

yemeklik  

zeytin

üretiyor  

ve  

bu  

zeytinlerin  

işlemesini  

de  

kendileri  

yapıyorlar.  

Böyle  

olunca  

artı  

değer'de

ilçede  

kalıyor.  

Milas'ta  

da  

kaliteli  

ambalajlı  

yağ  

üretimi  

yanında  

ambalajlı  

yemeklik

zeytin   

üretiminin   

yapılmasında   

fayda   

var.   

Türkiye'de   

yemeklik   

zeytinde   

tirilye   

türü

alışkanlığı   

var.   

Bunun   

değişmesi   

zor   

gibi   

görünüyor.   

Ancak   

Milas'ın   

bastırma   

ve

limonlu   

yağlı   

zeytini   

de   

çok   

beğeniliyor.   

Ne   

var   

ki,   

marketlerde   

bulunmadığı   

ve

bilinmediği  

için  

bugüne  

kadar  

seri  

üretime  

geçilemedi.  

Çok  

yakından  

biliyorum  

bu  

iki

zeytini  

yiyenler,  

çok  

seviyorlar  

ve  

gerisini  

arıyorlar.  

Demek  

ki  

ciddi  

üretim,  

tanıtım,

pazarlama sonucu bu iş tutar.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Öte  

yandan,  

son  

yıllarda  

zeytinyağı  

fiyat  

yönünden  

üreticiyi  

çok  

üzdü.  

Yaklaşık  

8-

10  

yıldır  

aynı  

düzeylerde  

kalan  

fiyat  

nedeniyle  

üreticiler  

gerekli  

bakımı  

yapamıyorlar.

Bu  

nedenle  

daha  

karlı  

olan  

yemeklik  

zeytine  

yönelinmesini  

gerekli  

görüyorum.  

Geç

kalınsa   

da   

yemeklik   

zeytin   

için   

idealist   

insanların   

öncülüğünde   

Milas'a   

özgü   

bir

kooperatif  

kurulmasında  

yarar  

var.  

Ambalajlı  

zeytinyağı  

üretenlerin  

ısrarla  

tanıtıma

devam  

etmeleri  

şart,  

tüm  

fuarlara  

da  

katılmak  

gerekiyor.  

Kalite  

ve  

standarttan  

katiyen

ödün  

verilmemelidir.  

Uzun  

vadede  

kesinlikle  

sonuç  

alınacaktır.  

Yurt  

dışında  

yemeklik

zeytin fazla bilinmese de, ambalajlı zeytinyağı için dış pazarlar ısrarla aranmalıdır.

Milas  

zengin  

yer  

altı  

ve  

yer  

üstü  

kaynaklarına  

sahip.  

Milas’ta  

zeytin  

ve

zeytinyağı    

üretiminin    

gelişebilmesi    

için    

ne    

yapılmalı?    

Ambalajlı    

yağların

pazarlama sıkıntılarının aşılması için ne önerirsiniz?

Birçok  

madene  

sahip  

Milas'ta  

önemli  

bir  

maden'de  

feldspat'tır.  

Gönül  

ister  

ki,  

bu

maden  

Milas'ta  

işlensin.  

Milas'a  

Organize  

Sanayi  

bölgesi  

de  

yapılıyor.  

Burada  

bir  

-iki

seramik-fayans  

üreten  

fabrika  

olması  

ilçe  

ekonomisi  

için  

çok  

iyi  

olacaktır.  

Ne  

var  

ki

feldspat   

gemilerle   

Güllük'ten   

İspanya   

ve   

İtalya'ya   

gidiyor,   

orada   

işleniyor.   

Burada

sanayi  

konusu  

konuşulurken  

bir  

konuya  

dikkat  

etmek  

gerekiyor.  

Milas'ın  

geleceğinin

turizmde    

olduğunu    

düşünüyorum.    

Bu    

nedenle    

doğayı    

bozacak,    

hırpalayacak,

görüntüyü   

çirkinleştirecek   

ağır   

yatırımlar   

Milas   

için   

kesinlikle   

düşünülemez.   

Bugün

İzmit  

Körfezinin  

ve  

çevresinin  

hali  

ortadadır.  

Bazı  

tesisleri  

tasfiye  

edip,  

yeşil  

alan  

haline

getirmek  

ve  

körfezi  

ve  

şehri  

kurtarmak  

için  

büyük  

çaba  

sarfediliyor.  

Gelecek  

nesillere

doğası   

bozulmuş   

Milas   

bırakamayız.   

Turizmle   

birlikte   

gıda   

sektörü   

de   

iyi   

organize

olursa  

gelecekte  

önemli  

bir  

yere  

gelecektir.  

Unutulmamalıdır  

ki,  

Milas’ın  

kendisi  

ve

etrafı  

tamamen  

turistik  

bölge  

haline  

gelmiştir.  

Burada  

ki  

yüzlerce  

tesisin  

ihtiyacı  

önce

çevreden   

karşılanacaktır.   

Milas'ta   

gıdanın   

her   

türlüsü   

var   

olduğuna   

göre,   

iyi   

bir

organizasyonla ambalajlama çalışmalarına geçilmelidir.

Tarım  

alanlarının  

çok  

geniş  

olması  

ve  

Havaalanının  

bulunması  

Milas'a  

çiçekçilik

açısından  

da  

bir  

avantaj  

sağlıyor.  

Bugün  

dünyada  

birçok  

ülkeye  

çiçek  

Hollanda  

ve

İsrail'den  

gönderiliyor.  

Hâlbuki  

Türkiye'de  

gerek  

arazi  

yapısı  

gerekse  

iklim  

olarak  

bu  

iki

ülkeden  

çok  

daha  

uygun.  

Sera  

çiçekçiliği  

çok  

önemli.  

Bu  

konuda  

da  

bir  

kooperatif

kurularak,  

havaalanından  

birçok  

ülkeye  

günlük  

olarak  

çiçek  

gönderilebilinir.  

Bu  

konu

Milas   

için   

çok   

önemlidir.   

Gündeme   

getirilip,   

tartışılmasında   

yarar   

vardır.   

Bildiğim

kadarıyla seracılık ile ilgili kredi olanakları da bulunmaktadır.

 

Milas’ta hangi tür yatırımlar yapılmalı sizce?

Gerçekten   

Milas   

çok   

önemli   

bir   

kent   

olup,   

birçok   

medeniyetin   

beşiğidir.

Günümüzde  

“Uygarlıklar  

Başkenti”  

kimliği  

ile  

anılmaktadır.  

Beş  

bin  

yıllık  

tarihi  

ve  

kültür

birikimiyle  

“Uygarlıklar  

Başkenti”  

kimliği  

Milas'a  

çok  

yakışıyor  

ve  

Milas  

bu  

kimliği  

hak

ediyor.  

Kolay  

değil  

Milas  

ve  

çevresinde  

27  

antik  

kent  

kurulmuştur.  

Bu  

yönüyle,  

Türkiye

ve  

Dünyadaki  

ender  

kentlerden  

biridir.  

Heraklia,  

İasos,  

Keramos,  

Labranda,  

Euromos

ve  

diğerleri...  

Bunlardan  

bir  

kısmıdır.  

Milas  

Karya  

uygarlığından  

sonra  

Roma,  

Bizans,

Selçuklu,  

Menteşe  

Beyliği  

ve  

Osmanlı  

Uygarlığını  

yaşamıştır.  

