GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
Açık     ocak     maden     işyerinde     yılda     iki sefer,   altı   ayda   bir   acil   durum   eylem   tatbikatı yapılması      gerekiyordu.      Yönetmeliğe      göre zorunluydu    bu.    İşyeri,    iş    sağlığı    ve    güvenliği kurallarına      önem      veren      ve      buna      göre davranan    bir    kurumdu.        Mayıs    ayıydı.    Hava günlük   güneşlikti.   Maden   açık   ocağında   büyük iş     makinelerinin     kimi     çalışıyor     kimi     park halindeydi.     İlk     tatbikat,     işçilerin     toplandığı, yemek    yediği,    vardiya    dağıtımlarının    olduğu park sahasının yanında olacaktı. Tatbikat    senaryosu    yazıldı.    Senaryoya göre,     bir     ağır     kamyon     şoförü     geri     geri giderken,    park    sahasına    tamir    için    gelenleri taşıyan   pikabın   şoför   mahallini   ezmiş,   içindeki iki    kişi    ağır    yaralanmıştı.    İkisinin    de    başları konsolun       üzerindeydi.       Kafalarından       kan akıyordu.   Durum   çok   acildi.   Olay   yerinin   etrafı şeritle      çevrildi.      Önce      kurtarma      ekipleri harekete    geçti.    Yaralılar    düzgün    bir    şekilde çıkarıldı.    Sedyeye    alındı.    İlk    yardım    ekibi    ilk müdahaleyi     yaptı     ve     yaralılar     ambulansla hemen Yatağan Devlet Hastanesine götürüldü. “Kötü      haber”      tez      yayıldı.      Tatbikat görüntüleri     facebook’ta     yer     aldı.     Tatbikat kurgusu     gereği     iş     kazasına     uğrayanlardan birinin      adı      Hikmet’ti.      Yakınlarından      biri, Hikmet’in   araç   içinde   yaralı   haldeki   fotoğrafını görmüştü.        Sarsıldı.    Ne    yapacağını    bilemedi. Kısa    bir    süre    şok    yaşadı.    Hemen    yakınlarını aradı. “Hikmet abem kaza geçirmiş,” dedi. Herkes   devlet   hastanesinin   acil   servisine koştu.   Acil   servis   doktorunu   buldular.   “Nerde bizim    Hikmet?”    dediler.    Doktor,    şaşkınlıkla, “durun   sakin   olun,   kim   bu   Hikmet,   ne   olmuş ona?”    diye    sordu    etrafının    çeviren    Hikmet’in yakınlarına.        “Madende        kaza        geçirmiş, hastaneye   getirmişler,   yoksa   durumu   çok   mu kötü   veya   öldü   de   bizden   mi   saklıyorsunuz?” dediler, doktorun üzerine yürüyerek. Acil           servis           doktoru,           “durun telaşlanmayın,    kayıtlara    bir    bakalım”    diyerek onlardan    ayrıldı   ve   banko   üzerindeki   acil
defterine     baktı.     o     isimde     birisinin     kaydını göremedi.   “Burada   o   isimde   birisi   yok,   öyle   bir kişi gelmemiş buraya,” dedi. Hikmet’in      yakını      olan      kadınlar      yas tutuyordu,   “Gitti   bizim   aslanımız,   biz   sensiz   ne yaparız     şimdi”     diye     dizlerini     dövüyorlardı. Hastanenin    acil    servisini    Hikmet’in    yakınları, tanıdıkları    doldurmuştu.    Hikmet,    hastaneye getirilmişti   ama   hastanede   yoktu.   Bu   nasıl   bir işti böyle? Acil     doktoru     onların     sıkıştırmalarına, ağlamalarına    ve    dövünmelerine    dayanamadı ve   sordu;   “Siz   Hikmet’in   hastaneye   getirildiğini nereden duydunuz?” Hikmet’in   yakınlarından   biri   cevap   verdi; “Feysboktan!” “Biri   sizinle   oyun   oynamış,   şaka   yapmış olmalı,” dedi onlara doktor. “Böyle    şaka    olur    mu    hiç?”    diye    tepki gösterdi Hikmet’in yakınları. Doktor, “Siz Hikmet’i aradınız mı hiç?” “Aramadık.   Yaralı   belki   de   ölmüş   insanı arasak   bile,   o   bizimle   konuşamaz   ki”   dediler hep bir ağızdan. Doktor,   “olsun,   siz   yine   de   arayın,   birisi sizinle oyun oynamış olabilir” dedi. İçlerinden     biri     Hikmet’in     telefonunu çaldırdı.    Karşıdaki    ses,    “Alooo!    Buyrun    ben Hikmet”   dedi.      Telefon   eden   bir   an   tereddüt yaşadı     ve     sordu,     “Ula     Hikmet     abeyy     sen misin?” “Evet benim ula, n’olduki?” “Hikmet     abeyy     sen     kaza     geçirmedin mi?” “Ne       kazası       oğlum,       işte       karşında konuşurim ya!” “Biz     seni     kaza     geçirdi     diye     duyduk Hikmet abeyyy!” “Nerden duydunuz ula” “Feysboktan!” “Hadi     ordan     ula,     boşverin     feysboku, meysboku.     İşte     ben     buradayım!     İşyerinde çalışıyorum. Hadi hoşça kal.” Hikmet’in    yakınları,    sevinç    içinde    acil servisin çıkış kapısına doğru yöneldi. Acil         servis         doktoru,         Hikmet’in yakınlarının    sevincine    ortak    olan    duygularla, onların arkasından bakıyordu… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

TATBİKAT KAZASI GERÇEK SANILINCA,

OLANLAR!

