GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
Okula,         müfettiş         geldi.         Müfettiş öğretmene,      dersi      bırak,      demokrat      öğret çocuklara    dedi.    Demokrat    Parti’nin    en    hızlı yıllarıydı.   Mecliste   sayısal   gücü   vardı.   Kimseyi dinlediği    yoktu.    Yasa    da    benim,    hukuk    da benim   dediği   yıllardı.   Kendisinden   olmayan   hiç kimseyi       taktığı       yoktu.       Muhalefeti       bile dinlemiyordu.   1950’li   yıllardı…      Öğretmen   ders anlatmayı   bırakmış,   Demokrat   Partiyi   övmeye, onun       yaptıklarını       anlatmaya       başlamıştı; ballandıra     ballandıra,     pembe     tablolar     çize çize…    Çocukların    demokrat    partili    olmasını sağlayacaktı,   bu   şekilde…   Müfettiş   öyle   istiyor, öğretmen   de   söylenileni   yapıyordu.   O   sırada çocuğun   biri   geç   kalmıştı.   Çocuk   mahçup   ve çekingen   bir   tavırla   başı   öne   eğik   içeri   girdi.     Öğretmen,     “Niye     geç     kaldın     oğlum?”     diye sordu.    Çocuk,    “Öğretmenim    kedimiz    doğdu” dedi.      “Eeee      doğduysa      ne      olcek”      dedi, öğretmen.   “Kedi   yavrusu,   kıpkırmızı   demokrat” dedi, çocuk. O   zaman   öğretmen,   “Aferin   oğlum,   geç yerine     otur”     dedi.     Bu     cevaptan     öğretmen memnun        kalmıştı.        Müfettişin        yanında öğretmen,   mutlu   olmuştu.   Müfettişin   gözüne gireceğini    düşünerek,    öğretmen    seviniyordu. Müfettişin      yanında      öğretmen,      Demokrat Parti’yi,   Menderes’i,   Bayar’ı   öve   öve   yere   göğe sığdıramıyordu.   Öğretmen   anlattıkça   coşuyor, coştukça    anlatıyordu.        Demokrat    Parti    için kullanabileceği   ne   kadar   iyi   söz   varsa,   hepsini arka arkaya sıralıyordu. Toplumda     kutuplaşma     yaratan,     ikilik yaratan,    hukuku    karşısına    almış,    üniversite hocalarına    meydan    okuyan,    vatandaşa    baskı yapan   Demokrat   Parti   gitmiş,   yerine   melek   gibi bir      parti      gelmişti.      Bazen      müfettiş      de, öğretmenin   anlattıklarına   içten   içe   şaşıyor,   o söylenilenlere       kendisi       de       inanamıyordu. Öğretmen    kraldan    fazla    kralcı    olup    çıkmıştı. Müfettiş,        öğretmeni        dinlerken,        “Bizim öğretmen    ne    cevher    bir    şeymiş    böyle”    diye düşünüyordu.     Müfettiş,     öğretmenin     söyle- diklerine   kendisi  de  inanmasa,   öğretmenin
söyledikleri   hoşuna   gitmiyor   değildi.   İçinden, “Aferin    öğretmen”    diyordu.    Müfettişin    okul teftişi,   böyle   Demokrat   Parti   dersiyle,   nutkuyla geçmişti.     Müfettiş     gitti.     Müfettiş     gitmeden önce,   öğretmene,   “Aferin   öğretmen,   çocuklara Demokrat’ı    iyi    belletmişsin,    sen    ara    sıra    bu derse      devam      et”      diye      sırtını      sıvazladı. Müfettişin      takdirini      aldığı      için      öğretmen memnun ve mutluydu…  Aradan    iki-üç    ay    geçtikten    sonra,    aynı müfettiş   tekrar   geldi.   Derste   gene   Demokrat anlatılıyordu.              Demokrat’a              övgüler düzülüyordu.    Müfettiş    o    geç    kalan    çocuğa, “Ahmet   kalk   baken   oğlum”   dedi,   sevecenlikle. Çocuk      kalktı.      Müfettiş,      “Geçenlerde      ne olduydu      oğlum?”      diye      sordu.      “Kedimiz doğduydu öğretmenim” dedi. Öğretmen: “Nasıl kediniz şimdi?” Çocuk: “Köküne kadar Halkçı” Öğretmen: “O gün Demokrat’tı ya” Çocuk:    “Öğretmenim    doğarken    gözleri kapalıydı.   Daha   sonra   gözlerini   açınca   Halkçı oldu” Öğretmen:    “Oğlum    Ahmet    bir    yanlışlık olmasın.     Kedi     gene     demokrattır     belki.     Bu insan   değil   ki   gözünü   açınca   parti   değiştirsin. Sen   bi   daha   düşün   baken.   Sizin   kedi   belki   hâla demokrattır.” Çocuk:   “Hayır   öğretmenim.   Bizim   kedi   o zaman   dünyaya   gözü   kapalı   gelmişti.   Hayatı, gerçekleri       bilmiyordu.       Biraz       büyüyünce, hayatın    gerçeklerini    görünce    birden    Halkçı oldu   olvedi.   Onun   Halkçı   olmasında   valla   billa benim bi suçum yok.” Çocuğun         bu         cevabı         karşısında müfettişin   yüzünün   rengi   değişmişti.   Yüzü   al   al olmuş,   mimikleri   hareket   etmeye   başlamıştı. Çocuktan    alınan    cevap    onu    rahatsız    etmişti. Maya tutmamıştı mı, ne… Çocuk    tedirgindi.    Öğretmen,    kendisini azarlar,     bağırır     diye     korkuyordu.     Müfettiş, kendisi   yüzünden   öğretmene   bir   şey   söyler   mi diye çekiniyordu. Bu    cevap    karşısında    öğretmen    şaşırdı. Müfettiş   onları   izliyordu.   Müfettiş   de   şaşkınlık içinde,    ne    diyeceğini    bilemiyordu.    Müfettiş kızgınlıkla sınıftan çıkıp gitti… Bir    süre    sonra    öğretmenin    tayini    bir başka yere çıktı… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