Bilindiği  

üzere  

Karya'nın  

ve

Menteşe Beyliği'nin başkenti Milas'tır.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Milas  

yalnızca  

deniz  

ve  

tatil  

turizmi  

değil,  

doğa  

ve  

kültür  

turizminin  

de  

beşiğidir.

Doğal  

organik  

tarımsa  

ürünleri,  

geleneksel  

el  

sanatları,  

kökboyalı  

yün  

iplerle  

dokunan

Milas  

halıları,  

misafirperver,  

sıcak  

insanı,  

hava,  

deniz,  

kara  

yoluyla  

ulaşım  

kolaylığı  

ile

bir markadır. Bir deyim vardır; Dağlarından bal, ovalarından yağ akan Milas!

Yukarıda    

Karya    

deyince    

aklıma    

geldi.    

1966    

yılının    

sonlarında    

Milas'ta

arkadaşlarımızla   

(isimleri   

daha   

önce   

söyledim.)Milas   

Yüksek   

Öğrenim   

Derneği'ni

kurmuştuk.   

Bu   

dernek   

yıllarca   

mükemmel   

işler   

yaptı.   

Yaz   

aylarını   

iple   

çekerdik.

Üniversite  

tatil  

olsun,  

bir  

an  

önce  

Milas'a  

gidelim  

diye.  

Bu  

derneğin  

voleybol  

takımı

vardı,  

bu  

derneğin  

tiyatrosu  

vardı,  

bu  

derneğin  

kamp  

kolu  

vardı,  

bu  

derneğin  

futbol

takımı  

vardı,  

takımların  

formaları  

ve  

her  

türlü  

spor  

malzemeleri  

vardı,  

Rengi  

de  

kırmızı-

siyah   

idi,   

turizm   

kolu   

vardı.Futbol   

Takımımız   

çevre   

il   

ilçelerin   

takımlarıyla   

maç

yapardı.Çok  

popüler  

olmuştu.  

Bütün  

bu  

malzeme  

ve  

harcamaların  

kaynağını  

derneğin

yazın  

açtığı  

ortaokul  

bütünleme  

kurslarından  

gelen  

gelirle  

karşılıyorduk.  

Kurslarımıza

inanılmaz  

rağbet  

olmuştu.  

O  

yıllarda  

derneğin  

yaptığı  

bir  

faaliyet  

vardı  

ki,  

bu  

tam  

7  

yıl

sürdü,  

çevrede  

büyük  

ilgi  

görür  

ve  

merakla  

beklenirdi.  

“Karya  

Dans  

Festivali”  

Güllük'te

Gültur'da  

yapılan  

bu  

festival  

için  

İzmir'den  

orkestra  

getirirdik.  

Rahmetli  

Muğla  

Valisi

Özer  

Türk  

“bravo”  

diyerek  

hiçbir  

festivalimizi  

kaçırmazdı.  

Festival  

o  

yıllarda  

fazla  

yapılan

bir  

etkinlik  

değildi.  

Basın'da  

bu  

konuyla  

ilgili  

çok  

haberler  

çıkardı,  

Derneğin  

birkaç  

yıl

başkanlığını   

yaptım.   

Çok   

güzel   

günler   

geçirdik.   

Milas   

Gençliğinin   

herhalde   

en   

iyi

yıllarıdır.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Neyse  

biz  

gene  

günümüze  

dönelim,  

Yukarıda  

da  

belirttiğim  

gibi,  

Milas  

müthiş

tarihi  

yerlere  

sahip  

bir  

yer,  

ancak  

birçoğunda  

kazıların  

tam  

yapılmaması  

veya  

mevzi

küçük  

yerler  

olması  

nedeniyle  

gereken  

ilgi  

arzu  

edilen  

çapta  

olmuyordu.  

Ama  

şimdi

HEKATOMNOS   

mezar   

anıtının   

ortaya   

çıkmasıyla   

turizm   

açısından   

Milas'ın   

kaderi

değişmişe  

benziyor.  

Büyük  

bir  

alanda  

yapılan  

kamulaştırma  

ile  

Efes  

ve  

Atina'da  

ki

Akropol'e  

eşdeğer  

bir  

turistik  

alanın  

ortaya  

çıkarılacağı  

söyleniyor.  

Bu  

müthiş  

bir  

şey!

Efes  

malum,  

Akropol'ü  

gezmek  

isteyen  

binlerce  

turistin  

doldurduğu  

birçok  

dev  

yolcu

gemisi   

hergün   

Pire   

limanına   

yanaşıyor.   

Oradan   

da10   

dakika   

sonra   

Atina   

Akropol.

Akropol ne zaman gidilse insan kaynıyor. İnşallah Milas Hisarbaşı da öyle olacak.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Bunun  

için  

yapılacak  

en  

önemli  

şey  

Güllük'teki  

eski  

iskelenin  

büyütülerek,  

büyük

gemilerin  

yanaşacağı  

iskele  

haline  

getirilmesi  

gerekiyor.  

  

“Cruise”  

gemilerinin  

(büyük

yolcu    

gemileri)    

Güllük'e    

getirilmesi    

için    

çalışma    

yapılması    

gerekiyor.    

Bodrum,

Marmaris,  

Kuşadası  

v.s.  

Otobüslerle  

gelen  

turistlerin  

yanında,  

yolcu  

gemilerinin  

turist

getirmesi  

çok  

önemlidir.  

Binlerce  

turist  

bir  

gün  

boyunca  

bu  

sayede  

Milas  

ve  

çevresinde

kalacaktır.  

Hisarbaşı'nın  

yanında  

başka  

yerlere  

de  

götürülme  

imkânı  

doğacaktır.  

Bu

açıkhava  

müzesi  

açılıncaya  

kadar  

esnafa  

ve  

ilgili  

kuruluşlara  

mutlaka  

İngilizce  

kursları

açılmalıdır.  

Ama  

en  

önemlisi,  

tekrar  

ediyorum,  

mutlaka  

“Cruise”  

gemilerinin  

Güllük'e

getirilmesi   

çalışmalarına   

şimdiden   

başlanılmalıdır.   

Bu   

arada   

Güllük’te   

bir   

marina

yapılması, bölge turizmi için çok önemli bir yatırım olacaktır.

 

Milas’ın  

turizm  

sektörü  

içinde  

hak  

ettiği  

yerde  

olabilmesi  

için  

şimdiden

yapılması gerekenler neler olmalı?

Şu  

bir  

gerçek  

ki,  

Bodrum  

dünyada  

bir  

markadır.  

Ben  

de  

çok  

gurur  

duyuyorum.

Gittiğim   

birçok   

ülkede,   

acentalarda   

Bodrum   

afişleri   

ve   

turları   

vardı.   

Bodrum   

bir

realitedir.  

Ancak  

Milas'ın  

birçok  

yerinin,  

Güllük’ten  

tut  

İasos'a  

kadar,  

Tuzla'ya  

kadar  

bazı

basın  

organlarında  

Bodrum  

İasos,  

Bodrum  

Güllük  

diye  

haberlerde  

yer  

almasını  

doğru

bulmuyorum.  

Bunlara  

karşı  

çıkılması  

gerekiyor.  

Bu  

yanlış  

yarın  

hukuki  

sorunlara  

da  

yol

açar.  

Aslında  

bu  

duruma  

Bodrum’un  

ihtiyacı  

da  

yok.  

