GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
1842   doğumlu   olan   Osman   Hamdi   Bey, en     çok     ‘kablumbağa     terbiyecisi’     tablosuyla tanınan   bir   ressamımızdır.   O,   36   yaşına   kadar Paris’te   hukuk   öğrencisi   ve   ressam,   Bağdat’ta siyasi   görevli,   gazeteci,   Paris   ve   Viyana’da   sergi sorumlusu,     diplomat     ve     Kadıköy     Belediye Başkanıdır.İstanbul    Arkeoloji    Müzesini    kurdu ve        müdürlüğünü        yaptı(1881).        Tutkuyla bağlandığı   bu   yeni   görevi,   O’nu   resimden   uzak tuttu bir süre… 1883-1895yılları   arasında   çeşitli   yerlerde kazılar        yaptı        ve        bunların        İstanbul’a getirilmesini     sağladı.     Çalıştığı     kazı     alanları: Anadolu’da     Nemrut     Dağı,     Lagina,     Myrina, Kyme,   Pergamon,   Lübnan’da   Sayda(Sidon)   kral mezarları, Büyük İskender Lahdi… Osman      Hamdi,      1891      yılında,      Türk tarihindeki      ilk      arkeolojik      kazı      yeri      olan Turgut(Leyne)-Lagina’ya           geldi.           Burada arkeolojik   kazıları   yürüttü.   Bu   kazılar   sırasında şimdiki   restore   edilen   Molla   Tahir’in   konağında kaldı   ve   burayı   aynı   zamanda   kazı   evi   olarak kullandı. Türkiye’nin ilk kazı evidir, burası. Lagina    arkeolojik    kazılarından    çıkarılan eserler,   develer   ve   kağnılarla   Güllük   limanına götürülüyor    ve    oradan    da    İstanbul    Arkeoloji Müzesine     taşınıyordu.     Osman     Hamdi,     eski eserlerin        korunması        ve        yurt        dışına kaçırılmaması    için    uğraş    verdi.    1884    yılında, ‘Asarı       Atika       Nizamnamesi       (eski       eserler kanunu)’nin   çıkarılmasına   öncülük   etti.   Bu
durum, yabancıların tepkisine neden oldu. Osman   Hamdi   Bey’i,Leynelilerçok   sevdi. O’nun   adını,   “Taşçı   Paşa”   koydular.   Taşçı   Paşa, Batı     kültürü     almış,     çağdaş     düşünceli     bir insandır.   Burada   kaldığı   süre   içinde,   bilgisi   ve aydınlık düşüncesiyleonlara ışık oldu. Osman    Hamdi,    kaldığı    konağın    sahibi Molla    Tahir’in    güzel    kızı    Zeliha’ya    âşık    oldu. Osman   Hamdi   ile   çakır   gözlü   Zeliha,   konağın geniş   bahçesindeki   nar   ve   narenciye   ağaçları ile   güller   arasında   bulunan,   içinde   ördeklerin yüzdüğü,      havuzun      yanındaki      kamelyanın altına        oturur,        kuş        cıvıltıları        arasında konuşurlardı. Osman   Hamdi,   Avrupa   yaşamından   ve modernliğinden    söz    eder,    her    gün    konağın avlusunda         bulunan         rengârenk         güller arasındaki      kırmızı      güllerden      bir      tanesini koparır,   Zeliha’ya   verirdi.   Osman   Hamdi’nin   bu ilgisi             Zeliha’nın             hoşuna             gider, konuşmalarından     etkilenirdi.Bu     görüşmeler uzun     süre     devam     etti.     Osman     Hamdi’nin Lagina’dan,        Turgut’tan        ayrılma        zamanı gelmiştir    ama    yapacak    önemli    bir    işi    daha vardır; ‘Zeliha’yı, babasından istemek.’ Osman   Hamdi,   Molla   Tahir’in   karşısına çıkar   ve   kızı   Zeliha’yı   ister.   Molla   Tahir,   bu   istek karşısında     öfkelenir:“Bu     ne     cüret!     Taşçıya verecek      kızım      yok      benim!”der.      Bu      çıkış karşısında,   ‘Taşçı   Paşa’yıkılır,   üzülürve   ‘kalbini’ Leyne’de bırakarak,İstanbul’un yolunu tutar. Daha   sonra   Zeliha’yı   başkasına   verirler. Düğün    öncesinde,    Osman    Hamdi’ye    düğün davetiyesi   gelir.   ‘Taşçı   Paşa’   da,   bir   porselen tabağın    ortasına,    kır    çiçekleri    içinde    bir    gül resmi      yapar      ve      düğün      hediyesi      olarak gönderir.     O     gül,     onun     Leyne’de     bıraktığı kalbidir. Bu tabağın adı,‘sevi (aşk) tabağı’dır. Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

OSMAN HAMDİ VE ZELİHA...

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (12)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

NÇT’nin Makaleleri

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017

OSMAN HAMDİ VE ZELİHA...

