GSM: 0.542.535 51 71   |   e-Posta:                     
Ülkelerden            birisinde,            Anayasa referandumunda     Evet     ve     Hayır     arasındaki kutuplaşma,   seçmenlerden   sonra,   o   ülkedeki trafik     lambalarına     da     yansıdı.     O     ülkenin kentlerinden       birinde       kavşakta       bulunan, yüzyüze   bakan,   yayalar   için   yerine   göre   kırmızı yerine   göre   yeşil   yanan   trafik   lambaları,   şimdi birbirilerinin yüzüne bakmaz oldu. Onlar   arasında   şimdiye   dek   hiçbir   sorun yaşanmamış    ve    duyulmamıştı.    Komşulukları iyiydi.     İyi     günde     kötü     günde     birlikte     ve birbirlerinin    destekçisiydiler.    Ayrıları    gayrıları yoktu.     Hatta     onların     su     sızdırmayan     bu dostluklarını       çevredekiler       imrenir,       saygı duyarlardı.           Komşuluk           ilişkileri           ve dayanışmaları örnek alınırdı hep… Anayasa   referandum   süreci,   çok   gergin ve   çekişmeli   geçiyordu,   o   ülkede.   Propaganda sürecinde;   Hayır   oyu   kullanmak   isteyenler   için vatan     hainliği,     terör     örgütleri     işbirlikçiliği, Türkiye   düşmanı   Batı   yanında   yer   almak   gibi suçlamalar     havada     uçuşuyordu.     Evetçilerle Hayırcılar     arasında     keskin     bir     kutuplaşma, derin    bir    uçurum    meydana    gelmişti.    Dünün dostları,      bugünkü      propaganda      üslubuyla, neredeyse         birbirlerine         düşman         hale gelmişlerdi.   Demokratik   bir   seçim   ve   oy   hakkı, anlaşılmaz        ve        anlatılamaz        bir        yola sokulmuştu… O           ülkenin           insanları           kadar; gökyüzündeki,   karadaki   ve   denizdeki   tüm   canlı varlıklar,    bu    ortamdan    etkilenmiş;    onlar    da kendi     aralarında     Evet-Hayır     tartışması     ve kutuplaşmasının       içine       girmişlerdi.       Hatta kentlerdeki   trafik   lambaları   bile   bu   tartışmanın içindeydi… Yazının     başındaki     trafik     lambalarının tartışmaları    ve    küslükleri,    çok    ilgi    çekici    ve meraklandırıcıydı. Olay     hakkında     kavşaktaki     esnaflarla konuştuk,      lambaların      neden      küstüklerini öğrenmeye     çalıştık.     Anlatılanlara     göre     iki lamba arasındaki diyalog şöyle gelişmiş; Lambalardan          Birisi;          "Ben          bu referandumda Evet oyu kullanacağım," demiş. Diğer      Lamba;       "Ben      Hayır     oyu
kullanacağım," demiş. Lambalardan     Birisi,     Diğer     Lambaya, "Sen    vatan    hainisin,    terör    örgütleriyle    aynı davranıyorsun," diye efelenmiş. Diğer   Lamba,   "Bugüne   kadar   sen   benim terör     örgütlerine     destek     verdiğimi,     onların lehinde    tek    bir    söz    söylediğimi    duydun    mu hiç?" diye sorar. Lambalardan      Birisi,      Diğer      Lambaya yanıt   verir:   "Hayır,   bugüne   kadar   sen   ülkede huzursuzluk    yaratan,    canlı    bomba    patlatan, darbe   girişiminde   bulunanlara   hep   karşıydın. Konuşmalarımızda   bunları   söylerdin.   Seçimle gelen    seçimle    gitmeli    derdin.    Aramızda    bir çelişki yoktu hiç!” Diğer       Lamba,       biraz       da       kızarak, Lambalardan   Birisine   öfkeyle   sesinin   tonunu yükseltti,   "Eee!   madem   öyle,   şimdi   neden   beni vatan    hainliği    ile    suçluyorsun?    Yakıştı    mı    bu sana      ve      bugüne      kadarki      sırdaşlığımıza, arkadaşlığımıza?..” Diğer    Lamba    çok    kızmıştı    arkadaşına. Onun      kendisi      hakkında      düşündükleri      ve söylediklerini   kabullenemiyordu.   Düpedüz   bu bir    haksızlıktı.    Dost    olan    birisi    gitmiş    yerine çamur    at    izi    kalsın,    mantıktan    uzaklaşmış, duygularının    esiri    olmuş,    kendi    söylediğine kendisi    de    inanmayan    birisi    gelmişti.    Diğer Lambanın   söyleyecek   çok   şeyi   vardı,   doluydu ama   karşısında   onu   anlayacak   birisi   yok   gibi duruyordu      ve      devam      etti      konuşmasına: “Madem     Hayır     oyu     verenler     vatan     haini, işbirlikçi;     o     zaman     seçim     yapılmayacaktı, meclisten        bir        kanunla        bu        anayasa değişiklikleri    kabul    edilmiştir    diye    bir    karar alınacaktı…   Ne   gerek   vardı   bu   kadar   masrafa, kargaşaya   ve   düşmanlığa?   Evet   oyu   kullanmak bir   haksa,   Hayır   oyu   kullanmak   neden   bir   hak olarak görülmüyor?” Lambalardan   Birisi,   Diğer   Lambanın,   bu tepkisine   bir   şey   diyemedi,   sustu   ve   başını   öte tarafa çevirdi... Hayırcı       Diğer       Lamba,       referandum sonucunda,    akıl    ve    mantık    galip    gelsin    diye geçirdi       içinden.“Bu       çağda,       parlamenter düzenin    çoğulcu    sisteminden    uzaklaşıp,    tek kişinin   buyruğualtında   yaşamak   akıl   kârı   bir   değil,    Hayır’da    hayır    vardır    mutlaka,    ülkenin selameti   /   esenliği   için   Hayır(lısı)   olur   inşallah!” dedi kendi kendine… Olayın      içyüzünü      bilmeyen      karşıdan karşıya      geçen      yayalar      ise,      Lambalardan Birisinin     başka     yöne     bakmasının     nedenini kavramakta    güçlük    çekiyor,    bu    lambalar    ne zaman   yüzyüze   bakacaklar   acaba   diye   merak diyorlardı… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ
© Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ / Milas - 2017
www.milas.org.tr  