Bodrum  

Turizminin  

Milas’a  

çok

faydası   

olmaktadır.   

Örneğin   

Milas’a   

az   

da   

olsa   

bazı   

turlar   

düzenlenmekte,   

sanayi

Bodrum'dan  

birçok  

konuda  

sipariş  

almaktadır.  

Bu  

açıkhava  

müzesi  

olayından  

sonra

Bodrum-Milas  

işbirliği  

Turizmde  

zirveye  

çıkacak  

ve  

bu  

durumdan  

her  

iki  

ilçede  

çok

yararlanacaktır.

Milas’ın     

ve     

Bodrum’un     

turizmdeki     

birlikteliği     

için     

nasıl     

projeler

geliştirilebilir? 

         

Daha   

önce   

de   

söyledim.   

Milas'ın   

geleceği   

turizmdedir.   

Milas   

5-10   

yıl   

sonra

Türkiye'nin   

önemli   

yerleşim   

merkezlerinden   

biri   

olacaktır.   

Nitekim   

havaalanında

genişletme   

çalışmaları   

devam   

etmektedir.   

Dünyanın   

her   

yerinden   

Milas'a   

uçaklar

inecektir.   

Bu   

çok   

önemlidir.   

Turizm   

ile   

Kültür   

balıkçılığı   

ilk   

bakışta   

çelişkili   

gibi

gözüküyor.  

Tabii  

ki  

bazı  

gerçekler  

var,  

Deniz  

kirleniyor.  

Ancak  

balıkçılığın  

bugün  

gıda

sektöründe   

ki   

önemi   

ve   

ekonomideki   

yeri   

de   

belli.   

Bu   

tartışılmayacak   

bir   

durum.

Denizde  

ki  

kafes  

balıkçılığının  

turizmi  

hiç  

etkilemeyecek  

yerlerde  

teşvik  

edilmesinde

yarar    

var.    

İstihdam    

açısından    

da    

önemli    

olduğunu    

söylemek    

gerekiyor.    

Tarla

balıkçılığında  

ve  

deniz  

kafes  

balıkçılığında  

toplam  

düşünürsek,  

Milas  

Türkiye'de  

lider.

Ama  

balıklar  

İzmir,  

Ankara  

ve  

İstanbul'da  

Bodrum  

diye  

satılıyor.  

Lidersek  

markamız

olmalı, Milas adıyla satılmalıdır.

Her şey de Bodrum olmaz. Doğrusu neyse o olmalıdır.

Aydın-Güllük demiryolunun bölgeye katkısı ne olur?

Demiryolu  

çok  

önemli  

bir  

ulaşım  

aracıdır.  

Güllük'e  

böyle  

bir  

hat  

açılırsa  

Güllük,

Ege ve İç Anadolu bölgesinin ulaşım üssü olur.

Sanat ve Kültür konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

 

Bir  

toplumun  

ilerlemesinde  

kültür  

ve  

sanat'ın  

yeri  

çok  

ayrıdır.  

Bunun  

için  

ilk  

şart

öğrencilik   

yıllarından   

başlayarak   

kitap   

okuma   

alışkanlığının   

kazanılmasıdır.   

Kitap

okumanın   

insana   

çok   

önemli   

kazanımları   

olur.   

Aile   

terbiyesinden   

sonra   

insan

davranışlarını  

dengeleyen,  

yaşama  

ve  

topluma  

uyum  

sağlamasını  

kolaylaştıran,  

bütün

faktörler  

kitapların  

içinde  

mevcuttur.  

Yeter  

ki  

kitap  

okuma  

alışkanlığı  

edinilsin.  

Kitap

üzerine  

daha  

çok  

söylenecek  

şey  

var  

ama  

konuşmamız  

çok  

uzar.  

Yüzlerce  

kitap  

ismi

verebilirim  

ama  

sadece  

bir  

kitap  

ismi  

veriyorum.  

  

Okunmasında  

yarar  

var.  

Hasan  

Rıza

Soyak'ın  

“Atatürk'ten  

Hatıralar”  

isimli  

kitabı.  

Bu  

konu  

da  

yazılmış  

en  

kapsamlı  

ve  

derli

toplu  

bir  

kitap.  

Anılarla  

beraber  

bir  

liderin  

felsefesini  

ve  

düşüncesini  

çok  

doğru  

veriyor.

Öte   

yandan,   

kültür   

ve   

sanat   

kitapla   

başlıyor   

ama   

tiyatro,   

sinema,   

eğer   

bulunulan

şehirde  

varsa  

opera  

ve  

bale’nin  

de  

öğrencilik  

yıllarından  

itibaren  

izlenmesi  

insanın

gelişimi  

için  

çok  

çok  

önemli.  

Kültür  

ve  

sanatın  

üst  

düzeyde  

olduğu  

ülkelerde  

hukuk,

adalet,  

sosyal  

devlet,  

özgürlük,  

gelişmişlik  

ve  

gelir  

dağılımı  

daha  

iyi  

durumdadır.  

Kültür

ve  

sanatın  

yüksek  

olduğu  

ülkelerde,  

zenginlik  

toplumun  

her  

kesimince  

haz  

duyularak

yaşanır.

Milas içindeki ve dışındaki Milaslılar’a mesajınız ne olabilir?

En  

basitinden  

bir  

gazetede  

Milas'la  

ilgili  

bir  

haber  

görsem  

Milas'ın  

adı  

geçiyor

diye  

3  

-  

4  

defa  

okurum.  

Bir  

keresinde,  

2  

yıl  

önce  

bir  

yurt  

dışı  

seyahatimde  

İstanbul'dan

uçağa  

bineceğiz  

bir  

baktım  

uçağın  

ismi  

“  

Milas”  

  

5  

dakika  

uçağa  

girmeden  

isme  

baktım.

İlk  

defa  

o  

gün  

öğrendim  

Milas  

isimli  

uçak  

olduğunu.  

En  

geç  

ayda  

bir  

Milas’a  

gelirim.

Bazen  

3  

haftada  

bir  

olur.  

Milas'ın  

yaşantımda  

ki  

yeri  

zaten  

bu  

ifadelerden  

belli  

oluyor.

Milas'ın  

gelişimimdeki  

rolü  

ise,  

o  

da  

belli,  

bu  

kadar  

kültür  

ve  

medeniyet  

ile  

yoğrulmuş

bir   

şehir   

olarak,   

baştan   

aklın   

doğru   

yol   

göstericiciği   

tarafı   

üzerinize   

yapışıyor.

Milaslılara  

genel  

olarak  

mesajım  

şudur:  

“Doğduğunuz  

şehrin  

önemini  

ve  

kıymetini  

bilin

ve  

Milaslılığınızla  

iftihar  

edin.  

Milas'la  

ilginizi  

kesmeyin,  

takip  

edin.”  

Bana  

bu  

imkânı

verdiğiniz için size çok teşekkür eder, başarılar dilerim.

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN 

Ali Osman MENTEŞE 

Uğur TERZİOĞLU

Konuk: İlgin SAYLAM (Yeminli Mali Müşavir - İzmir Milaslılar Derneği Eski Başkanı)

Röportaj: Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ

Muhammet TOKAT

DİĞER RÖPORTAJLAR

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017

MİLAS İLE İLGİLİ RÖPORTAJLAR - 2

Fuat GÜREL

Konuk: İlgin SAYLAM

(Yeminli Mali Müşavir - İzmir Milaslılar Derneği Eski Başkanı)

Röportaj: Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ

Bize özgeçmişinizden söz eder misiniz? 