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (12)

1842      doğumlu      olan      Osman      Hamdi      Bey,      en      çok ‘kablumbağa   terbiyecisi’   tablosuyla   tanınan   bir   ressamımızdır.   O, 36    yaşına    kadar    Paris’te    hukuk    öğrencisi    ve    ressam,    Bağdat’ta siyasi    görevli,    gazeteci,    Paris    ve    Viyana’da    sergi    sorumlusu, diplomat     ve     Kadıköy     Belediye     Başkanıdır.İstanbul     Arkeoloji Müzesini   kurdu   ve   müdürlüğünü   yaptı(1881).   Tutkuyla   bağlandığı bu yeni görevi, O’nu resimden uzak tuttu bir süre… 1883-1895yılları    arasında    çeşitli    yerlerde    kazılar    yaptı    ve bunların    İstanbul’a    getirilmesini    sağladı.    Çalıştığı    kazı    alanları: Anadolu’da    Nemrut    Dağı,    Lagina,    Myrina,    Kyme,    Pergamon, Lübnan’da Sayda(Sidon) kral mezarları, Büyük İskender Lahdi… Osman   Hamdi,   1891   yılında,   Türk   tarihindeki   ilk   arkeolojik kazı    yeri    olan    Turgut(Leyne)-Lagina’ya    geldi.    Burada    arkeolojik kazıları   yürüttü.   Bu   kazılar   sırasında   şimdiki   restore   edilen   Molla Tahir’in   konağında   kaldı   ve   burayı   aynı   zamanda   kazı   evi   olarak kullandı. Türkiye’nin ilk kazı evidir, burası. Lagina   arkeolojik   kazılarından   çıkarılan   eserler,   develer   ve kağnılarla    Güllük    limanına    götürülüyor    ve    oradan    da    İstanbul Arkeoloji    Müzesine    taşınıyordu.    Osman    Hamdi,    eski    eserlerin korunması    ve    yurt    dışına    kaçırılmaması    için    uğraş    verdi.    1884 yılında,     ‘Asarı     Atika     Nizamnamesi     (eski     eserler     kanunu)’nin            çıkarılmasına         öncülük         etti.         Bu   durum,   yabancıların   tepkisine neden oldu. Osman   Hamdi   Bey’i,Leynelilerçok   sevdi.   O’nun   adını,   “Taşçı Paşa”   koydular.   Taşçı   Paşa,   Batı   kültürü   almış,   çağdaş   düşünceli bir     insandır.     Burada     kaldığı     süre     içinde,     bilgisi     ve     aydınlık düşüncesiyleonlara ışık oldu. Osman   Hamdi,   kaldığı   konağın   sahibi   Molla   Tahir’in   güzel kızı    Zeliha’ya    âşık    oldu.    Osman    Hamdi    ile    çakır    gözlü    Zeliha, konağın   geniş   bahçesindeki   nar   ve   narenciye   ağaçları   ile   güller arasında   bulunan,   içinde   ördeklerin   yüzdüğü,   havuzun   yanındaki kamelyanın altına oturur, kuş cıvıltıları arasında konuşurlardı. Osman   Hamdi,   Avrupa   yaşamından   ve   modernliğinden   söz eder,    her    gün    konağın    avlusunda    bulunan    rengârenk    güller arasındaki   kırmızı   güllerden   bir   tanesini   koparır,   Zeliha’ya   verirdi. Osman       Hamdi’nin       bu       ilgisi       Zeliha’nın       hoşuna       gider, konuşmalarından    etkilenirdi.Bu    görüşmeler    uzun    süre    devam etti.    Osman    Hamdi’nin    Lagina’dan,    Turgut’tan    ayrılma    zamanı gelmiştir    ama    yapacak    önemli    bir    işi    daha    vardır;    ‘Zeliha’yı, babasından istemek.’ Osman   Hamdi,   Molla   Tahir’in   karşısına   çıkar   ve   kızı   Zeliha’yı ister.    Molla    Tahir,    bu    istek    karşısında    öfkelenir:“Bu    ne    cüret! Taşçıya   verecek   kızım   yok   benim!”der.   Bu   çıkış   karşısında,   ‘Taşçı Paşa’yıkılır,      üzülürve      ‘kalbini’      Leyne’de      bırakarak,İstanbul’un yolunu tutar. Daha   sonra   Zeliha’yı   başkasına   verirler.   Düğün   öncesinde, Osman    Hamdi’ye    düğün    davetiyesi    gelir.    ‘Taşçı    Paşa’    da,    bir porselen   tabağın   ortasına,   kır   çiçekleri   içinde   bir   gül   resmi   yapar ve   düğün   hediyesi   olarak   gönderir.   O   gül,   onun   Leyne’de   bıraktığı kalbidir. Bu tabağın adı,‘sevi (aşk) tabağı’dır. Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
www.milas.org.tr    
Facebook sayfamız yayına başladı.

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

NÇT’nin Makaleleri

Diğer sayfalar için tıklayınız Diğer sayfalar için tıklayınız