KIPKIRMIZI DEMOKRAT

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (2)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017
Okula,    müfettiş    geldi.    Müfettiş    öğretmene,    dersi    bırak, demokrat    öğret    çocuklara    dedi.    Demokrat    Parti’nin    en    hızlı yıllarıydı.   Mecliste   sayısal   gücü   vardı.   Kimseyi   dinlediği   yoktu.   Yasa da   benim,   hukuk   da   benim   dediği   yıllardı.   Kendisinden   olmayan hiç    kimseyi    taktığı    yoktu.    Muhalefeti    bile    dinlemiyordu.    1950’li yıllardı…      Öğretmen   ders   anlatmayı   bırakmış,   Demokrat   Partiyi övmeye,     onun     yaptıklarını     anlatmaya     başlamıştı;     ballandıra ballandıra,   pembe   tablolar   çize   çize…   Çocukların   demokrat   partili olmasını   sağlayacaktı,   bu   şekilde…   Müfettiş   öyle   istiyor,   öğretmen de    söylenileni    yapıyordu.    O    sırada    çocuğun    biri    geç    kalmıştı. Çocuk   mahçup   ve   çekingen   bir   tavırla   başı   öne   eğik   içeri   girdi.     Öğretmen,     “Niye     geç     kaldın     oğlum?”     diye     sordu.     Çocuk, “Öğretmenim    kedimiz    doğdu”    dedi.    “Eeee    doğduysa    ne    olcek” dedi, öğretmen. “Kedi yavrusu, kıpkırmızı demokrat” dedi, çocuk. O   zaman   öğretmen,   “Aferin   oğlum,   geç   yerine   otur”   dedi. Bu    cevaptan    öğretmen    memnun    kalmıştı.    Müfettişin    yanında öğretmen,      mutlu      olmuştu.      Müfettişin      gözüne      gireceğini düşünerek,   öğretmen   seviniyordu.   Müfettişin   yanında   öğretmen, Demokrat     Parti’yi,     Menderes’i,     Bayar’ı     öve     öve     yere     göğe sığdıramıyordu.       Öğretmen       anlattıkça       coşuyor,       coştukça anlatıyordu.      Demokrat   Parti   için   kullanabileceği   ne   kadar   iyi   söz varsa, hepsini arka arkaya sıralıyordu. Toplumda     kutuplaşma     yaratan,     ikilik     yaratan,     hukuku karşısına   almış,   üniversite   hocalarına   meydan   okuyan,   vatandaşa baskı   yapan   Demokrat   Parti   gitmiş,   yerine   melek   gibi   bir   parti gelmişti.   Bazen   müfettiş   de,   öğretmenin   anlattıklarına   içten   içe şaşıyor,    o    söylenilenlere    kendisi    de    inanamıyordu.    Öğretmen kraldan   fazla   kralcı   olup   çıkmıştı.   Müfettiş,   öğretmeni   dinlerken, “Bizim   öğretmen   ne   cevher   bir   şeymiş   böyle”   diye   düşünüyordu. Müfettiş,    öğretmenin    söyle-diklerine            kendisi        de        inanmasa,          öğretmenin   söyledikleri   hoşuna   gitmiyor   değildi.   