   

1949    

yılında    

Milas'ta    

doğdum.    

Sırasıyla    

Sakarya

İlkokulu,  

Milas  

Orta  

Okulu,  

İstanbul  

Kabataş  

Lisesi,  

İstanbul

Üniversitesi  

iktisat  

Fakültesini  

bitirdim.  

İstanbul  

Üniversitesi

İşletme    

Fakültesi    

İşletme    

İktisadı    

Enstitüsünde    

master

yaptım.       

Ayrıca       

İstanbul       

Üniversitesi       

Gazetecilik

Enstitüsünde okudum.

Milas'ta  

çeşitli  

okullarda  

öğretmenlik  

ve  

bir  

süre  

Milas

Milli  

Eğitim  

Müdürlüğü  

yapan  

Necmettin  

Saylam  

ile  

Seza

Saylam'ın    

oğluyum.    

Kabataş    

Lisesi'nde    

yatılı    

okudum.

Rahmetli  

Adnan  

Kahveci  

sınıf  

arkadaşımdı.  

Kabataş  

sosyal

faaliyetlerin  

çok  

yoğun  

olduğu  

bir  

okul  

idi.  

Bu  

yönden  

bana

çok   

katkısı   

oldu.   

65-66   

döneminde   

lise   

öğrenci   

birliğinin

genel   

sekreterliğine   

seçildim.   

68'li   

yıllarda   

Üniversitede

okurken   

birkaç   

dönem   

İstanbul’daki   

Muğlalılar   

Derneği

yönetim   

kurulu   

üyeliğinde   

bulundum.   

Yine   

aynı   

yıllarda

Üniversitede  

öğrenci  

derneklerinde  

çalıştım.  

Zorlu  

yazılı  

ve

sözlü   

sınavlardan   

sonra,   

1971   

yılının   

son   

günü   

Maliye

Bakanlığı    

Gelirler    

Kontrolörü    

stajyeri    

olarak    

çalışmaya

başladım.   

Maliye   

Bakanlığı   

Merkezi   

Denetim   

Kurulu   

olan

Gelirler   

Kontrolörlüğü   

mesleğinden   

1997   

yılında   

Gelirler

Başkontrolörü  

olarak  

emekli  

oldum.  

Gelirler  

Kontrolörlüğü

mesleğinde tayin yoktu.

Meslek'te      

özgüveni      

geliştirmek,      

tarafsızlık      

ve

bağımsızlığı  

koruyabilmek  

için,  

teftiş  

ve  

inceleme  

Bakanlık

adına  

yapıldığından  

ve  

vergi  

hassas  

bir  

konu  

olduğu  

için

tayin   

baskısının   

olmaması   

çok   

olumlu   

bir   

düşünce   

idi.

Ankara,  

İstanbul  

ve  

İzmir'den  

birisi  

tercih  

ediliyordu  

ve  

ben

Milas'a  

yakın  

diye  

düşünmeden  

İzmir’i  

tercih  

ettim.  

Hâlbuki

Ankara'da      

kalmak      

bürokraside      

çok      

önemlidir.      

Bu

kararımdan    

bugüne    

kadar    

hiç    

pişmanlık    

duymadım.

Başlangıçta       

zorunlu       

olarak       

Ankara'da       

bakanlıkta

bulunduktan     

sonra     

1972     

yılının     

ortalarında     

İzmir'e

yerleştim.   

İzmir'de   

geçici   

görevle   

bulundum   

merkezimiz

Ankara'da    

Bakanlıktı.    

Bir    

süre    

görevli    

olarak    

Berlin'de

kaldım.   

Almanya   

ve   

Türkiye   

Maliye   

Bakanlıklarının   

ortak

çalışma ve seminerlerine katıldım.

1982   

Yılında   

tesadüf   

Muğla'ya   

kendi   

memleketime

teftişe  

geldim.  

İyi  

de  

oldu.  

Ben  

Muğla'da  

iken,  

bana  

özel  

bir

görev    

verildi.    

Bu    

yıllarda    

hizmet    

binası    

ile    

lojman

konusunda  

Bakanlıkta  

hummalı  

bir  

çalışma  

vardı.  

Muğla  

ve

tüm  

ilçelerinde  

hizmet  

binası  

ve  

lojman  

konusundaki  

tam

yetkili  

özel  

görev  

bana  

verildi.  

Kimi  

yerde  

lojman,  

kimi  

yerde

hizmet  

binası  

konusunda  

çok  

ciddi  

önerilerim  

oldu.  

Bazıları

gerçekleşti.   

Ama   

en   

sevindirici   

olanı   

Türkiye'nin   

en   

güzel

vergi   

dairesi,   

adeta   

küçük   

bir   

saray   

olan   

binanın   

Milas'a

kazandırılmasıdır.  

Milas  

Kaymakamlığı  

olduğu  

yılları  

çok  

iyi

bildiğim  

o  

binanın  

atıl  

bir  

şekilde  

mezbelelik  

olarak  

kalması

çok  

üzücü  

idi.  

Yazdığım  

raporda  

buranın  

vergi  

dairesi  

olarak

tahsis   

edilmesi   

ve   

gerekli   

tadilatın   

yapılması   

gerektiğini

kesin   

ifadelerle   

istedim.   

O   

yıl   

benim   

yerime   

bir   

başkası

Muğla'da teftişte olsaydı bu binayı fark etmeyebilirdi.

1997  

yılında  

emekli  

olduktan  

sonra  

İzmir'de  

Yeminli

Mali    

Müşavir    

olarak    

çalışmaya    

başladım.    

Yeminli    

Mali

Müşavirlik    

dışında    

İzmir    

Ticaret    

Odası'nın    

7    

yıl    

mali

danışmanlığını   

yaptım.   

Şu   

anda   

Yeminli   

Mali   

Müşavirliğe

Alsancak'taki  

ofisimde  

devam  

ediyorum.  

İki  

oğlum  

var.  

Her

ikisi  

de  

avukatlık  

yapıyor.  

  

Bu  

arada,  

İstanbul  

Üniversitesi

İktisat  

Fakültesi  

Mezunlar  

Cemiyeti  

İzmir  

Şube  

Başkanlığı  

ile

İzmir    

Milaslılar    

Derneği    

Başkanlığı’nı    

yapıyorum.    

Eşim

Cahide Saylam da iktisatçı olup, kendisi Bafalıdır.

 

Milas’ta         

okuduğunuz         

okullar         

hangileri,

arkadaşlarınız, öğretmenleriniz kimlerdi?      

Biraz  

önce  

de  

ifade  

ettiğim  

gibi  

Sakarya  

İlkokulu  

ile

Merkez   

Ortaokulunda   

okudum.   

İlkokulda   

Abdullah   

İyi   

ve

Nail    

Beşok    

öğretmenlerim    

oldu.    

Her    

ikisi    

de    

çok    

iyi

hocalardı.  

Yeri  

gelmişken  

her  

ikisine  

de  

rahmet  

diliyorum.

Ortaokulda  

İsmail  

Öztürk,  

Hilmi  

Kandemir,  

Şerefnur  

Seren,

Perihan   

Kandemir,   

Bayram   

Dönmez,   

Mösyö   

Nazmi   

Bey,

İzzet  

Kınacı  

ve  

Zeki  

Boran  

öğretmenlerim  

oldu.  