REFERANDUM ÖYKÜLERİ - 1

TRAFİK LAMBALARININ,

EVET-HAYIR TARTIŞMASI!

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (9)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

GSM: +90.542.535 51 71   |   e-Posta: nctmilas@gmail.com
© Nevzat Çağlar Tüfekçi / Milas - 2017
Ülkelerden    birisinde,    Anayasa    referandumunda    Evet    ve Hayır    arasındaki    kutuplaşma,    seçmenlerden    sonra,    o    ülkedeki trafik    lambalarına    da    yansıdı.    O    ülkenin    kentlerinden    birinde kavşakta   bulunan,   yüzyüze   bakan,   yayalar   için   yerine   göre   kırmızı yerine    göre    yeşil    yanan    trafik    lambaları,    şimdi    birbirilerinin yüzüne bakmaz oldu. Onlar   arasında   şimdiye   dek   hiçbir   sorun   yaşanmamış   ve duyulmamıştı.   Komşulukları   iyiydi.   İyi   günde   kötü   günde   birlikte ve    birbirlerinin    destekçisiydiler.    Ayrıları    gayrıları    yoktu.    Hatta onların    su    sızdırmayan    bu    dostluklarını    çevredekiler    imrenir, saygı     duyarlardı.     Komşuluk     ilişkileri     ve     dayanışmaları     örnek alınırdı hep… Anayasa     referandum     süreci,     çok     gergin     ve     çekişmeli geçiyordu,   o   ülkede.   Propaganda   sürecinde;   Hayır   oyu   kullanmak isteyenler   için   vatan   hainliği,   terör   örgütleri   işbirlikçiliği,   Türkiye düşmanı     Batı     yanında     yer     almak     gibi     suçlamalar     havada uçuşuyordu.   Evetçilerle   Hayırcılar   arasında   keskin   bir   kutuplaşma, derin    bir    uçurum    meydana    gelmişti.    Dünün    dostları,    bugünkü propaganda     üslubuyla,     neredeyse     birbirlerine     düşman     hale gelmişlerdi.    Demokratik    bir    seçim    ve    oy    hakkı,    anlaşılmaz    ve anlatılamaz bir yola sokulmuştu… O     ülkenin     insanları     kadar;     gökyüzündeki,     karadaki     ve denizdeki   tüm   canlı   varlıklar,   bu   ortamdan   etkilenmiş;   onlar   da kendi   aralarında   Evet-Hayır   tartışması   ve   kutuplaşmasının   içine girmişlerdi.   Hatta   kentlerdeki   trafik   lambaları   bile   bu   tartışmanın içindeydi… Yazının     başındaki     trafik     lambalarının     tartışmaları     ve küslükleri, çok ilgi çekici ve meraklandırıcıydı. Olay   hakkında   kavşaktaki   esnaflarla   konuştuk,   lambaların neden    küstüklerini    öğrenmeye    çalıştık.    Anlatılanlara    göre    iki lamba arasındaki diyalog şöyle gelişmiş; Lambalardan     Birisi;     "Ben     bu     referandumda     Evet     oyu kullanacağım," demiş. Diğer                  Lamba;                     "Ben                  Hayır               oyu   kullanacağım," demiş. Lambalardan    Birisi,    Diğer    Lambaya,    "Sen    vatan    hainisin, terör örgütleriyle aynı davranıyorsun," diye efelenmiş. Diğer   Lamba,   "Bugüne   kadar   sen   benim   terör   örgütlerine destek   verdiğimi,   onların   lehinde   tek   bir   söz   söylediğimi   duydun mu hiç?" diye sorar. Lambalardan    Birisi,    Diğer    Lambaya    yanıt    verir:    "Hayır, bugüne    kadar    sen    ülkede    huzursuzluk    yaratan,    canlı    bomba patlatan,       darbe       girişiminde       bulunanlara       hep       karşıydın. Konuşmalarımızda     bunları     söylerdin.     