İçinden,   “Aferin öğretmen”   diyordu.   Müfettişin   okul   teftişi,   böyle   Demokrat   Parti dersiyle,    nutkuyla    geçmişti.    Müfettiş    gitti.    Müfettiş    gitmeden önce,    öğretmene,    “Aferin    öğretmen,    çocuklara    Demokrat’ı    iyi belletmişsin,   sen   ara   sıra   bu   derse   devam   et”   diye   sırtını   sıvazladı. Müfettişin takdirini aldığı için öğretmen memnun ve mutluydu…  Aradan   iki-üç   ay   geçtikten   sonra,   aynı   müfettiş   tekrar   geldi. Derste      gene      Demokrat      anlatılıyordu.      Demokrat’a      övgüler düzülüyordu.   Müfettiş   o   geç   kalan   çocuğa,   “Ahmet   kalk   baken oğlum”   dedi,   sevecenlikle.   Çocuk   kalktı.   Müfettiş,   “Geçenlerde   ne olduydu    oğlum?”    diye    sordu.    “Kedimiz    doğduydu    öğretmenim” dedi. Öğretmen: “Nasıl kediniz şimdi?” Çocuk: “Köküne kadar Halkçı” Öğretmen: “O gün Demokrat’tı ya” Çocuk:    “Öğretmenim    doğarken    gözleri    kapalıydı.    Daha sonra gözlerini açınca Halkçı oldu” Öğretmen:   “Oğlum   Ahmet   bir   yanlışlık   olmasın.   Kedi   gene demokrattır     belki.     Bu     insan     değil     ki     gözünü     açınca     parti değiştirsin.    Sen    bi    daha    düşün    baken.    Sizin    kedi    belki    hâla demokrattır.” Çocuk:   “Hayır   öğretmenim.   Bizim   kedi   o   zaman   dünyaya gözü      kapalı      gelmişti.      Hayatı,      gerçekleri      bilmiyordu.      Biraz büyüyünce,    hayatın    gerçeklerini    görünce    birden    Halkçı    oldu olvedi. Onun Halkçı olmasında valla billa benim bi suçum yok.” Çocuğun    bu    cevabı    karşısında    müfettişin    yüzünün    rengi değişmişti.   Yüzü   al   al   olmuş,   mimikleri   hareket   etmeye   başlamıştı. Çocuktan   alınan   cevap   onu   rahatsız   etmişti.   Maya   tutmamıştı   mı, ne… Çocuk   tedirgindi.   Öğretmen,   kendisini   azarlar,   bağırır   diye korkuyordu.   Müfettiş,   kendisi   yüzünden   öğretmene   bir   şey   söyler mi diye çekiniyordu. Bu    cevap    karşısında    öğretmen    şaşırdı.    Müfettiş    onları izliyordu.   Müfettiş   de   şaşkınlık   içinde,   ne   diyeceğini   bilemiyordu. Müfettiş kızgınlıkla sınıftan çıkıp gitti… Bir süre sonra öğretmenin tayini bir başka yere çıktı… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ

KIPKIRMIZI DEMOKRAT

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (2)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

www.milas.org.tr