Adeta  

milli

takım    

gibi.    

Hepsine    

rahmet    

diliyorum.    

Bizim    

dönem

arkadaşlarım;   

Fahri   

Öner,   

Mustafa   

Tireli,   

Tanfer   

Gün,   

Ali

Özen,   

Ali   

Sungur,   

M.Ali   

Keskin,   

Onur   

Onay,   

Faik   

Akay,

Ahmet    

Artun,    

Bülent    

Alptekin,    

Sacit    

Saygın,    

Ali    

Faik

Sünnetçioğlu,  

Dr.  

İsmail  

Hakkı  

Onat,  

Onur  

Bilgin,  

Durmuş

Saralp,  

Mehmet  

Bencik,  

Abdullah  

Çağ,  

Firuzpaşa-Gazipaşa

Mahallesi   

Muhtarı   

Recep   

Panay,   

Manisa   

Vali   

Yardımcısı

Mehmet  

Zeki  

Özkan,  

Güllüklü  

Balıkçı  

Utku,  

Güllüklü  

Balıkçı

Yalçın    

ve    

diğer    

arkadaşlarımız.    

Ayrıca    

Ahmet    

Çavuş

Mahallesinde  

doğup  

büyüdüğüm  

için,  

mahalleden  

Bilgi  

ve

Halil       

ile       

Vahit       

Velioğlu       

öğretmenler       

çocukluk

arkadaşlarımdı.

Musevilerle   

çok   

iyi   

arkadaşlığımız   

ve   

dostluğumuz

vardı.   

Salomon,   

Moreno,   

David,   

Rafael,   

Rita,   

Eczacı   

Sami

Şen,  

Ersel  

Siyman.  

Bazıları  

ile  

ilkokul  

ve  

ortaokulda  

beraber

okuduk.  

Jak  

Ürek,  

Rahmi  

Siyman  

ve  

Züccaciyeci  

Sami  

Şen

benden   

3-5   

yaş   

büyük   

olmasına   

rağmen   

İzmir'de   

sık   

sık

görüşürdük.  

Sami  

Şen  

ve  

Jak  

Ürek  

maalesef  

erken  

yaşta

hayata  

veda  

ettiler.  

Onlara  

da  

rahmet  

diliyorum.  

Jak  

Ürek

ile    

birlikte    

Göztepe    

Kulübünde    

Altyapıyı    

Güçlendirme

Komitesi'nde  

bir  

süre  

birlikte  

çalıştık.  

Jak  

Ürek  

60'lı  

yıllarda

Milas   

Gençlik   

Spor'un   

tutulmaz   

sağ   

açığıydı.   

Musevilerin

Milas sevgisi çok fazladır.

Çocukluğunuzun Milas’ı nasıldı? 

   

Çocukluk   

yıllarımdaki   

Milas’ı   

bugün   

bile   

katıldığım

birçok     

toplantıda     

anlatırım.     

1957     

yılından     

sonrasını

hatırlıyorum.    

Milas    

olağanüstü    

modern    

ve    

sosyal    

bir

şehirdi.    

Gece    

12'ye    

1’e    

kadar    

şose    

dediğimiz    

Atatürk

Bulvarı'nda    

aileler,    

gençler    

tur    

atıp    

parkta    

ve    

çay

bahçelerinde   

oturup   

sohbet   

ederlerdi.   

Tüm   

Cumhuriyet

Bayramlarında   

Cumhuriyet   

Baloları   

yapılırdı.   

1960   

öncesi

park  

içinde  

bir  

binada  

faaliyet  

gösteren  

Şehir  

Kulübünün

Lokantasını   

Musevi   

hemşerimiz   

Bohor   

çalıştırırdı.   

O   

bina

şimdi  

yerinde  

yok.  

Milas  

akşamları  

o  

yıllarda  

çok  

canlıydı.

Daha   

sonraları   

yazlık   

sinemalar   

revaçta   

oldu.   

Çocukluk

yıllarımda  

Belediye  

Başkanları  

olarak  

Adnan  

Akarca,  

Bekir

Sami  

Ercan'ı  

hatırlıyorum.  

Gazi  

Menteşe  

gençlik  

yıllarımızda

Belediye Başkanlığı yaptı. 

 

Milaslı olmak sizin için ne anlam ifade eder?

Milas  

öteden  

beri  

orta  

sınıfın  

ağırlığını  

hissettirdiği  

bir

şehir   

olmuştur.   

Bu   

özellik   

Milas'a   

zaman   

içinde   

büyük

avantajlar   

sağlamıştır.   

Krizlerin   

yaşandığı   

dönemde   

dahi

Milas'ın  

dik  

durduğu  

görülmüştür.  

Bu  

durum,  

dışarıya  

fazla

göçün  

olmasını  

önlemiş  

ve  

Milaslılık  

ruhunu  

daima  

egemen

kılmıştır.   

Bunun   

sonucunda   

Milas'ın   

parası   

dışarıya   

pek

kaçmamıştır.   

Diğer   

bir   

ifade   

ile   

paranın   

yönü   

Milas   

için

pozitiftir.  

Müthiş  

kültür  

ve  

uygarlık  

mayasına  

bu  

ekonomik

faktörde  

eklenince  

Milas'ın  

son  

30  

yılda  

Ege’de  

birçok  

ilçeyi

geride  

bırakmasının  

nedeni  

ortaya  

çıkar.  

Bana  

göre  

nüfusu

bir   

kenara   

bırakırsak   

Milas   

Ege   

Bölgesinde   

ilk   

6,7   

ilçe

arasındadır.   

Milas   

dışarıdan   

bakılınca,   

tarihi   

turistik   

ve

kültürel    

özellikleri    

de    

göz    

önünde    

bulundurulduğunda

herkesin  

çok  

beğendiği  

bir  

ilçe  

olarak  

anılıyor.  

Bana  

sürekli

bu  

konu  

ile  

ilgili  

sorular  

soruluyor.  

Birçok  

yer  

biliniyor.  

Bir

tanıdığım  

özel  

olarak  

Geyik  

Baraj  

gölündeki  

fıstık  

çamlarının

muhteşem    

görüntülerinin    

fotoğraflarını    

çekmeye    

geldi.

Belki  

birçok  

Milaslı  

bu  

ağaçları  

görmemiştir.  

Dışarıda  

Milas’a

karşı  

ilgi  

ve  

merak  

çok  

fazla  

ama  

bu  

çok  

doğal.  

Bakir  

deniz

kıyıları,    

dağları,    

ovaları    

gölleri    

ve    

ormanları    

ile    

Milas

gerçekten  

çok  

cazip  

bir  

yer.  

Hele  

bahar  

aylarında  

Milas'ın

güzelliğine doyum olmuyor.

Dışarıdan             

Milas             

nasıl             

görünüyor,

değerlendiriliyor?  

  

Evet,  

sorduğunuz  

soru  

işinde  

açıkladığınız  

gibi  

yer  

altı

ve  

yer  

üstü  

zenginlikleri  

Milas'ta  

çok  

fazla.  

Sanıyorum  

zeytin

ağacı  

sayısı  

bakımından  

Türkiye'de  

birinci  

sırada.  

Ancak  

son

yıllarda   

Akhisar   

da   

bu   

konuda   

çok   

başarılı.   

Eski   

tütün

tarlalarının    

çoğu    

zeytinlik    

oldu.    