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (11)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017
Açık   ocak   maden   işyerinde   yılda   iki   sefer,   altı   ayda   bir   acil durum   eylem   tatbikatı   yapılması   gerekiyordu.   Yönetmeliğe   göre zorunluydu    bu.    İşyeri,    iş    sağlığı    ve    güvenliği    kurallarına    önem veren   ve   buna   göre   davranan   bir   kurumdu.      Mayıs   ayıydı.   Hava günlük   güneşlikti.   Maden   açık   ocağında   büyük   iş   makinelerinin kimi   çalışıyor   kimi   park   halindeydi.   İlk   tatbikat,   işçilerin   toplandığı, yemek     yediği,     vardiya     dağıtımlarının     olduğu     park     sahasının yanında olacaktı. Tatbikat   senaryosu   yazıldı.   Senaryoya   göre,   bir   ağır   kamyon şoförü    geri    geri    giderken,    park    sahasına    tamir    için    gelenleri taşıyan    pikabın    şoför    mahallini    ezmiş,    içindeki    iki    kişi    ağır yaralanmıştı.       İkisinin       de       başları       konsolun       üzerindeydi. Kafalarından   kan   akıyordu.   Durum   çok   acildi.   Olay   yerinin   etrafı şeritle   çevrildi.   Önce   kurtarma   ekipleri   harekete   geçti.   Yaralılar düzgün   bir   şekilde   çıkarıldı.   Sedyeye   alındı.   İlk   yardım   ekibi   ilk müdahaleyi   yaptı   ve   yaralılar   ambulansla   hemen   Yatağan   Devlet Hastanesine götürüldü. “Kötü   haber”   tez   yayıldı.   Tatbikat   görüntüleri   facebook’ta yer   aldı.   Tatbikat   kurgusu   gereği   iş   kazasına   uğrayanlardan   birinin adı    Hikmet’ti.    Yakınlarından    biri,    Hikmet’in    araç    içinde    yaralı haldeki   fotoğrafını   görmüştü.      Sarsıldı.   Ne   yapacağını   bilemedi. Kısa   bir   süre   şok   yaşadı.   Hemen   yakınlarını   aradı.   “Hikmet   abem kaza geçirmiş,” dedi. Herkes   devlet   hastanesinin   acil   servisine   koştu.   Acil   servis doktorunu    buldular.    “Nerde    bizim    Hikmet?”    dediler.    Doktor, şaşkınlıkla,   “durun   sakin   olun,   kim   bu   Hikmet,   ne   olmuş   ona?” diye   sordu   etrafının   çeviren   Hikmet’in   yakınlarına.   “Madende   kaza geçirmiş,   hastaneye   getirmişler,   yoksa   durumu   çok   mu   kötü   veya öldü    de    bizden    mi    saklıyorsunuz?”    dediler,    doktorun    üzerine yürüyerek. Acil    servis    doktoru,    “durun    telaşlanmayın,    kayıtlara    bir bakalım”   diyerek   onlardan            ayrıldı         ve         banko         üzerindeki         acil defterine   baktı.   o   isimde   birisinin   kaydını   göremedi.   “Burada   o isimde birisi yok, öyle bir kişi gelmemiş buraya,” dedi. Hikmet’in   yakını   olan   kadınlar   yas   tutuyordu,   “Gitti   bizim aslanımız,   biz   sensiz   ne   yaparız   şimdi”   diye   dizlerini   dövüyorlardı. Hastanenin       acil       servisini       Hikmet’in       yakınları,       tanıdıkları doldurmuştu.    Hikmet,    hastaneye    getirilmişti    ama    hastanede yoktu. Bu nasıl bir işti böyle? Acil     doktoru     onların     sıkıştırmalarına,     ağlamalarına     ve dövünmelerine   dayanamadı   ve   sordu;   “Siz   Hikmet’in   hastaneye getirildiğini nereden duydunuz?” Hikmet’in yakınlarından biri cevap verdi; “Feysboktan!” “Biri   sizinle   oyun   oynamış,   şaka   yapmış   olmalı,”   dedi   onlara doktor. “Böyle    şaka    olur    mu    hiç?”    diye    tepki    gösterdi    Hikmet’in yakınları. Doktor, “Siz Hikmet’i aradınız mı hiç?” “Aramadık.    Yaralı    belki    de    ölmüş    insanı    arasak    bile,    o bizimle konuşamaz ki” dediler hep bir ağızdan. Doktor,    “olsun,    siz    yine    de    arayın,    birisi    sizinle    oyun oynamış olabilir” dedi. İçlerinden   biri   Hikmet’in   telefonunu   çaldırdı.   Karşıdaki   ses, “Alooo!   Buyrun   ben   Hikmet”   dedi.      Telefon   eden   bir   an   tereddüt yaşadı ve sordu, “Ula Hikmet abeyy sen misin?” “Evet benim ula, n’olduki?” “Hikmet abeyy sen kaza geçirmedin mi?” “Ne kazası oğlum, işte karşında konuşurim ya!” “Biz seni kaza geçirdi diye duyduk Hikmet abeyyy!” “Nerden duydunuz ula” “Feysboktan!” “Hadi   ordan   ula,   boşverin   feysboku,   meysboku.   İşte   ben buradayım! İşyerinde çalışıyorum. Hadi hoşça kal.” Hikmet’in   yakınları,   sevinç   içinde   acil   servisin   çıkış   kapısına doğru yöneldi. Acil   servis   doktoru,   Hikmet’in   yakınlarının   sevincine   ortak olan duygularla, onların arkasından bakıyordu… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ  

TATBİKAT KAZASI GERÇEK SANILINCA, OLANLAR!

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (11)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

www.milas.org.tr