Seçimle     gelen     seçimle gitmeli derdin. Aramızda bir çelişki yoktu hiç!” Diğer     Lamba,     biraz     da     kızarak,     Lambalardan     Birisine öfkeyle   sesinin   tonunu   yükseltti,   "Eee!   madem   öyle,   şimdi   neden beni   vatan   hainliği   ile   suçluyorsun?   Yakıştı   mı   bu   sana   ve   bugüne kadarki sırdaşlığımıza, arkadaşlığımıza?..” Diğer     Lamba     çok     kızmıştı     arkadaşına.     Onun     kendisi hakkında     düşündükleri     ve     söylediklerini     kabullenemiyordu. Düpedüz   bu   bir   haksızlıktı.   Dost   olan   birisi   gitmiş   yerine   çamur   at izi   kalsın,   mantıktan   uzaklaşmış,   duygularının   esiri   olmuş,   kendi söylediğine   kendisi   de   inanmayan   birisi   gelmişti.   Diğer   Lambanın söyleyecek   çok   şeyi   vardı,   doluydu   ama   karşısında   onu   anlayacak birisi   yok   gibi   duruyordu   ve   devam   etti   konuşmasına:   “Madem Hayır     oyu     verenler     vatan     haini,     işbirlikçi;     o     zaman     seçim yapılmayacaktı,   meclisten   bir   kanunla   bu   anayasa   değişiklikleri kabul   edilmiştir   diye   bir   karar   alınacaktı…   Ne   gerek   vardı   bu   kadar masrafa,   kargaşaya   ve   düşmanlığa?   Evet   oyu   kullanmak   bir   haksa, Hayır oyu kullanmak neden bir hak olarak görülmüyor?” Lambalardan   Birisi,   Diğer   Lambanın,   bu   tepkisine   bir   şey diyemedi, sustu ve başını öte tarafa çevirdi... Hayırcı     Diğer     Lamba,     referandum     sonucunda,     akıl     ve mantık   galip   gelsin   diye   geçirdi   içinden.“Bu   çağda,   parlamenter düzenin        çoğulcu        sisteminden        uzaklaşıp,        tek        kişinin buyruğualtında   yaşamak   akıl   kârı   bir   iş   değil,   Hayır’da   hayır   vardır mutlaka,   ülkenin   selameti   /   esenliği   için   Hayır(lısı)   olur   inşallah!” dedi kendi kendine… Olayın   içyüzünü   bilmeyen   karşıdan   karşıya   geçen   yayalar ise,    Lambalardan    Birisinin    başka    yöne    bakmasının    nedenini kavramakta    güçlük    çekiyor,    bu    lambalar    ne    zaman    yüzyüze bakacaklar acaba diye merak diyorlardı… Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ  

REFERANDUM ÖYKÜLERİ - 1

TRAFİK LAMBALARININ, EVET-HAYIR TARTIŞMASI!

Nevzat Çağlar TÜFEKÇİ’nin Öyküleri (9)

NÇT’nin Milas Yazıları

NÇT’nin Öyküleri

NÇT’nin Kitapları

NÇT’nin Özyaşamı

NÇT

www.milas.org.tr