Üstelik    

Akhisar    

yağ

üretiminden  

çok  

daha  

karlı  

olan  

yemeklik  

zeytin  

üretiyor  

ve

bu   

zeytinlerin   

işlemesini   

de   

kendileri   

yapıyorlar.   

Böyle

olunca   

artı   

değer'de   

ilçede   

kalıyor.   

Milas'ta   

da   

kaliteli

ambalajlı   

yağ   

üretimi   

yanında   

ambalajlı   

yemeklik   

zeytin

üretiminin   

yapılmasında   

fayda   

var.   

Türkiye'de   

yemeklik

zeytinde   

tirilye   

türü   

alışkanlığı   

var.   

Bunun   

değişmesi   

zor

gibi   

görünüyor.   

Ancak   

Milas'ın   

bastırma   

ve   

limonlu   

yağlı

zeytini    

de    

çok    

beğeniliyor.    

Ne    

var    

ki,    

marketlerde

bulunmadığı  

ve  

bilinmediği  

için  

bugüne  

kadar  

seri  

üretime

geçilemedi.  

Çok  

yakından  

biliyorum  

bu  

iki  

zeytini  

yiyenler,

çok  

seviyorlar  

ve  

gerisini  

arıyorlar.  

Demek  

ki  

ciddi  

üretim,

tanıtım, pazarlama sonucu bu iş tutar.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Öte  

yandan,  

son  

yıllarda  

zeytinyağı  

fiyat  

yönünden

üreticiyi  

çok  

üzdü.  

Yaklaşık  

8-10  

yıldır  

aynı  

düzeylerde  

kalan

fiyat   

nedeniyle   

üreticiler   

gerekli   

bakımı   

yapamıyorlar.   

Bu

nedenle   

daha   

karlı   

olan   

yemeklik   

zeytine   

yönelinmesini

gerekli   

görüyorum.   

Geç   

kalınsa   

da   

yemeklik   

zeytin   

için

idealist  

insanların  

öncülüğünde  

Milas'a  

özgü  

bir  

kooperatif

kurulmasında   

yarar   

var.   

Ambalajlı   

zeytinyağı   

üretenlerin

ısrarla   

tanıtıma   

devam   

etmeleri   

şart,   

tüm   

fuarlara   

da

katılmak   

gerekiyor.   

Kalite   

ve   

standarttan   

katiyen   

ödün

verilmemelidir.   

Uzun   

vadede   

kesinlikle   

sonuç   

alınacaktır.

Yurt  

dışında  

yemeklik  

zeytin  

fazla  

bilinmese  

de,  

ambalajlı

zeytinyağı için dış pazarlar ısrarla aranmalıdır.

Milas   

zengin   

yer   

altı   

ve   

yer   

üstü   

kaynaklarına

sahip.     

Milas’ta     

zeytin     

ve     

zeytinyağı     

üretiminin

gelişebilmesi    

için    

ne    

yapılmalı?    

Ambalajlı    

yağların

pazarlama sıkıntılarının aşılması için ne önerirsiniz?

Birçok   

madene   

sahip   

Milas'ta   

önemli   

bir   

maden'de

feldspat'tır.   

Gönül   

ister   

ki,   

bu   

maden   

Milas'ta   

işlensin.

Milas'a  

Organize  

Sanayi  

bölgesi  

de  

yapılıyor.  

Burada  

bir  

-iki

seramik-fayans   

üreten   

fabrika   

olması   

ilçe   

ekonomisi   

için

çok   

iyi   

olacaktır.   

Ne   

var   

ki   

feldspat   

gemilerle   

Güllük'ten

İspanya  

ve  

İtalya'ya  

gidiyor,  

orada  

işleniyor.  

Burada  

sanayi

konusu  

konuşulurken  

bir  

konuya  

dikkat  

etmek  

gerekiyor.

Milas'ın  

geleceğinin  

turizmde  

olduğunu  

düşünüyorum.  

Bu

nedenle      

doğayı      

bozacak,      

hırpalayacak,      

görüntüyü

çirkinleştirecek     

ağır     

yatırımlar     

Milas     

için     

kesinlikle

düşünülemez.   

Bugün   

İzmit   

Körfezinin   

ve   

çevresinin   

hali

ortadadır.   

Bazı   

tesisleri   

tasfiye   

edip,   

yeşil   

alan   

haline

getirmek   

ve   

körfezi   

ve   

şehri   

kurtarmak   

için   

büyük   

çaba

sarfediliyor.    

Gelecek    

nesillere    

doğası    

bozulmuş    

Milas

bırakamayız.  

Turizmle  

birlikte  

gıda  

sektörü  

de  

iyi  

organize

olursa        

gelecekte        

önemli        

bir        

yere        

gelecektir.

Unutulmamalıdır   

ki,   

Milas’ın   

kendisi   

ve   

etrafı   

tamamen

turistik   

bölge   

haline   

gelmiştir.   

Burada   

ki   

yüzlerce   

tesisin

ihtiyacı  

önce  

çevreden  

karşılanacaktır.  

Milas'ta  

gıdanın  

her

türlüsü     

var     

olduğuna     

göre,     

iyi     

bir     

organizasyonla

ambalajlama çalışmalarına geçilmelidir.

Tarım   

alanlarının   

çok   

geniş   

olması   

ve   

Havaalanının

bulunması    

Milas'a    

çiçekçilik    

açısından    

da    

bir    

avantaj

sağlıyor.  

Bugün  

dünyada  

birçok  

ülkeye  

çiçek  

Hollanda  

ve

İsrail'den  

gönderiliyor.  

Hâlbuki  

Türkiye'de  

gerek  

arazi  

yapısı

gerekse  

iklim  

olarak  

bu  

iki  

ülkeden  

çok  

daha  

uygun.  

Sera

çiçekçiliği    

çok    

önemli.    

Bu    

konuda    

da    

bir    

kooperatif

kurularak,  

havaalanından  

birçok  

ülkeye  

günlük  

olarak  

çiçek

gönderilebilinir.     

Bu     

konu     

Milas     

için     

çok     

önemlidir.

Gündeme   

getirilip,   

tartışılmasında   

yarar   

vardır.   

Bildiğim

kadarıyla      

seracılık      

ile      

ilgili      

kredi      

olanakları      

da

bulunmaktadır.

 

Milas’ta hangi tür yatırımlar yapılmalı sizce?

Gerçekten   

Milas   

çok   

önemli   

bir   

kent   

olup,   

birçok

medeniyetin   

beşiğidir.   

Günümüzde   

“Uygarlıklar   

Başkenti”

kimliği   

ile   

anılmaktadır.   

Beş   

bin   

yıllık   

tarihi   

ve   

kültür

birikimiyle     

“Uygarlıklar     

Başkenti”     

kimliği     

Milas'a     

çok

yakışıyor  

ve  

Milas  

bu  

kimliği  

hak  

ediyor.  

Kolay  

değil  

Milas  

ve

çevresinde  

27  

antik  

kent  

kurulmuştur.  

Bu  

yönüyle,  

Türkiye

ve   

Dünyadaki   

ender   

kentlerden   

biridir.   

Heraklia,   

İasos,

Keramos,  

Labranda,  

Euromos  

ve  

diğerleri...  

Bunlardan  

bir

kısmıdır.   

Milas   

Karya   

uygarlığından   

sonra   

Roma,   

Bizans,

Selçuklu,  

Menteşe  

Beyliği  

ve  

Osmanlı  

Uygarlığını  

yaşamıştır.

Bilindiği   

üzere   

Karya'nın   

ve   

Menteşe   

Beyliği'nin   

başkenti

Milas'tır.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Milas  

yalnızca  

deniz  

ve  

tatil  

turizmi  

değil,  

doğa  

ve

kültür    

turizminin    

de    

beşiğidir.    

Doğal    

organik    

tarımsa

ürünleri,    

geleneksel    

el    

sanatları,    

kökboyalı    

yün    

iplerle

dokunan   

Milas   

halıları,   

misafirperver,   

sıcak   

insanı,   

hava,

deniz,   

kara   

yoluyla   

ulaşım   

kolaylığı   

ile   

bir   

markadır.   

Bir

deyim vardır; Dağlarından bal, ovalarından yağ akan Milas!

Yukarıda   

Karya   

deyince   

aklıma   

geldi.   

1966   

yılının

sonlarında   

Milas'ta   

arkadaşlarımızla   

(isimleri   

daha   

önce

söyledim.)Milas  

Yüksek  

Öğrenim  

Derneği'ni  

kurmuştuk.  

Bu

dernek   

yıllarca   

mükemmel   

işler   

yaptı.   

Yaz   

aylarını   

iple

çekerdik.  

Üniversite  

tatil  

olsun,  

bir  

an  

önce  

Milas'a  

gidelim

diye.   

Bu   

derneğin   

voleybol   

takımı   

vardı,   

bu   

derneğin

tiyatrosu  

vardı,  

bu  

derneğin  

kamp  

kolu  

vardı,  

bu  

derneğin

futbol  

takımı  

vardı,  

takımların  

formaları  

ve  

her  

türlü  

spor

malzemeleri  

vardı,  

Rengi  

de  

kırmızı-siyah  

idi,  

turizm  

kolu

vardı.Futbol   

Takımımız   

çevre   

il   

ilçelerin   

takımlarıyla   

maç

yapardı.Çok    

popüler    

olmuştu.    

Bütün    

bu    

malzeme    

ve

harcamaların    

kaynağını    

derneğin    

yazın    

açtığı    

ortaokul

bütünleme     

kurslarından     

gelen     

gelirle     

karşılıyorduk.

Kurslarımıza  

inanılmaz  

rağbet  

olmuştu.  

O  

yıllarda  

derneğin

yaptığı   

bir   

faaliyet   

vardı   

ki,   

bu   

tam   

7   

yıl   

sürdü,   

çevrede

büyük    

ilgi    

görür    

ve    

merakla    

beklenirdi.    

“Karya    

Dans

Festivali”    

Güllük'te    

Gültur'da    

yapılan    

bu    

festival    

için

İzmir'den   

orkestra   

getirirdik.   

Rahmetli   

Muğla   

Valisi   

Özer

Türk  

“bravo”  

diyerek  

hiçbir  

festivalimizi  

kaçırmazdı.  

Festival

o   

yıllarda   

fazla   

yapılan   

bir   

etkinlik   

değildi.   

Basın'da   

bu

konuyla   

ilgili   

çok   

haberler   

çıkardı,   

Derneğin   

birkaç   

yıl

başkanlığını    

yaptım.    

Çok    

güzel    

günler    

geçirdik.    

Milas

Gençliğinin herhalde en iyi yıllarıdır.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Neyse  

biz  

gene  

günümüze  

dönelim,  

Yukarıda  

da

belirttiğim   

gibi,   

Milas   

müthiş   

tarihi   

yerlere   

sahip   

bir   

yer,

ancak   

birçoğunda   

kazıların   

tam   

yapılmaması   

veya   

mevzi

küçük  

yerler  

olması  

nedeniyle  

gereken  

ilgi  

arzu  

edilen  

çapta

olmuyordu.    

Ama    

şimdi    

HEKATOMNOS    

mezar    

anıtının

ortaya     

çıkmasıyla     

turizm     

açısından     

Milas'ın     

kaderi

değişmişe  

benziyor.  

Büyük  

bir  

alanda  

yapılan  

kamulaştırma

ile  

Efes  

ve  

Atina'da  

ki  

Akropol'e  

eşdeğer  

bir  

turistik  

alanın

ortaya   

çıkarılacağı   

söyleniyor.   

Bu   

müthiş   

bir   

şey!   

Efes

malum,     

Akropol'ü     

gezmek     

isteyen     

binlerce     

turistin

doldurduğu  

birçok  

dev  

yolcu  

gemisi  

hergün  

Pire  

limanına

yanaşıyor.    

Oradan    

da10    

dakika    

sonra    

Atina    

Akropol.

Akropol   

ne   

zaman   

gidilse   

insan   

kaynıyor.   

İnşallah   

Milas

Hisarbaşı da öyle olacak.

  

  

  

  

  

  

  

  

  

  

Bunun  

için  

yapılacak  

en  

önemli  

şey  

Güllük'teki  

eski

iskelenin   

büyütülerek,   

büyük   

gemilerin   

yanaşacağı   

iskele

haline   

getirilmesi   

gerekiyor.   

   

“Cruise”   

gemilerinin   

(büyük

yolcu   

gemileri)   

Güllük'e   

getirilmesi   

için   

çalışma   

yapılması

gerekiyor.   

Bodrum,   

Marmaris,   

Kuşadası   

v.s.   

Otobüslerle

gelen  

turistlerin  

yanında,  

yolcu  

gemilerinin  

turist  

getirmesi

çok  

önemlidir.  

Binlerce  

turist  

bir  

gün  

boyunca  

bu  

sayede

Milas  

ve  

çevresinde  

kalacaktır.  

Hisarbaşı'nın  

yanında  

başka

yerlere    

de    

götürülme    

imkânı    

doğacaktır.    

Bu    

açıkhava

müzesi  

açılıncaya  

kadar  

esnafa  

ve  

ilgili  

kuruluşlara  

mutlaka

İngilizce    

kursları    

açılmalıdır.    

Ama    

en    

önemlisi,    

tekrar

ediyorum,  

mutlaka  

“Cruise”  

gemilerinin  

Güllük'e  

getirilmesi

çalışmalarına  

şimdiden  

başlanılmalıdır.  

Bu  

arada  

Güllük’te

bir   

marina   

yapılması,   

bölge   

turizmi   

için   

çok   

önemli   

bir

yatırım olacaktır.

 

Milas’ın   

turizm   

sektörü   

içinde   

hak   

ettiği   

yerde

olabilmesi   

için   

şimdiden   

yapılması   

gerekenler   

neler

olmalı?

Şu  

bir  

gerçek  

ki,  

Bodrum  

dünyada  

bir  

markadır.  

Ben

de     

çok     

gurur     

duyuyorum.     

Gittiğim     

birçok     

ülkede,

acentalarda   

Bodrum   

afişleri   

ve   

turları   

vardı.   

Bodrum   

bir

realitedir.   

Ancak   

Milas'ın   

birçok   

yerinin,   

Güllük’ten   

tut

İasos'a    

kadar,    

Tuzla'ya    

kadar    

bazı    

basın    

organlarında

Bodrum  

İasos,  

Bodrum  

Güllük  

diye  

haberlerde  

yer  

almasını

doğru  

bulmuyorum.  

Bunlara  

karşı  

çıkılması  

gerekiyor.  

Bu

yanlış   

yarın   

hukuki   

sorunlara   

da   

yol   

açar.   

Aslında   

bu

duruma   

Bodrum’un   

ihtiyacı   

da   

yok.   

Bodrum   

Turizminin

Milas’a  

çok  

faydası  

olmaktadır.  

Örneğin  

Milas’a  

az  

da  

olsa

bazı    

turlar    

düzenlenmekte,    

sanayi    

Bodrum'dan    

birçok

konuda  

sipariş  

almaktadır.  

Bu  

açıkhava  

müzesi  

olayından

sonra  

Bodrum-Milas  

işbirliği  

Turizmde  

zirveye  

çıkacak  

ve  

bu

durumdan her iki ilçede çok yararlanacaktır.

Milas’ın  

ve  

Bodrum’un  

turizmdeki  

birlikteliği  

için

nasıl projeler geliştirilebilir? 

         

Daha  

önce  

de  

söyledim.  

Milas'ın  

geleceği  

turizmdedir.

Milas     

5-10     

yıl     

sonra     

Türkiye'nin     

önemli     

yerleşim

merkezlerinden     

biri     

olacaktır.     

Nitekim     

havaalanında

genişletme   

çalışmaları   

devam   

etmektedir.   

Dünyanın   

her

yerinden  

Milas'a  

uçaklar  

inecektir.  

Bu  

çok  

önemlidir.  

Turizm

ile  

Kültür  

balıkçılığı  

ilk  

bakışta  

çelişkili  

gibi  

gözüküyor.  

Tabii

ki   

bazı   

gerçekler   

var,   

Deniz   

kirleniyor.   

Ancak   

balıkçılığın

bugün  

gıda  

sektöründe  

ki  

önemi  

ve  

ekonomideki  

yeri  

de

belli.    

Bu    

tartışılmayacak    

bir    

durum.    

Denizde    

ki    

kafes

balıkçılığının    

turizmi    

hiç    

etkilemeyecek    

yerlerde    

teşvik

edilmesinde    

yarar    

var.    

İstihdam    

açısından    

da    

önemli

olduğunu  

söylemek  

gerekiyor.  

Tarla  

balıkçılığında  

ve  

deniz

kafes   

balıkçılığında   

toplam   

düşünürsek,   

Milas   

Türkiye'de

lider.  

Ama  

balıklar  

İzmir,  

Ankara  

ve  

İstanbul'da  

Bodrum  

diye

satılıyor. Lidersek markamız olmalı, Milas adıyla satılmalıdır.

Her şey de Bodrum olmaz. Doğrusu neyse o olmalıdır.

Aydın-Güllük   

demiryolunun   

bölgeye   

katkısı   

ne

olur?

Demiryolu   

çok   

önemli   

bir   

ulaşım   

aracıdır.   

Güllük'e

böyle  

bir  

hat  

açılırsa  

Güllük,  

Ege  

ve  

İç  

Anadolu  

bölgesinin

ulaşım üssü olur.

Sanat    

ve    

Kültür    

konusundaki    

düşünceleriniz

nelerdir?

 

Bir  

toplumun  

ilerlemesinde  

kültür  

ve  

sanat'ın  

yeri  

çok

ayrıdır.  

Bunun  

için  

ilk  

şart  

öğrencilik  

yıllarından  

başlayarak

kitap  

okuma  

alışkanlığının  

kazanılmasıdır.  

Kitap  

okumanın

insana   

çok   

önemli   

kazanımları   

olur.   

Aile   

terbiyesinden

sonra  

insan  

davranışlarını  

dengeleyen,  

yaşama  

ve  

topluma

uyum  

sağlamasını  

kolaylaştıran,  

bütün  

faktörler  

kitapların

içinde  

mevcuttur.  

Yeter  

ki  

kitap  

okuma  

alışkanlığı  

edinilsin.

Kitap     

üzerine     

daha     

çok     

söylenecek     

şey     

var     

ama

konuşmamız  

çok  

uzar.  

Yüzlerce  

kitap  

ismi  

verebilirim  

ama

sadece  

bir  

kitap  

ismi  

veriyorum.  

  

Okunmasında  

yarar  

var.

Hasan  

Rıza  

Soyak'ın  

“Atatürk'ten  

Hatıralar”  

isimli  

kitabı.  

Bu

konu   

da   

yazılmış   

en   

kapsamlı   

ve   

derli   

toplu   

bir   

kitap.

Anılarla  

beraber  

bir  

liderin  

felsefesini  

ve  

düşüncesini  

çok

doğru  

veriyor.  

Öte  

yandan,  

kültür  

ve  

sanat  

kitapla  

başlıyor

ama  

tiyatro,  

sinema,  

eğer  

bulunulan  

şehirde  

varsa  

opera  

ve

bale’nin  

de  

öğrencilik  

yıllarından  

itibaren  

izlenmesi  

insanın

gelişimi  

için  

çok  

çok  

önemli.  

Kültür  

ve  

sanatın  

üst  

düzeyde

olduğu   

ülkelerde   

hukuk,   

adalet,   

sosyal   

devlet,   

özgürlük,

gelişmişlik  

ve  

gelir  

dağılımı  

daha  

iyi  

durumdadır.  

Kültür  

ve

sanatın  

yüksek  

olduğu  

ülkelerde,  

zenginlik  

toplumun  

her

kesimince haz duyularak yaşanır.

Milas  

içindeki  

ve  

dışındaki  

Milaslılar’a  

mesajınız

ne olabilir?

En   

basitinden   

bir   

gazetede   

Milas'la   

ilgili   

bir   

haber

görsem  

Milas'ın  

adı  

geçiyor  

diye  

3  

-  

4  

defa  

okurum.  

Bir

keresinde,  

2  

yıl  

önce  

bir  

yurt  

dışı  

seyahatimde  

İstanbul'dan

uçağa  

bineceğiz  

bir  

baktım  

uçağın  

ismi  

“  

Milas”  

  

5  

dakika

uçağa   

girmeden   

isme   

baktım.   

İlk   

defa   

o   

gün   

öğrendim

Milas  

isimli  

uçak  

olduğunu.  

En  

geç  

ayda  

bir  

Milas’a  

gelirim.

Bazen  

3  

haftada  

bir  

olur.  

Milas'ın  

yaşantımda  

ki  

yeri  

zaten

bu  

ifadelerden  

belli  

oluyor.  

Milas'ın  

gelişimimdeki  

rolü  

ise,

o  

da  

belli,  

bu  

kadar  

kültür  

ve  

medeniyet  

ile  

yoğrulmuş  

bir

şehir   

olarak,   

baştan   

aklın   

doğru   

yol   

göstericiciği   

tarafı

üzerinize  

yapışıyor.  

Milaslılara  

genel  

olarak  

mesajım  

şudur:

“Doğduğunuz     

şehrin     

önemini     

ve     

kıymetini     

bilin     

ve

Milaslılığınızla  

iftihar  

edin.  

Milas'la  

ilginizi  

kesmeyin,  

takip

edin.”  

Bana  

bu  

imkânı  

verdiğiniz  

için  

size  

çok  

teşekkür  

eder,

başarılar dilerim.

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN 

Ali Osman MENTEŞE 

Uğur TERZİOĞLU

Muhammet TOKAT

DİĞER RÖPORTAJLAR

www.milas.org.tr    
Facebook sayfamız yayına başladı.
Diğer sayfalar için tıklayınız Diğer sayfalar için tıklayınız